
Bunların arasında daha bişrkaç haftalık olanlar, tek elinize çok rahat sığacak olanlar vardı. Hepsi sağlıklıydı.
16 Ekim sabahı güya aralarına yanlışlıkla bir kuduz vakası karıştığı bahanesiyle hiç bir tetkik yapılmadan, tedbir alınmadan, karantinaya gerek görülmeden 1 odaya doluşturulup katledildiler. Köpeklerin kuduz olup olmadığı bile belli değildi, sadece birilerinin şüphesi yani ihmalkarlığıydı onları korkunç bir ölüme götüren.
Bana verilen bilgiye göre Hasdal barınağında ötenzai sistemi yok dolayısıyla onların uyutulduğunu zannetmeyin, kelimenin tam anlamıyla cani bir yöntemle topluca katledildiler. Hemen acele bir rapor hazırlandı ve bebeklerden kalanlar acilen yok edildi.
Bu olay pek çok farklı kaynaktan özellikle de hayvansever gruplar ve barınakta gözlemci olan gönüllüler tarafından doğrulandı.
Olayı gerçekleştiren kişilerin daha önceden de benzer vukuatlardan dolayı mimlenmiş kişiler.
2010 Kültür Başkenti olacak bir büyükşehirde olacak iş mi bu? Lalelere, bahçelere, bir çok şeye bulunan finansman bu köpeklere bir kuduz testi yapmaya, gözlem altında bir süre tutmaya yetmiyor mu? Bu devirde kontrollü bir ortam olan köpek barınağında kuduz şüphesinin (dikkatinizi çekiyorum kuduz şüphesi vardı sadece hastalığın kendi değil) çaresi toplu katliam mıdır?
Hasdal gibi ana toplama ünitesi olan bir barınakta neden yeterli kaynak olmuyor da, mama ve diğer gereksinimleri hep hayvanseverler ve gönüllüler sağlıyor? Büyükşehir Belediyesi’nin buraya aktaracak kaynağı, desteği olmadığına inanmıyorum, inanmak istemiyorum.
"Kültür Başkenti" oldukça iddialı bir sıfat ve elbette İstanbul bunu hak ediyor ama bizler de toplum ve yöneticiler olarak buna layık olmaya çalışmalıyız.. En başta da bize emanet edilen bu zavallı canlara sahip çıkmalıyız.
Bu olayda belki direkt olarak bir etkim yok ama o zavallı bebekleri düşündükçe içim sızlıyor ve vicdan azabı çekiyorum.
Küçük melekler sizlerden şahsım ve diğer hayvanseverler adına özür diliyorum, sizler için yeterince insan olamadığımız, bencilliğimizi, adam sendeciliğimizi aşamadığımız için.
Selin Kunt Tütüncü