
Jaycee Dugard, ABD’de Kaliforniya’da 1991 yılında 11 yaşındayken kaçırıldı. Okula gitmek için çıktığı evden otobüs durağına doğru yürürken yol sormak için yanında duran arabadaki adamın hayatını baştan sona değiştirecek bir sapık olduğunu nereden bilebilirdi ki? Üstelik bu sapık yani Phillip Garrido yalnız değildi yanında karısı Nancy de vardı... Elektrikli şok aletiyle bayıltılan Jaycee; annesi ve üvey babasıyla oturduğu evden iki saat uzaklıktaki bir kasabada, Phillip ve Nancy’nin evinin arka bahçesinde hapsedildi. Jaycee’nin kaçırılması bütün Amerika’da haber oldu, her yerde arandı... Ancak Jaycee’den önce başka bir kızı da kaçırmaktan yanı sıra tecavüz ve uyuşturucudan sabıkası bulunan Phillip’in evi şartlı tahliye memurları tarafından sık sık denetlenmesine rağmen bulunamadı!
KARMAŞIK BİR KİTAP
Jaycee’nin serbest kaldıktan iki yıl sonra yazdığı anıları tüm dünyada raflara çıktığı ilk günden beri milyonlarca sattı. Bu kitabı okurken, hikaye o kadar fantastik ki her satırı ’aslında bunlar yaşandı’ diye kendinize hatırlatarak okumanız gerekiyor.
18 yıl boyunca, sapık Garrido’ların arka bahçesinde bir hayat kuran Jaycee, kitabı yazmasının nedenini açıklarken şunları söylüyor önce: ’Bu kitabı bazılarınız karışık bulabilir ama kitabım boyunca karmaşık dünyamı anlattığımı sakın unutmayın. O yıllar boyunca hissettiğim ıstırap dolu kargaşaları aktarma, aileme ve bana verdiği hasarların üstesinden gelme teşebbüsüdür bu kitap.’
Serbest kaldıktan sonra uzun süre psikolojik tedavi gören Jaycee, yaşadıklarını geçen yıl bir televizyon kanalına çıkarak kısaca anlatmıştı. Kitap neredeyse gün gün ve tüm detaylarıyla yaşadıklarının belgesi. Her bölümün altında ’Yansımalar’ adında bir bölüm daha var. Anlattıkları o günlerde yaşadıkları; yansımalarıysa bugün o günlere dair hissettiklerinden oluşuyor.
Hasta ruhlu, uyuşturucu bağımlısı ve pedofili bir adam. Kendini büyük bir müzisyen zannediyor. Evinin arka bahçesinde kurduğu küçük bir stüdyosu var. Jaycee’yi kaçırdıklarında uzun süre burada tutuyor. Karısıysa bir yaşlı bakım evinde çalışan dışarıdan baktığınızda ’normal’ biri!
Satırlar arasında hızlıca ilerlerken, -ki bir solukta yani elinizden bırakmadan bitireceğiniz bir kitap- bu iki insanın ruh halini anlayacağınız birçok detayla karşılaşacaksınız. 11 yaşındaki bir kızın gözünden büyükler dünyasına ait ve asla bilmemesi gereken şeyleri öğrenip yaşarken bu kişilerin kim olduğuna dair ipuçlarını da anlatıyor.
ADINI ASLA SÖYLEME!
Jaycee’ye öğrettikleri ilk kural adını asla söyleme, asla yazma! Henüz oluşturmaya başladığı kimliğinin içini boşalttıkları yıllar boyunca kendilerine itaat eden küçük kız, bir süre sonra kaçınılmaz olarak ’Stockholm sendromu’na kapılıyor... Burada bir es verip bu sendromun ne olduğunu kısaca yazmalıyım. Stokholm sendromu, rehinenin kendisini rehin alan kişiye duygusal anlamda bağlanması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan bir terim.
Bu elbette bir günde olacak şey değil.
Jaycee’nin ilk arkadaşları kedileri ve köpekleri... İlk kaçırıldığı günlerde bahçedeki saldırgan köpeklerle tehdit edilen Jaycee daha sonra onlarla arkadaş oluyor. 14 yaşındayken ilk bebeğini doğuran Jaycee, arka bahçedeki ilkel şartlarda Phillip ve karısının yardımıyla gerçekleştiriyor doğumu... İkinci bebeğiyse 17 yaşındayken dünyaya getiriyor. İlk bebek doğduktan sonra Jaycee de artık ’kaçmak’ fiilinden ve dışarıda başka bir dünya olduğuyla ilgili gerçeklerden tamamen kopmuş oluyor... Hatta celladı Phillip’in evde kurduğu baskı atölyesinde çalışan, zaman zaman dışarı çıkan genç kız, komşularının ihbarıyla bulunduğunda gerçek adını bile söyleyemiyor uzun süre...
Kurtulduktan sonra annesi, teyzesi ve kız kardeşine kavuşmasını ve uzun süren terapi seanslarından sonra JAYC Vakfı’nı kurması gibi detayları da bulacağınız kitap bittiğinde içinizde büyük bir düğüm kalacak...
Gülay Altan
