
Döviz cephesinde genel olarak doların çok sayıda para birimi karşısında değer kazandığı gözlemlendi. Doların hızla değer kazanmasında ise özellikle Euro Bölgesi’nde yaşanan borç sorununun kontrolden çıkma tehlikesi etkili oldu.
ABD’de borç limitine yönelik tartışmaların etkisiyle yıl içerisinde 1.42 seviyelerine kadar yükselen parite daha sonra etkisi giderek artan Euro Bölgesi kaygılarıyla inişe geçti. Yıl sonunda 1.2858 seviyesiyle son bir yılın en düşük seviyesine inen parite yılı 1.2916’dan yüzde 3’lük kayıpla kapadı. Türk Lirası ise yüzde 22’lik düşüşle dolar karşısında dünya çapından en çok değer kaybeden para birimi oldu.
MÜDAHALE GELDİ
Diğer yandan 2011’e büyük oranda spekülatif hareketler damgasını vurdu. Sermaye piyasalarında umduğunu bulamayan yatırımcılar zaman zaman döviz piyasasında tartışmalara neden olan işlemler gerçekleştirdi.
Özellikle kriz döneminde güvenli liman olarak tercih edilen Japon Yeni ve İsviçre Frankı yatırımcıların hedefi haline geldi. Ancak bu para birimlerinde gerçekleşen sert iniş ve çıkışlar merkez bankalarını harekete geçirdi.
DİBE VURULMADI AMA PİYASALARDA GÜVEN KALMADI
Japonya’da yaşanan şiddetli deprem, Euro Bölgesi’nin borç sorununu çözme konusunda beklenmedik derecede beceriksiz çıkması ve ABD’nin yavaşlayan ekonomisini canlandıramaması piyasaları çok yıprattı.
Uzmanlar 2012’de en öncelikli konunun piyasalarda yaşanan güven bunalımının ortadan kaldırılması olacağını belirtiyor.
