Yıl biterken geleneği bozmayalım ve basketbol âlemimizin iz bırakan “en”lerini sıralayalım.
Hamiş; Tamamen kişisel seçimlerdir ve hiçbir oylama veya fikir sorulma yapılmamış, önem sırasına konmadan rastgele serpiştirilmiştir. Listeye girmeyenler belki de “EN” önemli olanlardır.
Ne yaptığını, neden bizimle olduğunu bilemediğimiz, ne zaman köşeye sıkışsa İtalya’ya transfer haberlerini yayan “en fazla kredisinden yiyen”; Bogdan Tanyeviç.
Antalya Anadolu ateşi balonu patlayan, bütün zamanların “En kıpraşık yürütücüsü”; Doğan Hakyemez namı diğer DODO. Burada bir açıklama yapmak gerek. Ne zaman menajer yazsam bilgisayar dil düzelticim “yürütücü” olarak öz Türkçesini düzeltiyor. Koşut başka bir anlam çıkarılmamalıdır.
Artık nadastan çıkması gerektiğine inandığım, ben dâhil her tarafından “en fazla hakkı yenen bütün zamanların en beyefendi koçu”; Aydın Örs.
Yaratana kurban, “kıymeti en kendinden menkul koç”;Halil Üner.
Basketbola ilişkin yaptığı en yakın hareket Basketbol ligi yayınları anonsunda bir cafe sandalyesinde zıplamak olan “en ağır maç yorumcusu”; Kaan Kural.
Basketbolumuzun makûs kaderi olmuş “en değiştirilemez Federasyon Başkanı”;Turgay Demirel’ce Milli Takım koçluğu için “en tu kaka” edilmiş ve fakat Avrupa’da “en başarılı Türk koçlar”; Oktay Mahmudi ve Erman Kunter.
Tarafımca “en fazla bel bağlanmış” ve fakat bu yıl henüz tıkını göremediğimiz “en kafası karışık koç”; Ergin Ataman.
Ders veren, kendisine iş aradığını çok fazla belli eden tavrını bırakması dilediğim “en ehveni şer TV yorumcusu”; Çetin Yılmaz.
Bu kez, CHP’den Beşiktaş Belediye Başkanlığı adaylığı bayrak kapma yarışında uğraş veren “en renkli muhalif basketbol adamı”; Hasan Bozkurter.
Yanardönerlik suçlamaları aksine dobra tavrını kesintisiz sürdüren “espri yeteneğini en kıskandığım basketbol yazarı”; Ahmet Kurt.
Bugünlük bu kadar yıl bitmeden “çeşitlik” yapan olursa ilave bir liste yaparım.