Ne keyfimizden, ne dine, edebe aykırı gitmemizden. Bir an geçmek istiyoruz kendimizden. İçip içip sarhoş olmamız bu yüzden...
Hayyam’ın dediği gibi; kendimizden geçmek istediğimizdendir sarhoşluğumuz. Sanki kederimize iyi gelecek ya, içeriz. Oysa kontrolsüz içmek, sadece fazladan keder getirir bize. Alkolün etkisi geçtiğinde, hatırlamak istemediğimiz anlar kalır geriye. Mevcut kederimiz de bakidir üstelik.
Eski manken Deniz Akkaya’nın basına yansıyan fotoğraflarını görmüşsünüzdür. Aldığı alkolün etkisiyle ayakta durmakta zorlanıyor ve merdivenlerden yuvarlanıp, yere kapaklanıyor. Flaşlar patlıyor, ortaya hoş olmayan kareler çıkıyor. Kim bilir, neleri unutmak istiyor? Ne tür bir bunalımın pençesinde alkole sığınıyor? Nedir sertçe yere çakılmasına sebep olan?
Yaklaşık on beş milyon insan, alkolün mucize olduğuna inanıyor. Rahatlatıyor, unutturuyor. Bir başka deyişle; çok güzel uyuşturuyor. Sıkıntılarla mücadele etmek yerine, uyuşarak sıkıntılardan uzaklaşmak istiyoruz. Yoksunluklarımızı şişenin dibinde arıyoruz. Peki buluyor muyuz? Hayır. Zira alkol mucizedir ama şeytanın mucizesidir. Sorunu çözmek yerine, tam tersi bir etkiyle sorunu büyütür.
Ne olursa olsun, çökkünlükle mücadele etmeliyiz. Etmek zorundayız. Daha çok can kırıklıkları yaşayacağız. Acımasızca terkedileceğiz. Hakk’ın rahmetine kavuşacak sevdiklerimiz. Sımsıkı sarıldığımız işimizden olacağız. Dost dediğimiz, düşman misali sırtımızdan hançerleyecek. Sonu yok!
Acılarla dolu ama tatlı bir hayat bahşedilmiş bize. Mutsuz olmak için onlarca ve hatta yüzlerce sebep var. Unuttuğumuz şu ki; mutlu olmak için de öyle. Çözüm; hayatın tatlılıklarına odaklanmak ve hayatı sevmekte. Bir de "şükür" bilincine erişmek lazım. Yani, hayatımızdan tatmin olabilmek.
Dibe vurmuş olmamız, zirveye çıkmayacağımız anlamına gelmez. Düştüysek kalkarız. Daha ölmedik ya! Süşmez, kalkmaz da bir Allah zaten. Haydi kalk ayağa Deniz Akkaya! Nice güzellikler kapıda.
Ahu ŞENTÜRK
senturkahu@gmail.com