Dün, Hıncal Uluç’un köşesinde, Armağan başlıklı bir yazısı vardı.
Okudunuz mu bilmem.
Okumayanlar için, yazısını yorumlayarak yazacağım.
Yazının başlığı ne?
Armağan.
Hediye yani. Birisinden Hıncal’a, ya da Hıncal’dan birisine.
Hıncal’ın doğum günü imiş, kaç yaşına bastığını bilmiyorum, ve bu yazıyı yazmasaydı,merakta etmeyecektim.Ben insanların yaşları ile ilgilenen biri değilimdir. Bana ne.
Hıncal’ın doğum gününde, eskiden, yani 18 li yaşlarda yanında çalışmış, 2 genç kız, iki dergiye kapak olmuş, tesadüf tabii.
Hıncal’da bundan çok gurur duymuş.Ve bu durumu, kendisine doğum günü hediyesi kabul etmiş.
Niyeyse.
Nehir Erdoğan ve Pelin Sönmez’den bahsediyor.
Bu kızlar dergilere kapak olmuş, ve bu da Hıncal’a doğum günü hediyesi olmuş.
Komik tabii.
Yazısı,kızların babası gibi değil inanın.Genç kızlara olan hayranlığı. Ve kocaman olmuş genç kız zaafı var.
Bu kızları, Tv ışıklarına o çıkarmışmış. Şimdi de, gurur duyuyormuşmuş. İkisini de ayrı ayrı, nasıl methediyor bilemezsiniz. Kendine ne anlamda paye çıkardı, hiç anlayamadım. Bu ne hayranlık, bu ne merak hiç
anlayamadım.
Yaşlı bir adamın genç kızlara bu kadar mı zaafı olur.
İnsanın zaafı yaşlandıkça kendini teslim alırmış, bu da o hesap.
70 yaşında, yaşlı bir adam, genç bir oyucuyu tarif ediyor... ÇITIR?
Babası gibi beğense çıtır demez elbette. Öyle ya, babalar kızlarını çıtır diye sevmezler.
Yaşlı bir adam da genç bir kadına çıtır derse, adı ne olur AYIP olur.
Ne diyeyim.
Şunu diyeyim.
Allah herkese aklıbaşında yaşlanmayı nasip etsin.
Allah herkese yanında kendi yaşına yakın hayat arkadaşı nasip etsin.
Ve Allah herkese, torunlarıyla parkta dolaşmayı nasip etsin.