Hayata tutunmayı, acılara göz yummayı sağlayan en büyük öğedir aşk. Acısıyla, mutluluğuyla her insanın yaşamında yer edinmesi gereken bir duygudur.
Cesaret, korku, kibir, gurur ve daha nice duygu çeşitlemeleri aşkın karşısında ezilir. Aşktan korkmayacak tek şey; katışıksız bir ruh halidir.
Son dönemlerin en popüler oyuncusu, yönetmeni ve senaristi olarak görülen Mahsun Kırmızıgül, yönetmenliğini Serdar Akar’ın yaptığı "Gecenin Kanatları" filminin senaryosunu hazırlayarak, sinema dünyasına adını yine altın harflerle yazdırmasını bildi. Altın harflerle diyorum, çünkü Mahsun Kırmızıgül gerek "Beyaz Melek" ve gerekse "Güneşi Gördüm" yapıtlarıyla birçok sinema eleştirmeni ve izleyicisi tarafından olumlu eleştiriler almıştır. "Güneşi Gördüm" filminin Oscar komitesi tarafından şu an için olumlu bir şekilde değerlendiriliyor olması da sanatçının ne kadar büyük işlere adım attığının göstergesidir.
Hazırladığı senaryolarla, ülkemizde yaşanılan, gerçek ama gözardı edilen bazı öğeleri perdeye aktarma cesaretinde bulunması ve bunu sevginin şefkatli yanıyla bütünleştimesi, sanatçının başarısında ayrıca katkıda bulunmaktadır.
"Gecenin Kanatları" popüler ve güçlü oyuncu kadrosuyla vizyonda iyi bir iş çıkaracağına inandığım bir yapıttır. Yönetmeninin başarılı olması ve senaryosunun de güçlü olması güzel bir filmin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Oyunculardan Murat Ünalmış; sert karakteri, kuvvetli erkek tiplemesiyle filmin sunduğu düşünceye tamamen yakışmıştır. Beren Saat ise; gerek dizi gerekse de filmlerdeki başarısıyla kim ne derse desin, her rolün hakkını fazlasıyla verdiğine inandığım bir oyuncudur ki bu yapıtta da güçlü bir oyunculuk örneği göstermektedir.
Filmde; müzikler gayet başarılı ve sahne akışına uyum sağlamaktadır. Ses ve görüntü de dönem filmi olma özelliğini bizlere çok iyi yansıtmaktadır.
Filmde; birçok kişinin merak ettiği en büyük kısım, sevişme sahneleri idi. Ben sevişme sahneleri kesinlikle abartılı bulmadım, aksine ülkemiz sinemasının bu önyargıyı aşması konusunda örnek olacağına inanıyorum.
12 Eylül darbesi, bugüne kadar birçok filmin konusu olmuştur. Bu senaryoda darbenin, kişi üzerinde yarattığı baskı ve kin ve bu nefreti ezmeye çalışan aşk üçgeni işlenmektedir. Bütün zıt duyguların işlendiği yapıtta, ağlarken bir anda gülümseyeceğiniz, nefreti, sevgiyi, düşmanlığı, kardeşliği yaşayacağınız bir yapıttır.
Kimi zaman gururlu olup, yaşanmış bazı gerçeklerin üstesinden gelmek isteriz, kimi zaman ise, yaşanmışlıkları bir tarafa bırakıp hayatta yeni bir başlangıç peşinde koşarız. Hangisi doğru ya da yanlış buna ancak biz karar veririz.
Perdeyi ziyaret ederek ne, nerede doğru nerede yanlış? Hep birlikte görelim...
Mehmet İvecen /ivecenmemet@yahoo.com