67. Altın Küre ödülleri sahiplerini buldu. Bu tarz ödüller, sinema severler için ilgiyle izlenilmektedir. Sinema ödülleri içinde, Oscar’dan sonra en büyük ödül töreni olarak görülen Altın Küre, Oscar’ın da habercisi olarak gösterilmektedir.
Yalnız ödül törenini saat farkından dolayı, sabaha karşı izleyebiliyor olmamız üzücü. Sinemaya gönül verenler için, elbette bu olumsuz duruma rağmen yine de canlı olarak takip edilmesi önemsenecek bir olaydır.
Kırmızı halıda yıldızların boy gösterdiği gece görkemli bir şekilde açılış yaptı. Diğer yıllara nazaran bu yılki törene yıldızlar, daha çok ilgi gösterdiler. Gecede, en çok dikkat çeken olay; Meryl ile Sandra’nın öpüşme anı idi. Bu olay kendiliğinde mi gelişti yoksa daha önceden planlanmıştı bunu bilemeyiz ama; yine de çok eğlenceli idi.
Ödül törenine, bence yıllarca hep konuşulacak olan bir film damgasını vurdu. "Avatar", En İyi Film ve En İyi Yönetmen dallarında ödülleri aldı ve fazlasıyla haketti. Bu yıl, "Avatar"ı zorlayacak tek filmin Peter Jackson imzalı "The Lovely Bones" olduğunu düşünüyordum. Ama, sadece En İyi Yardımcı Erkek oyuncu dalında aday oldu. Bu da benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu diyebilirm. Eleştirmenler, belki de iki tane fantastik içerikli filmin bir arada olmasını istememiş olabilirler.
Eleştirmenlerin "Avatar"a rakip olarak gördükleri en büyük aday; "The Hurt Locker" idi. Bağımsız filmlerin son dönemlerde Akademinin ilgisini çekiyor olması çok güzel bir şey. Ama; filmi izledim, aday bile gösterilmesini yadırgadım. Yani, ödülü almamasına sevinmedim diyemem. "Avatar" gibi rekorları altüst etmiş, büyük emek verilmiş bir filmin alması en doğal şeydir.
Dram dalında En İyi Erkek oyuncu ödülünü, beklendiği gibi "Crazy Heart" filminde göstermiş olduğu mükkemmel performansla Jeff Bridges aldı. Adaylar içinde oyuncuyu zorlayacak birini açıkçası göremedim. İlgimi çeken nokta ise şu oldu: "The Soloist" filminde göstermiş olduğu başarılı oyunculukla Jamie Foxx’un neden aday gösterilmediği idi. Eleştirmenler neye göre değerlendirme yapıyor bunu da ayrıca yermek gerekiyor.
Müzikal-Komedi dalında En İyi Erkek Oyuncu ödülünü ise, "Sherlock Holmes" filminde göstermiş olduğu sıradışı karakter ile Robert Downey Jr. aldı. Almış olduğu ödülü hakettiğini düşünüyorum. Büyük oyuncu her geçen zaman zarfında kendini daha çok yeniliyor. Geçmişte aldığı büyük ödüllere bir yenisini daha eklemesini de bilmiş oldu.
Drama dalında En İyi Kadın oyuncu ödülünü ise; bence süpriz bir isim almış oldu. "The Blind Side" ile Sandra Bullock, belki de kariyerinin en ciddi filminde oynamış oldu. Amerika’da bu yıl Sandra’nın yılıdır denilmesi de dikkate alınması gereken bir konudur. Oyuncu, gerçekten kendisinden beklenilen en iyi performansı göstermiş ve komite de çok şaşırmış ki bu durumda oyuncuyu ödülle evine göndermesini bildi.
Müzikal-Komedi dalında En İyi Kadın oyuncu ödülü ise; beklenilen bir isim yani Meryl Streep’ e gitmiş oldu. Julie-Julia ile göstermiş olduğu oyunculuk belki de kariyerinde tavan yapacak bir performansın ürünüdür. Biyografik bir film olan yapıtta; Fransiz mutfağının ünlü ismi Julia Child’ın videolarını izlemenizi öneriyorum. Gerek tip, gerek ses, gerekse de davranış biçimi olarak bire bir aynısı olduğunu söyleyebilirim. Helal olsun sana aldığın tüm ödüller Meryl.
En İyi Yardımcı Erkek oyuncu ödülü ise; "Inglourious Besterds" filmindeki Nazi subayı tiplemesiyle izleyicide nefret hissi uyandıran Christoph Waltz’ın oldu. Ödülün iki kişi arasında yarışacağını düşünüyordum ki tahmin ettiğim kişilerden biri de bu oyncuydu. Diğeri de ki bence alması gereken oydu: Stanley Tucci. "The Lovely Bones" filminde göstermiş olduğu karakter bir psikopattan ibaretti.
En İyi Yardımcı Kadın oyuncu ödülü "Precious"filmiyle Mo’Nigue’nin oldu. Bu oyuncunun performansı ile ilgili bir değerlendirmede bulunamıyorum. Maalesef daha izleme imkanım olmadı.
En İyi Senaryo ödülü; "Up In The Air" filminin oldu. Filmi geçen hafta izledim ve gerçekten çok beğendim. Farklı bir senaryosu var, değindiği konu ve karakter biçimi ile izlenilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yalnız, yönetmenin şansızlığından mıdır? Geçen yıl da "Juno" filmiyle aday olup aynı şekilde senaryo ödülüyle evine dönmüştü.
Son olarak beni en çok mutlu eden ödüllerden biri de "Grey Gardens" adlı Tv filmiyle En İyi Kadın oyuncu ödülünü Drew Barrymore’un alması idi. Güzel oyuncu, bu ödülü sonuna kadar haketmiş oldu.
Yani bu yıl; Sandra’nın ve Drew’in yılı oldu diyebilirim.
Güzel kalbinizin her zaman bir ödülü vardır. Bu ödülü, en değerlinize vermeniz dileğiyle!
Mehmet İvecen /ivecenmemet@yahoo.com