Genel Obama rüzgarına 2010 Dünya Şampiyonası için ikinci ziyaretini “Antalya’ya yapmak istedi”ğini Başbakana söyledi tevatürünü katmayın. Bu yolla Antalya’ya Menderes Türel’in karga kılavuzlarının yanlış yönlendirmesiyle başlatmaya çalıştığı 10,000 kişilik kapalı salona inşatına “milli mesele” kılıfı giydiremezsiniz. Yeni Belediye Başkanı Mustafa Akaydın Antalya’nın yanlışlarına hemen el koymuş görünüyor.
Karga kovalamaya eş zamanlı manajer ve gazetecinin pasaportunu eline vererek başladılar. Spor turizmi Antalya için Avrupa futbol takımlarının sezon arası kamplarının cenneti olması açısından önemlidir. Basketbol içinde aynı şey İtalya’nın Rimini tatil kasabası örneğinde olduğu gibi yaz açıkhava turnuvalarının yapıldığı yer olabilmek yönünde tesisleşmekle mümkün olabilir. 2010’da Türkiye’nin içinde yer almayacağı 4 günlük grup maçları için 10.000 kişilik kapalı spor salonu yapmak israftır ve bunda israr edenlerin gerekçesi “birilerine para kazandırmaktan”öteye geçmez.
Antalya’da bu salon yapılmazsa 2010 Dünya Şampiyonasının Türkiye’de yapılması tehlikeye girer mi peki? Ne alakası var İstanbul veya Ankara’da grup sayısını ikiye çıkarırsın olur biter.. Alternatifini, doğrusunu bilmesem eleştirmem. Ancak 2010 için saat hızla çalışıyor ve projenin tek yönlendiricisi hala ortada yok.Bunları tekerlek kırıldıktan sonra “ben demedim mi” demek için değil doğru yolu göstermek için yazıyorum.
Antalya Demirel/Hakyemez ekilisinin daha teşebüs aşamasında uyardığım nitelikli(!) cinnet
girişimiydi. Önlemeseydik hem Milli takım manajerliğini hem Antalya’yı birlikte götürecekti Hakyemez. Geç de olsa patladı. Antalya büyük ölçüde kendini kurtardı sayılır.
Yağlı kapı kapanınca şimdi ülke basketbolunu daha büyük bir facia bekliyor. Mallarını çok iyi tanıyan lig kulüpleri almayacağına göre Demirel Hakyemez’i tekrar Milli takımın manajerliğine getirebilir. Yok artık demeyin...Aralarında öyle bağlar var ki Demirel bu noktaya kadar zorlanabilir. Göz bu toklaşamayınca pekleşir.