Sinemayı etkili kılan en büyük öğe senaryodur. Bir filmin oluşmasını sağlayan da senaryodur. Güçlü bir senaryo, iyi bir yönetmenin ve elbette iyi bir yapımcının eline düştüğünde ortaya mükemmel bir film ortaya çıkar.
Son dönemlerde sanaryo konusunda bir kısır döngü yaşadığımızı düşünüyorum. Vizyona giren filmler birbirinin kopyası halindedir. Ya birbirinden esinlenerek, başarı durumlarına göre aynı çekilmektedir ya da eski bir filmin tekrar çekildiğini görmekteyiz. Elbette, sinemada tekniğin daha da artması neticesinde eski filmlere hayat vermek gerekiyor, ama herşey eskisiyle bence çok daha güzeldir. Bugüne kadar da eski bir filmin yeni çekimi her zaman için başarısız olmuştur.
Sinemayı ayakta tutabilmek için, senaristlere gereken değeri ve önemi vermek gerekiyor. Herşey, yönetmen değildir, asıl güç senaryodadır.
Bu hafta vizyona giren "Prince Of Persia: Sands Of Time (Pers Prrensi: Zamanın Kumları)", yazımın başında belirttiğim örnekleri en iyi şekilde temsil etmektedir. Neden mi? Çünkü bu film, eski bir bilgisayar oyunundan esinlenmiştir. Konusu itibariyle dışardan yönlendirilerek ilerleyen bir film değildir, ama içerdiği savaş sahneleri oyunun birebir aynısıdır.
Daha önce bu oyunu oynama imkanı bulan kişiler için, mutlaka izlenilmesi gerektiğini düşünüdüğüm filmde; oyuncu seçimi gayet iyi olmuş. Prensi canlandıran Jake Gyllenhaal ve prensesi canlandıran Gemma Arterton gayet iyi bir ikili olmuşlar.
Son dönemlerde sinemada sürekli gördüğümüz ve birbirinden başarılı yapıtlarda oynamaya başlayan Jake Gyllenhaal yıldızını parlatmaya devam ediyor. Bu film için çok iyi vücut çalışan ünlü aktör, tam 15 kilo kas yapmış. Bu çaba, rolüne ve filme ne kadar çok önem verdiğinin en büyük göstergesidir.
Genç oyunculara yer veren yönetmen, belki de bu film yüzünden oyunculara popülerlik kazandırıp daha birçok filmde görmemizi sağlayacaktır. Genç oyuncuların yanısıra elbette bir Gandi olmalıdır. Bu da başarılı oyuncu Ben Kingsley’dir. Ünlü oyuncu, her zamanki gibi liderliğini göstermektedir.
Bilgisayar oyunundan esinlenen film, sanaryo açısından farklılık göstermektedir. Bu da elbette olmalıydı. Çünkü; sinema izleyicisinin bakış açısı burda önemlidir. Sinemaya oyun oynamak için gitmiyoruz. Mumya ve karayip korsanları filmlerine benzerliğiyle dikkati çeken filmde, fantastik öğeler baş göstermektedir. Savaş sahnelerinin doğal olarak fazla olması, izleyiciyi sıkmamaktadır. Maceranın içine sürükleyen bir havası vardır.
Filmde beğendiğim en güzel nokta; kurgudur. Filmin her sahnesini birbirleriyle bağlantılı ve zamanın dönüşümlü olması gayet başarılıdır. Müzik de filme güç katıyor. Savaş sahnelerindeki efektler ve heyecanı arttıran müzikleri gayet başarılı buldum.
Ama yine de büyük bir beklenti içinde gitmemenizi öneriyorum.
Yaz döneminde sıcakların etkisiyle tatil ihtiyacı doğal olarak içimize sinecektir. Bu sıcaklara filmin büyüsünü katmayı unutmayalım. İyi haftalar!
Mehmet İvecen /ivecenmemet@yahoo.com