“Çocuklar duymasın“uzun bir aradan sonra ekranlara döndü. Dönmesiyle birlikte, bu kadar aradan sonra dizinin tutup tutmayacağı hakkında değişik tahminler de bulunuldu. Ben, uzun aradan sonra da dizinin aynı beğeniyle seyredileceğine emindim tahminimde bu yöndeydi, nitekim ki de tahminim de yanılmadım.
Dizi yayına girdiği andan itibaren gördüm ki oyuncular geçen zaman için de fiziksel değişikliklere uğramışlar,“yaşlanmışlar“kelimesini kullanmak istemiyorum. Yıllar ileriye gidiyor, geri değil tabiî ki fiziksel değişimler olacak… Bunun yanı sıra çocuklar büyümüş! İlk aklıma gelen, kocaman çocukların duymaması gereken ne olabilirdi ki… Nitekim de ilerleyen bölümler de gördüm ki çocukların duymaması gereken bir şeyin kalmadığıydı, zira Meltem ve Haluk artık“mutfak“ demiyorlardı. Zaten son bölümde de çocuklardan gizlenecek pekte bir şey kalmadı, babaları evden gitti… Durumu haliyle fark edip, görecekler…
Çocuklar Duymasın da, ayrılık olmamalıydı… Her ailenin istediği azami bir mutluluğa sahiplerdi, ailede ki en iflah olmaz sorun evin babasının asosyal olması ve tas fırın erkeği tarzındaki davranışları idi… Ama fark ettim ki, diziden Haluk çıksa o dizi elde kalanlarla prim yapmaz…
Toplumumuzda geçerli Aile babası modeli; Çocuklarını seven, sorumluluk sahibi, çalışan, içki içmeyen, kumar oynamayan ve önemlisi karısını bir başka kadınla aldatmayan erkektir… O halde Haluk, toplumda kabul görecek bir aile babası modeli ise Meltem neden eften, püften sebepler yüzünden kocasının evden gitmesine göz yumdu hatta teşvik etti… Belki de Meltem mutlu bir aileye sahip olduğu için kapris yapan bir kadın! Yani daha fazlasını isteyen… Genelde kadınların kocaları toplum kriterlerine uyuyorsa, kocalarının var olan başka olumsuzluklarını mutlulukla tolere ederler.
Bu son bölüm olmadı! Bu dizinin sevenleri hayal kırıklığı yaşayacak, mutsuzluk denen kavrama ne yaparsan yap her ailenin yenik düşeceğini düşünecek.
Dizi serileri arttıkça rekabet daha acımasız oluyor. Her dizinin kemik bir seyirci topluluğu var ama yeni bir dizi başlayınca bu kemik seyirci birkaç hafta yeni diziyi seyretmeyi tercih ediyor. Merak işte! O birkaç hafta diğer dizide reyting kaybına sebep oluyor… Bunun içinde son zamanlarda uzun süre devam eden diziler seyircilerini heyecanlandırıp diziye bağlamak için ya bölümde ev basılıyor çoluk çocuk tüm aile katlediliyor ya da ortalama mutluluktaki bir aile dağılıyor… Eh bu bölümler insanları ekrana yapıştırıyor haliyle de, esas hayal kırıklığı sonraki bölümde oluyor…
Heyecan yaratma adına dağılan konuyu azami hafiflikle toplayıp eski kıvamına getirmeye çalıştıkları her bölüm son derece sıkıcı oluyor.
Bütün bu iniş çıkışlar dizinin vermek istediği mesajın çok dışına çıkmasına sebep oluyor.
Çocuklar Duyması’na rakip olarak görülen yeni başlamış iki dizinin çok şansı olmadığı kanısındayım, çünkü dizinin birisinin konusuna oldukça aşinayız, zengin, entrikacı ailenin hayatındaki acımasızlıklar… Dizide farklı olan sadece ailenin oturduğu konak ve ailenin metro seksüel erkekleri ve şımarık psikolojisi bozuk kadınlar falan… Diğer dizi de tarihten bir parça…
Diyeceğim sudur ki, bu iki yeni dizi Meltem ve Haluk’un arasına girip onları ayırmasaydı keşke. Barışsalar da ailenin mutluluğu bundan sonra çok inandırıcı olamayabilir… Hani derler ya bardak bir kere kırılmaya görülsün!
MADAM Lily
madamlily1@gmail.com