Böyle bir küçük ve talihsiz bir söz. Bizden çıkmamış… Marie Antoinette kendi insanları için söylemiş. Ama zaman içinde bizde de kullanılmış bir başka deyişle. Bu gün nereye elinizi atsanız bir başka kriz, bir başka kavga ve bir başka düşüş yaşar olduk.
Bir gün önce yılların artisti Fikret Hakan çıkıp arkadaşı Halil Ergün’u yerle bir ediyorsa, sanat camiasının yüzünün de nerelerde olduğunu görüyoruz. Yıllara meydan okumuş bir artistin, onun kadar önemli bir oyuncu kariyeri olan bir başka artiste olmadık eleştiriler getirmesi hangi düzeye giriyor. Ağzı olan konuşur gibi ki’ Fikret Hakan’ın Halil Ergün un botoksuna bu kadar girmesi neyin hırsını yansıtır? Bu gün Halil Ergün, Ali Rıza bey rolündeki başarısı sırasında en yakın arkadaşı tarafından insafsızca eleştirilmesi acaba rol kıskançlığına mı yansır.
Bu sadece sanat aleminde değil. Kavga her yerde biraz az veya biraz fazla sürmektedir. Siyasi kimliklerinin altına, dokunulmazlıklarına sığınan lider ve vekillerin kanlı bıçaklı olmasına ne diyebiliriz.
Bu gün çok zor ve çok önemli bir virajın üzerindeyiz. Sadece duyumlarla ki yalan olduğu çok malum bir duyumla Türkiye’de hayat felç edilmiştir. Ne acıdır ki tüm taşlı, sopalı saldırılarda küçük çocuklar kullanılmaktadır. Hangi izan, hangi mantık, hangi vicdan sebebidir bu. Türkiye tehlikeli işlerin uçunda durmaktadır.
Her yerde kavga dedik. İşte spor camiasında yaşananlar. Rant için milli takımın biletlerini, avanta almak için kendi yandaşlarına veren bir zihniyetin gidişatı nicedir.
Medya sektörüne daldığında ne değişiklik vardır. Yıllarını sadece gazeteci olarak geçirmiş, gelirinin tamamı gazetecilikten gelenlerin bu günkü zorluğunu bilir misiniz?
Yansıyanlar kadarı ile o camia içinde de sıkı kavgaların yapıldığı görülmektedir.
Nereden geldiği belersiz bir takım kişilerin, bir anda gazeteci, bir anda köşe yazarı olduğu gerçeğini inkar edebilir miyiz?
Cinse tercihi her ne olursa olsun kendisini ilgilendiren bir yapıya sahip zavallıların ağzından çıkan, kendi çalışanları için ağır suçlamalar oluşturan kimlikteki bu kişilerin zaman içinde nasıl ünlü oldukları belli olan kişilik sorunu yaşayanların hali ortadadır.
Bir kuruş maaşla, şerefiyle işini yapmaya çalışan emekçinin hayallerini yıkıp, onları ileri geri konuşmalarla yermek ve hala orada oturmak. İşte Türkiye gerçeklerinin bazı görüntüleridir.
Bu gün Başbakanın her yerde ve zamanda medyayı gerip, kasıp kavurması bu güne kadar yaşanmış mıdır?
Eski siyasilerin durumunu göz önüne aldığınızda nasıl bir düzenin içinde olduğumuzu görebilirsiniz. En baştan, en alta kavga ortamında, sanatçıların birbirlerinin gözünü oyacak duruma gelmesi memleketin ne halde olduğunun bir göstergesidir.
Medya sektörüne tekrar döndüğümüz de görüyoruz ki büyük adaletsizlikler var. Ekran önüne çıkıp, milyarları cebe indiren ama perde arkasında, esas işi yapanların aldıkları maaşlarla geçinemedikleri gerçeğini geçe bilir misiniz?
Şöyle bir bakıyorum da; Ne üstünlükleri var ki diğerlerinden bu kadar maaşlarla tüy konduruyorlar.
Aylık 150 bin YTL lerin, aylık 40 bin YTL lerin, haftalık 50 bin YTL lerin dolaştığı gündemin içine düşen gerçek işi yapanların hali ahvali nicedir.
Çarpıklığın tek sebebi düzenin kendi yandaşlarına çıkarılan kıyakların ışığında ilerleyenlerdedir. Birileri köşe olurken diğerleri yok olmaktadır.
Bu sanat aleminde de aynıdır, siyesi alemde de aynıdır, medya sektöründe de aynıdır.
Kuş kondurduklarını sananların çıkışını dile getirenler, bu gün suçlu duruma düşürülmüştür. 30 bin YTL maaş alıp; “Bende de para yok. Bana da zam yapmıyorlar” diyen bir yöneticinin ardından; “Ekmek yoksa pasta yesin” diyenlerin içimizde yaşadıklarını gördükçe insanın midesi bulanıyor açıkçası. Ama bu Türkiye gidişinin görüntüsü hiç hoş değildir. Bir uçurumun kenarında gibi hissetmektedir millet kendini. Abbas Güçlü nün sunduğu programda siyasilerin ne kadar güvenli olduklarını, öğrenciler çok iyi söylediler. Ayrıca halkın içine giren kameraya; “Türkiye nereye gidiyor” dendiğinde Allah için bir kişi memnun görülmedi.
Bir gidiş karanlığı doğru. İnşallah aydınlar görmek için bir şeyler yapar, sanatçılar, siyasiler, önemli medya köşelikleri, sporcular. Doğru söz söylemek nerelerden kovulmanın bedelidir yakında onu da görürüz.