Son yazımda hafta size site sakinlerimizden (Kenan)’ın söylediklerine açıklık getireceğim demiştim. Hani şu TGRT’de işime nasıl son verilmişti?!...
F.A.’nın destek verdiği roman tetikçiler ve yapımcılar iş birliğiyle… Ama vazgeçtim, çünkü çok yakında bu anılarımı bir kitapta toplayıp daha detaylı anlatmayı düşünüyorum.
Bu arada TGRT demişken kanalın o tarihteki değerli sahipleri başta sayın Enver Ören beyefendiye ve oğlu Mücahit Ören’e minnet ve şükran duygularım son nefesime değin devam edecektir… (Not: Sadece o iki muhterem zat’a)
Çünkü kralcılardan, tetikçilerden orada dönen Bizans entrikalarından haberleri yoktur sanıyorum. Öyle diyelim öyle olsun!…
Zaten değil mi ki o yalakalar hep başı tutar o yeri batırana kadar!…
En canlı örnek Büyük Maksim değil mi? Ne oldu da battı?.... Bir düşünün bakalım…
R.Şanal’ın Kuantum düşüncesi tekniği, Kuantum sıçrama kitabını okuyun lütfen. (Çünkü Kur’an-ı Kerim’de var…) Veya Buhari’nin veya Sah’i nin hadislerini okuyun dersem çok kızıyorsunuz, azarlıyorsunuz beni.. Neyse R. Şanal’ın kitabında Evrensel ilkelerden bahsediyor. İşte bütünlük, birlik, dönücülük, sevgi, evrim… Ve de Hak ilkesi..
Tüm insanlığın başından bu yanan birbirine haklarla bağlı olduğunu hak ilkesinin, denge unsurunun eylemlere yansıması olduğunu, hak konusunda yeterli bilgisi olmayan toplumların düşündürücü trajediler yaşadığını savunuyor.
Kitabın bir başka bölümünde hakkınızı savunun ve alın diyor. Hakkınızı almaya çalışanı da böylelikle felaketlerden korumuş olursunuz. Hakkınızı gasp etmeye çalışanı da felaketlerden korumuş olursunuz..
TV çalışanı, Kenan kardeşim TGRT’de her şeye şahit olmuş; benim işime son verildikten sonra, köpeklerimi bir kamyona koyup babaannemin Halep şehrinde 6000 metre kare bahçesi olan bir konakta 3 yıl sevgili eşim Sacit, göremediğim aile efradımla müstesna yıllar geçirdik.
Peki bu krallar ve onların tetikçileri neler yaşadı diyeceksin. Bir kaçını sayabilirim. Sacit elini eteğini çektikten sonra Maksim bir daha açılmamak üzere battı!!!... 70 yaşında Taksim’in göbeğinde koskoca kral ayaklarından vuruldu!!!..... Hastalıklar!!.... Ameliyatlar!!.... Oğlu anasını dövdü ve yaraladı!... Kralın karısı oğlundan yediği dayaktan dolayı kısmi felç geçirdi!... Bir de son sevgili karısına açtığı davalar. (Karısı parasını çalmış!!!.. Boşanmak istiyor!!!... Adam çıldırmış!!!... İktidar elden gidiyor!!!... Maksim satılığıa çıkıyor!!!..) Hani siz kraldınız, Kral memleketini satar mı?
Halep’e telefonlar yağıyor. “Orada ne işin var? Çık Savaş Ay’ın programına benden özür dile. Yeni baştan başlayalım. Bu kadınla oğlu beni öldürecek (Son karısı için) Gel gazino senindir istediğini yap.” deniliyor, Sacit ise “Ben burada memnunum istemiyorum” diyor..
Kenancığım ya benim çalıştığım kanaldakiler… Enver Bey’in kanalı lav oluyor!.... Ne acıdır ki yalakalar çil yavrusu gibi dağılıyor. Benim yapımcı şu anda ellerini ovuşturarak hala iş arıyor!... Nerede bir daha böyle yağma Hasan’ın böreği?... Hadi herkes evineee…
Biz mi ne yapıyoruz? Sacit ile ben nenemin konağında havuz sefası.. Hak yasası işliyor. Siz dimdik durun ve hiç merak etmeyin. Hep birlikte daha neler göreceğiz?