Sinemada komedi, en zor olan türlerin başında gelir. Çünkü; izleyici sinemaya gülmek için gider. Kendini şartlandırmıştır gülmek için ve bu tadı almadığı zaman, işte o zaman filmi çok kötü bir şekilde eleştiri yağmuruna tutar.
Ülkemiz sineması, 80’li yıllara kadar güldürü konusunda inanılmaz bir başarı örneği göstermiştir. "Gırgıriye" serisi, "Görgüsüzler" gibi daha nice güzel filmi izlerken, hala taze bir sıcaklık vermekte bizlere. Bu başarının sırrı aslında, konu ve oyunculukların gayet doğal olmasından kaynaklı. Yani, ne zamanki bu doğallık ortadan kalktı ve herşey belli kurallara göre hareket etti izleyici bundan keyif almamaya başladı.
Sinemamıza "Eyvah Eyvah" diye bir yapıt dahil oldu. Ata Demirer önderliğinde izleyiciyle buluşan bu film, komedi diye nitelendirilen türe öyle bir enerji verdi ki izleyicinin hafızasında her repliği her sahnesi yer edindi. İlk filminde, beklenilenin ötesinde bir başarı yakalayan kadro, hiç bozulmadan devamını da biz seyircilerle buluşturdu. Yapıtın birinci bölümünde, Ata Demirer ve Demet Akbağ önderliğinde geçen film, müthiş bir ikiliyi izleme imkanını izleyicilere sundu. Sinemada oyuncuların uyumu çok önemlidir. Bu ikili, uyumlu olmanın en güzel görüntüsünü bizlere sundular.
"Eyvah Eyvah" filminde, eğlenmemizin ve yapıtı çok sevmemizin en büyüğk nedeni; oyuncuların ve konuların bizlere yabancı olmamasından kaynaklıydı. Herşeyin doğal olması, izleyicinin filmi kendine daha yakından hissetmesini sağladı.
Vizyona, bu hafta çok iddialı bir giriş yapan "Eyvah Eyvah 2" filmi dahil oldu. İlk filmden güzel bir tat alan izleyici, sinema salonlarına koşarak büyük bir merakla ikinci bölümü izleme telaşına girdiler. Neden bu kadar ilgi? Çünkü; ilk film gönüllerde taht kurdu. Filmi izleyen herkes, olumlu eleştiriler sundu.
Filmin ilk bölümünü kısaca hatırlarsak, Trakya’dan İstanbula gelen Hüseyin’in babasına kavuşma isteği ve burda pavyonda çalışan Firüzan’la tanışmasını gördük ve konu; Hüseyin’le Firüzan arasında geçmişti. Ama, serinin ikinci bölümünde konu; Hüseyin’le Müjgan arasında geçmekte. Senaryo itibariyle, ilk filme göre biraz daha hareketsiz geçse de bence, daha çok eğlendirdiğini söyleyebilirim. İlk bölümün tekrarı olması ve birbirinden kopuk bir hikaye içinde olmaması filmin kalitesinden birşey eksiltmemiş.
Filmdeki çekimler, inanılmaz güzel. Görüntü yönetmenini bu yönde kutlamak gerekiyor. Filmde müzikler, ilk bölüme göre daha güzel ve daha çok şarkıya yer verilmiş.
Filmin bence ilk bölümden en büyük farkı ki gayet iyi olmuş; bütün oyuncuların ayrı ayrı bir tat bırakması ve herkesin hikayesine ayrıntılı şekilde eğilmesidir. Filmin, devamının çekilmemesi de yapım şirketinin sinemaya ticari bir bakış içinde olmadığını göstermektedir. Bunun için kendilerini kutluyorum.
Hikaye, tamamen bitiyor ve akılda sor işaretleri bırakmıyor. İzleyici de, devamı çekilir mi acaba? diye bir düşünce içinde sinema salonlarını terketmiyor.
Eğlenmeye, gülmeye, sıcaklığa ihtiyacımız var milletçe... Sinemadan uzak durmayın. Ruhunuzu okşayacak, kalbinize, düşüncelerinize ve hayallerinize tanıklık edecek yer beyazperde’dir.
Mehmet İvecen
ivecenmemet@yahoo.com - www.twitter.com/mehmetivecen