“Bayramlar arasında küslük olmaz” hoş bir geleneğimizdir. Bende Milli Takım ve Tanyeviç’in kümülâtif/genel toplamda başarısızlığından söz etmeyi kesiyorum. Dünya FİFA sıralamasında Angola arkasında 13.olduğumuzun altını çizerek, bundan basketbolun esas bayramı olacak Avrupa Şampiyonası günlerine kadar bahsetmeyeceğim. Daha da ilerisine geçip, yakında yeniden seçilecek olan, beraber yaşamaya mahkûm olduğumuz, Turgay Demirel Federasyonundan da bahsetmemeye kararlıyım.
Ligimize ve basketbolumuzun Avrupa vitrininde nerelere gelirine Efes Pilsen’den başlayalım. Bu yıl “2.Tanrım beni baştan yarat” formasyonunda biracılar. David Blatt ile dark Efes dönemi hüsranla kapanıp, her dem iddialı Ergin Ataman’la beyaz Efes sayfası açıldı.
Hazırlık dönemi maç sonuçları her ne kadar yansıtmasa çok dengeli ve kuvvetli bir kadrosu var Efes’in. Kısaların enleri; en iyi olgunlaşmış Ender Aslan, en gelişme gösterenler Sinan Güler ve Enğin Atsür, yerinin Avrupa’da en iyisi olup patlaması büyük ihtimalle bu yıla denk gelecek olan Milos Vuyanic, geçen yılın BEKO Liginin en iyisi kara boncuk Preston Shumpert ve en demirbaş Mustafa Abi. Forvette Ataman’ın Siena’dan en gözüne kestirdikleri Bootsy Thornton ve Michalis Kakiouzis. Pota altının en emektarı Kaya Peker ve en yükselen değer Kerem Gönlüm’ün yanına ligin bu yıl ki en önemli yabancı transferi Mario Kasun’u ve de Charles Smith’i katarak ligin en kaşar boyalı alanını oluşturdular. Atan karaların yerine tutan sert kabuklu Ataman vari bir takım izleyeceğiz bu yıl.
Avrupa Şampiyonu koç Blatt ile geçen yılı fıs geçen Efes Pilsen,Ülkenin, ocaktan yetişme en apoleti zengin koçuyla, Final-Four hedefi ile yola çıkıyorlar bu yıl. Mahmuti, Blatt ve derken Ergin Ataman. En’lerin bir kısmını harcadınız, yeni en’lerle yolculuğunuzda bu yılda sportif başarı gelmezse, “idari anlayışları” masaya yatıracağımız günler yaşarız sevgili Çetin Çeki ve Engin Özorhun haberiniz olsun.
Ünal Özüak