Silahlı saldırı sonucu başından yaralanan İbrahim Tatlıses’in tedavi altında bulunduğu Acıbadem Hastanesi’nden hem iyi, hem kötü haberler geliyor. İyi haber; imparatorun sağlık durumunda olumlu gelişmeler var. Kötü haber; hastahane koridorlarında tam bir kaos yaşanıyor. Kaosun sebebi; imparatorun kadınları arasındaki husumetin kavgaya dönüşmesi. İddiaya göre; Derya Tuna, Ayşegül Yıldız’ı yoğun bakım odasından çıkarken görünce çılgına dönüyor, ’’bu f…yi nasıl içeri alırsınız!’’ diye bağırıyor. Ayşegül Yıldız da aynı üslupla cevap veriyor. Sesler yükseliyor, tartışma büyüyor. Tuna ve Yıldız güçlükle sakinleştiriliyor.
İddianın doğru olduğunu kabul edersek; gergin bekleyişin başka gerginliklere sebep olması kaçınılmaz, anlarız. Herkesin stres etkenleriyle başa çıkma yöntemi bir değil, ona da tamam. İnsanlar strese farklı reaksiyon verir, peki. Ancak bazı durumlar vardır ki, öfke kontrolü şarttır. İşte bu da o durumlardan biridir. Yoğun bakım odasının önünde, üstelik hastanın işetebileceği desibelde kavga etmek düpedüz duyarsızlıktır.
"Azıcık empati" diyenler, lütfen aynı hassasiyeti İbrahim Tatlıses için de göstersinler. Can derdine düşmüşken, hayatınızdaki insanların böylesine çirkin bir kavgaya tutuşması sizin için yıkıcı olmaz mıydı? Asıl değinmek istediğim konuya geçmeden, kendi adıma yanıt vereyim; afallardım, psikolojim dağılırdı.
Tatlıses’e acil şifalar dileğiyle; bir kadının bir başka kadına ’’f…’’ demesi hakkında kelam etmek istiyorum. Erkeklere kızan biz kadınlar, her fırsatta birbirimize bu kelimeyi kullanmaktan sakınmıyoruz, farkında mısınız?
Poligamiyi kabul ediyor, öteki kadını ’’f…lik’’ le suçluyoruz. Sevgilimiz bir başka kadına ilgi duyarsa, o kadın ’’f…’’ oluyor. Hele ki aldatılmışsak, bir vesikası eksik. Yazık ki; ’’f…’’ye, ’’f…’’ derken utanmamız gerekirken hal böyle. Namus cinayetleri vs tecavüz vak’aları üzerine ahkam kesmeyi biliriz de tutumumuzdan, birbirimizi aşağılamaktan vazgeçmeyiz. Bu çiğlikle devam edeceksek, üzeri deriyle kaplı bir avuç et parçası muamelesi görünce sızlanmaktan vazgeçelim bari. Akrobasiye lüzum yok, öyle değil mi?
Ahu ŞENTÜRK
senturkahu@gmail.com