İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı 22 Ağustos tarihinde yürürlüğe girecek. Ancak öylesine bir bilgi kirliliği var ki; 104 gün bile işin içinden çıkmaya yetmeyecek. Peşi sıra gelen açıklamalara ve sosyal platformlarda yazılanlara istinaden konuyu kısaca özetleyelim. Konuya ilişkin iki farklı bakış açısı mevcut. Yani karara itiraz edenler olduğu gibi, destekleyenler de var.
Karara itiraz edenlere göre, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle tanınan temel hak ve özgürlükleri ölçüsüz şekilde kısıtlıyor. Bir başka deyişle; karar, yasal dayanaktan yoksun. BTK’nın uygulaması ve filtre dayatması, durumu bir opsiyon olmaktan çıkarıp zorunluluk haline getiriyor.
Kararı destekleyenler, sadece müracaat edip, söz konusu paketlerden birini seçenlere filtre uygulaması var diyor. BTK’dan yapılan açıklama da bu yönde. Standart pakete filtre getirilmiyor. Örneğin; ’’Çocuk Paketi’’ni seçiyorsanız, çocuğunuz zararlı içerikten korunuyor. Bu grup özellikle çocuk pornosunun altını çizerek, birilerinin kafa karıştırmak istediğini iddia ediyor. Oysa herhangi bir kısıtlama söz konusu değil ve bu bir tercih melesesi. Özetle; zorunluluk değil, opsiyon.
Gelelim benim fikrime…. Tercih edenler güvenli internet hizmetini alacaksa, bu bir zorunluluk olmayacaksa ortada sorun yok. Ancak bir soru kafamı fena derecede kurcalıyor. Şayet sansür söz konusu değilse bile, sansürnetin temeli atılmış olmuyor mu? Şöyle de sorulabilir; yarın için hürriyetin garantisi var mı?
Ahu ŞENTÜRK
senturkahu@gmail.com