Mutluluğun ve sevginin bütünleştiği önemli bayramlar vardır. Ramazan Bayramı, bunların belki de en başında gelmektedir. Ülkemiz için çok önemli olan bu bayram, uzun bir tatili de beraberinde getirdi. Yoğun iş temposunda yorulan birçok kişi; bayramın keyfini ya aile saadeti ya da arkadaş, sevgili ile zaman geçirerek stres atıyor. Bayramların, sinemaya katkısı da çok fazla. Tatil programına sinemanın da dahil olmaması mümkün değildir.
Bu hafta vizyona giren en önemli filmlerden biri; "Colombiana (Kolombiyalı: İntikam Meleği)’dır. "Troy" ve "Avatar" gibi birçok önemli filmde gördüğümüz Zoe Saldana’yı, şüphesiz filmin hemen hemen her sahnede görüyoruz. Bugüne kadar 30 üzeri yapıtta gördüğümüz siyahi oyuncu, nihayet çok önemli bir başrol kapmayı başarmış.
Aksiyon filmlerde, özellikle kadın oyuncuların oynaması çok zordur. Her ne kadar bilgisayar oyunlarını sık sık bu filmlerde görsek de, oyuncuların özel seçildiğini ve bu yapıtlara uygun bir tekniğe sahip olmaları gerektiğini biliyoruz. Zoe de bu oyunculara sahip bir fizik ve tekniğe sahip. Tek başına filmi ayakta tutmuş diyebiliriz.
Oyuncunun küçüklüğünü canlandıran Amandla Stenberg, inanılmaz bir performans sergiliyor. Filmin başından sonuna kadar onu izlesek hiç sıkılacağımızı sanmıyorum.
Filmin senaryosu, orjinal değil. Birçok aksiyon filmde aynı senaryoya benzer film izledik. Filmin senaryosu, Luc Besson’a ait. Daha önce senaryolarını hazırladığı "Leon" ve Nicita" filmlerine bir gönderme yaptığını söyleyen ünlü yönetmen çok haklı olduğunu gösteriyor. Bu filmleri izleyen seyirciler, bu yapıttan büyük bir sürpriz ve beklenti içinde olmasın.
Film, yakın bir zamanda izlediğimiz "Salt" yapıtına da çok benziyor. Zoe’nin oyunculuğu Angelina’nın oyunculuğundan pek de farklı değil.
Küçük yaşta ailesinin öldürülmesine şahit olan Cataleya, işi olarak gördüğü gözü görmez bir katil olarak hayat yolculuğuna başlar. Kolombiya’ya özgü olan bir çiçekten ismini alan Cataleya’nın ölüm şifresi de bu çiçektir.
Filmin kurgusu çok iyi değil. Luc Besson senaryolarında genelde kurgu çok önemsenmiyor. Aksiyon bir türde de önemli olan, izleyiciyi heyecanlandırmaktır, düşündürmek değildir.
Yapıttaki en büyük eksiklik bence müzikti. Filmin koşuşturmasına çok ayak uydurmamış diyebilirim.
Aksiyon filmlerini seven izleyicilerimizin memnun kalacağına inandığım bir yapıt. Hiç sıkılmadan, sürükleyici bir havası var.
Vizyonun diğer bir dikkat çeken yapıtı ise, "Green lantern (Yeşil Fener)’dir. Ryan Reynolds önderliğinde olan yapıt, üç boyutlu olarak beyazperdede yerini aldı.
Filmin yapısına baktığımız zaman, daha çok bir animasyon filmi gibi görünüyor. Oyuncular, çok fazla yorulmamış gibiler. Bilgisayar efektleri ile yapıt ortaya çıkmış izlenimi yaratıyor. Bu filmde, üç boyutlu sergilenecek bir öğe de göremedim. İzleyiciye tek katkısı, yazıları daha da yakınlaştırmak olmuş.
Özellikle bayan izleyicilerin, Ryan Reynolds’ın görünümüne hayran kalacağı bir yapıt olmuş. Filmin senaryosu ve kurgusu çok çok zayıf. Yönetmen de daha çok bilgisayar başında zaman geçirmiş gibi görünüyor.
Farklı bir gezegende yeşil fener ordusu diye tanımlandırılan bir ırk var. Bu ırk, adaleti ve iradeyi simgelemektedir. Elbette bu ırkın da bir düşmanı var. Düşmanın amacı, bu yeşil ırkın simgesi olan yüzüğü ele geçirmek. Düşmanla olan mücadeleyi, her filmde gördüğümüz gibi insan kazanacaktır.
Çok çok fazla zamanınız varsa sinemaya gidin izleyin derim. İzlemediğiniz taktirde de çok şey kaçırmış olabileceğinizi sanmıyorum.
Hepinizin Ramazan Bayramını kutluyorum. Sağlık ve mutluluk, içinizden hiç eksilmesin...Herkesin bir şans meleği vardır. Kalbiniz hala çarpıyorsa o sizinledir...Yaşama tutunmamı sağlayana...
Mehmet İvecen