“Size ne, kime ne?” diyorlar… Doğru! Kime ne, bana ne? Ben mi Allaha bu vefasızlığın hesabını vereceğim?
Karı- kocanın ayrılıkları ve sonra kocanın yeni evliliği de medya da haber konusu olmuş ise bunun neresi özel? Bu karı- kocanın yaşamlarından medya’ya yansıyan kesit, artık özel olmaktan çıkmış olmuyor mu? Haberi okuyunca haliyle yorumlar ve fikir beyanları da birbiri ardına geliyor.
Elbette ki kimsenin özelini bilmeyiz. Esasın da haklı, haksız da arayacak değiliz, zira “şeytan bile karı-koca arasına girmekten korkar” derler, ama konu; VEFASIZLIK.
Evlenmeden önce bin bir tane paramparça evlilik hikâyesi, vefasız kocalar, kadınlar duyarız, buna rağmen gönlümüzü birine kaptırıp evlenmeye karar veririz o gönlümüzü çalan için, bir yakınımız olumsuz bir analiz yapacak olsa, hemen cevabı suratına yapıştırırız” yoo, o kimselere benzemez, tektir, bir tanedir” deriz. Kimimiz yanılmayız, kimimiz de tek dediğimiz, bir tanedir dediğimizden, meğerse milyonlarca aynısı olduğunu, yaşayarak görürüz.
En kötüsü de “Vefasız” olanıdır… Ve VEFASIZ ları kimse sevmez, önünden, arkasından da iyi konuşmaz. Akrabanın da, dostun da, kocanın da, sevgilinin de vefasızlığı unutulmaz, zaman her şeyi unutturuyor da yapılan vefasızlığı unutturmuyor, en sinirli anımız da önce vefasıza sayar, söveriz.
Eşi, illet bir hastalığa yakalanan koca, uzunca bir süre bu hastalıkla savaşan eşine büyük destek ve kuvvet verirken, bir başkasına aşık olabilir mi? Olur tabi, neden olmasın? Hasta eşinden ayrılmak da isteyebilir, ama eşinle arasına mesafeler koyup, bu illet hastalıkla eşini baş başa bırakıp, manevi kuvvetini eşinden esirgerse bu eş VEFASIZ dır.Ve VEFASIZ ları kimse SEVMEZ.
Hepimiz biliriz ki, bu illet hastalık ancak güçlü bir sevgiyle hayata tutunmaya izin veriyor… İşte bunu bile bile, koca, hasta eşinden sevgisini esirgiyor ise, o koca VEFASIZDIR.
Kadın, bu illet hastalıktan ötürü hassasiyetin dibine vurmuşken, kocasının, yeni aşk’ı ve evliliğiyle duygusal olarak nasıl baş edebilir? Edebilmesi mümkün değil, çok zor… Bu illet hastalıkla savaşıyor olmasa idi, o zaman belki kocası’na, GİT “işte kapı, işte sapı” diyecek gücü kendin de bulmayı becerebilirdi, belki geleceği için farklı planlar kurabilirdi, kocasının duyduğu yeni aşk’a belki hak da verebilirdi… Ama bu illet hastalık bütün gücünü alıp götürmüşken, duygularını paramparça edip, kadını çıkmaz sokaklara sürüklemişken, bir de koca geçmişi silip, araya mesafeler koyup gitmişse, bu enkazın altından hangi kuvvet bu kadını kaldırabilir, ancak evladı, annesi ve eş, dost sevgisiyle tutunabildiği kadar tutunur hayata…
İşte bütün bunları medya dan okumuşken bu hikayenin neresi ne “özel hayat”? Diyor köşe yazarları anlamadım ama bilmeliler ki, insanların her vefasıza söyleyeceği bir şeyler vardır.
Size ne, kime ne? Diyenler haklı! Bize ne, bana ne? Doğru! Bana ne, bu vefasızlığın bedeli’ni cenabı Allaha ben mi ödeyeceğim?
BİR GÜN GELİR, ÖDE FİRUZE…
Ne Zaman Büyük Adam Oluruz? Vefa’nın sadece bir semt adi olmadığını anladığımız zaman.
Selma Ann Desmond’a Allahtan rahmet, ailesine baş salığı diliyorum.
MADAM Lily
madamlily1@gmail.com