Kutsal ayın içinde olduğumuzu hepimiz biliyoruz.
Peki, başlıkta sorduğum gibi Kutsal ay’dan sonra gelen ‘ve’ ne anlama geliyor?
Bunu biliyor muyuz, bunu kendimize soruyor muyuz acaba…
İnanın çok sorulduğu intibasında değilim efendim.
İş çığırından çıkmış, bazı değerler sıfırı tüketmiştir.
Giyimimizden kuşanışımıza kadar hangi değerden söz edebiliriz?
Ben Atatürk ilke ve inkılaplarına sadık kalan biriyim. Şükürler olsun çocuklarımı da o yönde yetiştirdim.
Ha Atatürkçü olup da dinimi bir kenara atmadım, atmamda… Zaten ulu önder de dininin gerektirdiği vazifeleri yerine getirmiştir.
Dünya standartlarına uymak düşüncesi ile ve Türk kültürünün yükselmesi uğruna, kendine özgü bir dil ve giyim devrimi gerçekleştirmiştir. Medeni medeniyetler içinde yerimizi başka nasıl alabilirdik ki?
Bu gün bazı şeyleri karıştırır olduk ne yazık ki…
Siyasetin içine dini, sporun ardına dini ekleyip her şeyi karıştırdık.
Zafer bayramını idrak ederken küçük kızımla İstanbul turu yaptım.
Irmak, bazı şeyleri kafasında tamamlamış ama her an her yöne çekme olasılığına sahip.
Genç ve arayış içinde olan bir beyin…
Kara çarşafı görüp de yadırgamamak mümkün değil, yıllar önce Ata’nın son verdiği şu kara çarşaf yine türedi ve yine içimize sokuldu.
Amaç nedir efendim. Elhamdülillah Müslüman’ız hepimiz. Dinimizin emir buyurduğu gerekleri yapmakla sorumluyuz.
Ama bu dinimizi bize yanlış bilgi ile öğretmeye kalkmak anlamına gelmez.
Kadıköy sokaklarında, ardından doğup, büyüdüğüm Pendik sokaklarında gezerken dağların arasında sıkışıp kalmış küçük beyinlerin ne yaptığını gördüm.
Bir tarafta sıkma baş tabir ettiğimiz bir çok türbanlı, diğer tarafta güya modaya uymaya çalışan, kıçlarını,neredeyse kıç yanaklarını gösteren hanımların bir arada,birbirlerine nazire yaparcasına gezdiklerini inceledim ve ne yazık ki bazı gerçekleri gördüm.
Türkiye’nin bu gün nerede olduğunu, nereden geldiğimizi çözdüm.
Benim babaannem ve anneannem de eşarp takarlardı. Gayet normaldi. Onun yanında modern giyinen insanlarımız da abuk giyinmezlerdi.
Kadının diz altı eteği veya klasik pantolonu göz karıştırmazdı.
Bu gün öyle miyiz?
Kara çarşafa bürünen çağ dışı görüntü ve çağ atladık diyerek tüm kadınsal görünümlerini ortaya atan bir kadınlar ordusunun içinde kalır olduk.
Türkiye çağ atlama bahanesi ile gerisin geriye gidiyor farkında değiliz.
Ha hem söyleyeyim etki tepki söz konusu… O kara çarşaf giyerse ben de böyle giyinirim çatışması gibi geldi bana…
Elinde sigara kıçında iç çamaşırları gözüken bir şortla cadde ortasında gezen bir kadın.
Diğer tarafta; başında türbanı, üzerinde nerdeyse yerlerde sürünen palto ama yanındaki gence sımsıkı sarılmış, dudak dudağa bir çift…
Neyi nasıl yapacağımızı şaşırmışız. Bazı şeylerin ne yazık ki bokunu çıkartmışız.
Gelelim mübarek ay, kutsal ay içinde, yani sınandığımız bu ay içinde yapmamız gerekenlere…
Öyle sözle, atıp tutmayla bazı şeyler olmuyor efendim.
Komşun açken, senin tok durman ne dinimize, ne de insanlığımıza yakışır. Kendini törpüleyeceksin… Eğer hakikaten ihtiyacı varsa, bir kaşık çorba vermek durumundasın.
Ve en başta dedikodu ile yaşamamak zorunluluğunun var. Ağzından çıkanı kulağın duyacak. Bir kuruş delikli para için karşındakini satmayacaksın.Bu ay manevi bir ay… Tüm duygu ve isteklerine gem vuracaksın. Hislerinin,hırslarının esir olmayacaksın.
Senin elin yağda ve balda olabilir bunu etrafa hissettirmeyeceksin.
Ne o öyle iftar çadırların da görüntü aldırmak. Hangi Müslüman’a yakışır. Veya yaptığını söylemek.
Ben şeker hastası olduğumdan bu mübarek ay da vazifem olan orucumu tutamıyorum. Vazifem ama sıkıntım var. Bu yüzden vazifemi en kısa zaman ve yer durumda yerine getiriyorum ama…
En azından dedikodu yapmıyorum, kimseyi kimseye çekiştirmiyorum.
Özel ve bu güzel günler hayrına kendimize çeki düzen verelim. Yoksa tüm değerlerimizi kaybeder duruma geldik.
Hepimizin Ramazan ayı umutlu,huzurlu ve kutlu olsun…