Uzun yıllar öncesine döndüm geçtiğimiz günler de…
Uzun yıllar… Acı, tatlı geçen kaç yıl?
Ama içimizdeki eskimeyen dostluklar ve unutulmayan dostlar vardır.
Benim de unutmadığım önemli dostlarım arasında biri vardır ki, bu günü kadar çizgisini bozmadan emen adımlarla ilerleyen önemli bir isimdir o.
Bir ara hataya sürükleyenler olmuştu kendini ama o kendinin ne kadar değerli olduğunu, ucuz
işlerle gündemde kalmayacağını bildiğinden çeki verdi kendini…
Merak ettiniz mi diyeceğim ama başlıkta adını verdik sizlere efendim.
Muazzez Ersoy benim için önemli bir yer tutar hayatım da…
Onun hayatında da benim için aynı yer vardır bilirim.
Yıllara döndüm yine…
Ankara’nın o sisli,puslu havasında birileri beni alıp bu genç ve güzel kadının programına götürdü.
O zamanın önemli Ankara müzikhollerinden, Süreyya gazinosunun, sigara dumanlı ortamında bu güzel sesi dinleme fırsatı buldum.
O, bu günün nostalji kraliçesi Muazzez Ersoy’du.
Ne yapılabilirdi bu muhteşem sese?
Beyaz bir tuvalet içersinde, ağzını yamul tarak okuduğu o parçaları zevkle dinledim.
Ertesi gün evinde ziyaret etmek istedim.
O önemli ses, ev haliyle, hiç unutmam, kırmızı leğeninde çamaşır yıkıyordu. Elinden tuttuğum gibi kaldırdım leğenin başından… İnanın zorla kaldırdım.
Bu ses büyümeli, ileriye gitmeliydi.
TRT’nin o günkü genel müdürü, Allah rahmet eylesin Kerim Aydın Erdem’in karşısına diktim Muzoyu…
Heyecandan tir , tir titriyordu…
Başı önünde, sessiz ama gözlerinde ki; “Ben bu işi yaparım” hakimiyeti ile oturuyordu.
Rahmet Kerim baba o saat de hatır kırmamak için kabul etmişti bu ürkek ve titrek kadını.
Ama sonra Kerim Aydın Erdem, bestelenmek üzere ve albümünde okuması için bir şiirini veriyordu.
İşte Muazzez Ersoy doğuyordu.
İyi ki doğmuştu hani…
Nereden geldi aklıma? Geçtiğimiz gün TRT 1 de yayınlanan “Seyri Alem” programına yaptığım röportajda eskiye döndüm bir ara…
Muazzez’le o eski yıllarımızı andık, durduk.
O günlerden kalan dostluğumuz hiç bitmeden devam etmişti.
Çok sık görüşmesek de gönül bağı her zaman hazır ve nazırdı.
Yeni bir albüme hazırlanıyormuş Muzo… “Bebeklerim onlar benim” dediği yepyeni şarkılardan oluşan bir albümle huzura çıkıyormuş.
Muazzez, o güzel sesi ve yorumuyla yine esecek, gürleyecek.
İyi ki seni o leğenin başından alıp götürmüşüm Rahmetlinin yanına…
Böyle seslere, böyle yorumculara, böyle sanatçılara hep destek vermek gerek.
Bu gün bulamıyoruz desek de arada sırada bir güzel ses, bir güzel yorum ve duruş bulunur inanıyorum.
Vehbi Dinçcan