Anasayfa Magazin Güzeller Galerisi Video Galeri Foto Galeri Güncel Kadınca
sacitaslan.com facebook sacitaslan.com twitter

Mutluluğun Anahtarı: Sevgi




İnsanlığın en büyük korkusudur dışlanmak. Bir toplumda yer edinme çabası ve o toplumun gözünde sen de bizdensin havasını vermek. İşte bu doğrultuda devreye giren düşünce hümanizmdir. Bu düşünceye sahip olmayan bir milletin ayakta kalması ve devamlılığını sürdürmesi çok zordur.

Faşizm ve hümanizmi bir arada tutan ve aslında birbirleri için de ne kadar önemli olduğunu bizlere hatırlatan bir film bu hafta vizyona girdi. Usta yönetmen Çağan Irmak imzali "Dedemin İnsanları".
 
"Karanlıktakiler" ve Prensesin Uykusu" gibi sıradışı filmlerle farklılığını göstermek isteyen yönetmen, çok fazla bir ses getiremeyince "Babam ve Oğlum" filmine benzer hüzün timsalini canlandıran bir yapıtla tekrar döndü. Bence Çağan Irmak, bugüne kadar perdeye yansıttığı tüm filmlerde bir başarı örneği sergiledi. Tabi, bu başarı örneği gişe hasılatı ile değerlendiriliyorsa o konuda bir yorum yapamam.
 
Hümeyra ve Çetin Tekindor’dan bir türlü vazgeçemeyen usta yönetmen, yine tüm yapıtı Çetin Tekindor üzerine kurmuş. Hümeyra, bu yapıtta çok ön planda değil ama yarattığı tipleme ve mimiklerindeki hüzünle yine vazgeçilmez bir oyuncu olduğunu gösteriyor. Çetin Tekindor ise; ifadelerindeki sertlik, yüzünde saklı olan o ağır duygusallığı ile yine içimizi ürpertiyor. Sanki oyuncu sadece Çağan filmleri için bu işe gönül vermiş. Çağan filmlerinde yarattığı baba ve dede tiplemeleri üzerine kurulu oyunculuk, izleyicinin kalbinde derin izler bırakıyor. Teşekkürler Hümeyra, teşekkürler Çetin Tekindor...
 
Gelelim diğer oyuncuların performanslarına; Ozan karakteri ile dede rolünü oynayan Çetin Tekindor kadar, filmin ana rolünü üstleyen torun Durukan Çelikkaya için söyleyeceğim tek şey; lütfen iyi yapımlarda değerlendirilsin. Bu filmle, popüler olduktan sonra tutmayan dizilerde oynayıp harcanmasın. Şu noktada Çağan’a sormak lazım. "Sen "Babam ve Oğlum" da da yaptın aynı şeyi. Nerden buluyorsun bu çocuk tiplemeleri?" İnanılmaz bir oyunculuk, sanki yılların tecrübesi perdeye yansıtılmış durumda. Umarım bu başarısı devamını getirir ve bizler de onu alkışlamaya devam ederiz.
 
Peki Ozan’ın (Durukan Çelikkaya) annesi rolündeki Gökçe Bahadır’a ne demeli? Ben bittim... Gözlerindeki o hüzün, dudaklarından çıkan o şiveli konuşmalar... Eğer bir Hümeyra var ise, bir Gökçe Bahadır da var. Bir Çağan filminde oynayarak gerçek bir oyunculuk nasıl olur bizlere göstermeyi başardı.
 
Ozan’ın babasını canlandıran Yiğit Özşener de filmin bu kare asına yakışır bir oyunculuk sergiliyor. Aynı şekilde büyükanne rolünü oynayan Sacide Taşaner de tüm oyuncuların gerisinde kalmıyor. Sanki bir oyunculuk yarışması ve hangimiz daha iyiyiz diye bir çaba var.
 
Bu yazımda oyuncular üzerinde çok durdum. Daha birçok oyuncu var tek tek ele alınmayı hakeden. Filmin konusunu, çekimini bir tarafa bırakın sadece oyunculuk bile bazen o filmi üstün kılar. İşte Çağan, tüm oyuncularını tek tek sanki bir tiyatro oyunundaymışız gibi canlı ve içten sunmayı iyi başarmış.
 
Filmin konusuna bir göz atalım...Ailesinin kökeninin Girit adasına dayalı olduğu mutlu bir evin küçük torunudur Ozan. Ege sahillerinde küçük bir kasabada yaşamaktadırlar. Ailesinin her bireyi herkes tarafından sevilmekte. Ama, onu rahatsız eden büyük bir sorun var. Arkadaşları ona "Gavur" demektedir. Onun da tüm çabası, arkadaşlarına "gavur" olmadığını göstermektir. Bu yüzden ilk mücadelesi ailesi ile olacaktır. Onlara "Türk" olduklarını hissetirme ve kabullendirme çabası. En çok mücadeleyi dedesi (Çetin Tekindor) ile yapacaktır.
 
Herkesin kafalasında sürekli soru işareti bırakan, hatta kimi zaman büyük bir düşmanlığı simgeleyen soğuk bir savaştır Türk-Yunan ilişkileri. Senaryo, küçük bir aile üzerinde kurulu ama ülke sorunlarını temsil eden büyük bir düşünceyi sergilemekte.
 
Senaryoyu; güçlü oyunculuklar,inanılmaz bir çekim ve akılalmaz bir kurgu ile sununca filmin bir baş yapıt olmaması mümkün değildir.
 
Film daha ilk sahnesinde izleyiciyi içine çekiyor. Bu sefer hüzünlendirmekten çok düşündürüyor. Kurulan her cümle beyne vurulan bir kurşun niteliğinde. Her ayrıntı, eksik kalan bir şeyi tamamlıyor. Yapıtın başı ve sonu inanılmaz bir şekilde biribirini bütünlüyor. Film, hiç bitmesin diyoruz hatta şu da olmalıydı dedirtmiyor. Çünkü; hiçbir ayrıntı atlatılmamış, herşey birbirini tamamlıyor.
 
Filmde kullanılan şive ve çok ağır olmasına rağmen insanın yüzünde kahkaha tufanı yaratan küfürler, yapıta sıcak bir dokunuş vermiş. Kullanılan cümleleri duyunca, bu senaryoyu oluşturmak için ne büyük bir araştırma ve çaba gösterildiği görülmekte.
 
Müzikler, o kadar etkileyici ki kalbi o ritmin içine atıyor. İzleyiciye bir ürperti bir heyacan katıyor.
 
Ülkemizdeki azınlıklara bu kadar güzel değinen başka bir film izlemedim. Kalbinizin insan sevgisine ihtiyacı var ise, gidin bunu sinema perdesinden edinin. Ülkemiz sinemasını en üst noktalara taşıdığına inandığım bu yönetmenimizi tekrar yürekten kutluyorum. Verilen emeğin karşılığı gişeye mutlaka yansıtılmalı. Bu yapıt, herşeyin en iyisini hakediyor...
 
Unutmadan...Filmi izlerken birinin elini tutmaya ihtiyacınız olabilir. Ben denedim ve huzur buldum...
 
İyi haftalar.
 
 
 
Mehmet İvecen
ivecenmehmet@yahoo.com - www.twitter.com/mehmetivecen

 


28.11.11 00:00

127 kişi 5 puan verdi
6371 kez okundu

2 Yorum
SİTEMİZDE İÇERİK YORUM ÖZELLİĞİ KALDIRILMIŞTIR.
serap demir
03.12.2011 10:39
-1
beğenen:0 beğenmeyen:0 (%0)
+1
güzel...
hakan kutlu
30.11.2011 21:33
-1
beğenen:0 beğenmeyen:0 (%0)
+1
Mehmet Bey, sinemaya olan eleştirel bakış açınız harika. Sinemaya gitmeme en büyük desteği siz sunuyorsunuz.Gayet başarılı bir diliniz var, başarılarınızın devamını diliyorum. sevgiler
Diğer Yazıları


Günün Haberleri


GÜNDEMDEKİLER : Kim Kardashian   Ahu Yağtu   Esra Erol   Acun Ilıcalı   Kenan İmirzalıoğlu   Muhteşem Yüzyıl   Bülent Ersoy   Gülben Ergen   Beren Saat   Suskunlar   Saba Tümer