Mülkiye Toper’in müziğe olan sevgisi ta küçük yaşlarında başlamıştı...
Evin bahçesindeki ağaçlara tırmanıp ağacın tepesinde şarkı söyleyen küçük kız, topluluk önünde ilk şarkısını ilk okul yıllarında söylemiş.
Toper o sevimli anısını şöyle anlatıyor... "Bir gün öğretmenimiz dersteyken ’Yazısı güzel olan tahtaya geçsin’ demişti. Arkadaşlarım bunu ’sesi güzel olan’ diye anlamış. ’Mülkiye tahtaya kalksın’ dediler. Tahtaya kalktım; öğretmenim yazdırmaya başladı. Zaten yazım güzel değildir; heyecandan iyice okunmaz oldu. Neyse ki arkadaşlarım hocanın söylediğini yanlış anladıklarını ve yazımın değil sesimin güzel olduğunu söyledi. Bunun üzerine öğretmenim ’Madem yazın kötü, sesin güzel. Bize bir şarkı söyle’ dedi. İyi bildiğim bir şarkıyı okudum. Çok beğendi, okul müsameresinde de şarkı söylememi istedi. Yıl sonunda yapılan okul müsameresine gelen Nigar Ulusoy; sesimi beğenmiş. Rastlantılar sonucu tanıştığım Nigar Hanım’dan bir süre ders aldım ve kendisinden çok şey öğrendim..."
Mülkiye Toper daha sonraki yıllarda Belediye Konservatuarı’nda Münir Nurettin Selçuk ve Şefik Gürmeriç’in öğrencisi oldu. İki yıl kadar da Klasik Batı Müziği bölümünde piyano öğrenimi gören sanatçı bu arada Güzel Sanatlar Akademisi’nin minyatür bölümünü bitirdi.
1954 yılında İstanbul Radyosu’na kadrolu sanatçı olarak giren Toper radyo yıllarını ise şöyle anlatıyor... "Gerçi konservatuar öğrenciliğim sırasında hocalarımdan çok şey öğrenmiştim ama radyo yıllarımda öğrenmem gereken daha çok şeyin olduğunu gördüm..."
1964’te hayatını Turhan Toper’le birleştiren sanatçı, Ankara Radyosu’nda on beş yıl kadar görev yaptıktan sonra 1979 yılında tekrar İstanbul Radyosu’na geri döndü.
Sevinç Tevrüz’ün "Ayrılık Ne Demek Hasret Ne Demek" adlı eserindeki yorumuyla milyonların hafızalarındaki yerini koruyan ünlü sanatçı Mülkiye Toper sevenlerinin kalbinde apayrı bir yerde durmaktadır.
Kadri Erçetingöz
kadrizm@gmail.com - www.twitter.com/kadriercetingoz