REHA MUHTAR, "BİR ZAMANLAR ÇOK SEVDİĞİM!" DEDİĞİN MUHABİRİN ADI SUNA ÜÇKARIŞOĞLU."
Yazmışta yazmasına ama yazarken de gazetecilik ilkelerini, tarafsızlığını, köşe yazarlığı saygınlığını bir kenara bırakıp, yanında çalıştırdığı maaşını bir ödeyip bir ödemediği Ahmet Tulgar’ın yağcılığını yapmaya soyunmuş.
Sayın Reha Muhtar;
Öncelikle “Bir zamanlar çok sevdiğim!“ dediğiniz muhabirin adı Suna Üçkarışoğlu. Bana olan sevginizin bitme nedeni hatırladığım kadarıyla şarkıcı Gülşen ile AŞK yaşadığınız zamanlarda, Gülşen’e çıktığı konser sonrası kulisinde röportaj yapmam ve röportajda Erol Köse ile yaşadığı aşkı bitirmesinin iki gün sonrası sizinle nasıl AŞK’a yelken açtığı sorusu olacak… Bu soruyu sizin sevdiğiniz muhabir olarak nasıl oluyor da sorduğum için bana olan sevginiz eskidi demek…
İyi ki de eskimiş. Siz beni sevin diye gazetecilik ahlakımdan, ilkelerimden vazgeçecek değilim.
Medya olarak kendi yanlışlarımızı ört bas edip, her daim ‘vurun abalıya!‘ diyerek vatandaşın sırtına binmeliyiz öyle mi Sayın Reha Muhtar?…
Ya da gazete patronlarımızın desteklediği siyasi partinin rakibine köşemizde saldıran yazılar yazmalıyız. Peki bunu neden yapmalıyız çuvalla para veriyorlar diye mi?
Satılık kalemimiz yok Reha Muhtar, kalem satmamayı ustalarımızdan öğrendik. Aç kaldık açıkta kaldık, belki ama yine de onurumuzdan, şerefimizden ödün verip kalem satmadık.
Ve şimdi siz kalem satmayan muhabirinizin adını yazmaya utanıyorsunuz!
Gülşen’le AŞK yaşadığınız dönemde duygularınıza yenik düşüp sizden çok şey öğrendiğim gazetecilik mesleğini yaptığım için beni suçlamıştınız. Şimdi de aynı şeyi yapıp yayında Ahmet Tulgar’ı linç etmekle suçluyorsunuz.
1) Gazetecilik ilkelerinden yola çıkarsak, neden bana telefon açıp programda ne olduğunu sormadınız? Yoksa sormama nedeniniz, bir muhabiri arayarak yüksek egonuza yenik düşmeniz mi? Arayıp benimle konuşsaydınız programda LİNÇ edilme gibi bir durumun söz konusu olmadığını öğrenirdiniz…
2) Yayına Uzman Klinik Psikolog Kubilayalp GÜLFİDAN’ı bağlama konusuna gelince; Söyler misiniz sizin CNNTÜRK’de bir zamanlar yaptığınız “ÇOK FARKLI“ programında danışmanlığınızı yapan Taraf Gazetesi yazarının Kurtlar Vadisi Kahramanı Polat Alemdar için, “Cemil İpekçi bile bunlardan daha delikanlı.“ demesinin ne farkı var? Unuttuysanız hatırlatayım, bu sözler eşcinselleri kızdırmış; Gay ve Lezbiyen Derneği Başkanı Kürşad Kahramanoğlu’da Birgün Gazetesi’nde sert bir makale yazmıştı.
Ve siz o gün aynı yayına CEMİL İPEKÇİ’yi bağlamış, Cemil İpekçi, BUlaç’ın sarf ettiği sözlerle suç işlediği ve eşcinselleri toplum içinde hedef haline getirdiğini söylemişti. Ve siz bunu programınızda yayınladığınız da Cemil İpekçi’ye karşı LİNÇ girişimi olmuyor da biz Ahmet Tulgar’a konuşma cesareti olmadığından stüdyodan kaçtığı için mi LİNÇ girişimi oluyor anlayamıyorum.
Bakın Sayın Reha Muhtar;
Yanınızda çalıştırdığınız cebinde yalnızca 18 lirayla maddi sıkıntılar içinde dolaşmasına izin verdiğiniz Ahmet Tulgar’a söyleyin, ortaya çıkıp “Ben eşcinselim!” diyorsa bu fikrin arkasında durup sonuna kadar savunsun. Savunamıyorsa şayet; size gelip sızlanacağı yerde bu mücadeleyi sokakta saçlarından sürüklenerek dayak yiyen eşcinsellere bıraksın o zaman.
Size gelince; AHMET TANER KIŞLALILARIN, UĞUR MUMCULARIN ve onlar gibi onuruyla gazeteciliğini yapıp kalemlerini satmadıkları için öldürülen gazetecilerin kemiklerini mezarda sızlatmayın!
Sevgiyle ve İnsanca Kalın
Suna ÜÇKARIŞOĞLU