Steril Star üreten yarışma programlarına katılan yarışmacıları, ekranımın elverdiği yakınlıktan incelemeye koyuldum.
5 dakika...
10 dakika...
Ve derken yoruldum...
Onlar nasıl dayanıyor bu izdihama ve sulu izdivaca diye düşünürken, her ne olduysa bu suyu üzerinde mevzuatı yazmaya başlamışım sehven:
Yarışmacıların bir çoğu, program jürisinin lügatiyle 'fevkaladenin fevkinde'. Kaldı ki kimisi, sanatının meyvesini bir yerlerde toplamaya başlamış bile. Aralarında görülüyor ki; aile itelemesi ya da maddi beklenti sebebiyle iştirak etmiş olanların yanı sıra, pembe panjurlu üne şöhrete kanmış olanlar da mevcut.
‘Neden bu ve benzeri yarışmalar’ diye sordum kendi kendime. Neden yeteneğin ve yetenekli kişilerin adresi bu platformlar oldu? Yoksa bir şeyler yozdu, bu vesileyle dışa mı vurdu?
Yıllarca bir işe baş koyuyorsunuz. Çalışıp çabalayıp sanatınızı bir noktaya taşıyorsunuz. O uğurda verdiğiniz emek ve ödediğiniz bedel söz konusu. Sonra kalkıp, yeteneklerinizi geliştirme aşamasında çektiğiniz zorluklardan bihaber 3-5 jüri üyesi karşısında iki büklüm oluveriyorsunuz. Kerrat cetveli olmuş bu hayatlardan bir tanesi de çıkıp, edebi ayarı tutturamayan bir kısım jüriye "sen ne diyorsun, hangi sıfatla sanatımı sorguluyorsun ve hangi aritmetikle bendeki kabiliyeti hesap ediyorsun?" demiyor. Sadece, jüri ne derse "he" diyor.
Rezilsin... "He"
Çirkin olmuşsun... "He"
Yerlerde bir performans... "He"
Bence evine dön bulaşık yıka... " He"
Saygısızlık etme, biz jüriyiz ona göre... "He"
Kulvarlarında son derece başarılı oldukları gözlenen ve aldıkları para karşılığı jüri koltuğuna yerleşen bu sanatçı dostlarımızın da dünya üzerinde kapladıkları alan, ortalama bir iki metrekareye tekabül eder (Sanatçı olanları kastediyorum, diğerlerini yazmaya gerek duymadım). Herkes kadar varlar ve günün birinde hepimiz gibi yok olacaklar. Bu süreçte, Allah kendilerine sağlıklı yaşamak nasip etsin ve sanatı olanların sanatlarına zeval gelmesin. Sağ olsunlar, var olsunlar. Kimini dinlerim, kiminde kumanda benim elimde olmadığı için oda değiştiririm. Takıldığım nokta bu değil; eğlence dünyası geniş bir yelpaze ve her şeye, herkese bir yaprak mevcut. Sıkıntılı olan kısım, sanatçının bir başka sanatçı karşısında iki büklüm olma hali. Mütevazılığı en alt düzeyde tutmanız gereken tek noktadır sanat ve düsturu gereği gelen iltifata 'bir sıcak tebessüm eşliğinde teşekkür' yeterlidir. Diğer bir sanatçının boyutları değildir esas olan, karşınızda duranın sizdeki sanata-sanatınıza gösterdiği hürmettir.
Merakımdan soruyorum: İnsanların eksiklerini ön plana çıkaran, buruşuk ceketini, emaneten arkadaşından aldığı eteğinin bluza uyumsuz absürd hallerini yüzüne vuran ve cümlelerinin arasına ‘pr’ gibi ‘excuse’ gibi kendilerini izleyen sınıfın büyük çoğunluğunun anlamayacağı kelimeler sıkıştırarak aldığı parayla doğru orantılı büyük görünmeye çalışan bir jüriye, neden ve nasıl bir beklentiyle bu müsaadeyi tanıyorsunuz!
Yarışmacının yeteneği dışında bir yığın lüzumsuz mevzuatının da yer bulduğu; esinlenildiği, alıntı yapıldığı veya uyarlandığı kimi Avrupa ve Yeni Kıta'daki benzerlerine nispeten misyonu hayli farklı bu yarışmalar kadar mı sanatınızın eni boyu?
Sayın yarışmacılar, bu suali bana değil, kendinize cevaplayın: Sanatınızın eni boyu tam olarak ne kadar?
Abdullah KOÇOĞLU [JOker ABDUL]
E-posta: jokerabdulshow@gmail.com
Web: www.JokerAbdul.com