Tecavüz gibi bir şey ırkçılık, haksızlığa uğrayan siz olursunuz ama anlatmaya utanır çekinirsiniz..
Herşeyden herkesten korkar olmuşuz. Toplum içinde yüksek sesle "Gazze’de bebekler ölüyor, yapılan yanlıştır" demeye korkanlar, sessizce mailler atarak Gazzede ölen çocukların fotolarını yollamasını biliyorlar. Ey arkadaş, ey vatandaş diyecek bir lafın varsa korkma, konuş!
Aman bir tanıdığa dokunur, yada birgün işimiz düşer korkusundan, boynundan emziği sarkan ölü bebek hakkında yorum yapmaktan bile aciz, yüreksiz bir toplum oluvermişiz. Nasıl anneyiz, nasıl babayız biz, hiç mi içimiz yanmadı, o çocukların kanlı fotoğraflarına bakarken.
Ölen çocukların hangi dinden oldukları değil önemli olan.. Önemli olan çocukların, masumların ölüyor olması.
Koskoca Başbakanın omuza vura vura "sus" denilmiş.. Her ne kesimden, her ne dinden, her ne görüşten, olursan ol sayın okuyucu, sevsekte sevmesekte, begensekte, begenmesekte, eğer ki sen Türk vatandaşıysan o el senin omuzuna vurmuş oluyor..
"Sus sen kimsin ki çocukların kanı akıyor diyeceksin, sus konuşma ölen ölsün sana ne".
Soruyorum size, bu mudur?
Muhalefet yapıcaz diye böyle bir gerçeği görmezden mı geleceğiz?
Sustukca başımıza çıkan dış politikalardan herkes gibi bende sıkıldım..
Konuşma özgürlüğü demokrasinin en önemli demir baslarindan birisi değilmidir?
Aman toplumu galayana getirmiyelim diye sustukça insanın öfkesi içinde patlıyor..
Türkiye’de size dost görünenler, Amerika’da yüzüne bakmaz, ey iki yüzlüler.
Nedir korktuğumuz, bu kadar mı insanlığımızı yitirdik "çocuklar ölmesin" diyemiyecek hale mi geldik..
Aynı sokakta oturduğumuz bir yahudi "kapı komşumuz" ben Türk’üm diye çocuklarımızın oyun oynamasını istemedi, bunu açık açık dile getirmekten de hiç çekinmedi..
Ben bile aman provakasyon olmasın yahudi arkadaşlarımın gücüne gitmesin diye sustum..
Soruyorum size bu bana ve 3 yaşındaki oğluma yapılan bir ırkçılık değildir de nedir?
Anlamını yitirmiş bir nezaket can acıtıyor zamanla..
Direkt olarak başımıza gelmedikce, kendi canımız acımadıkca, başkalarının acılarını paylaşmak zor geliyor bize.
"Bana dokumayan yılan bin yaşasın"..
Yurt dışında yaşayanlarınız nasılsa biliyorsunuz hepinizin başından değişik derecelerde ırkçılık olayları geçmiştir..
Türk olduğunuz için, müslüman olduğunuz için, siyah olduğunuz için vs küçümsenip, aşağalandığınız olmuştur..
Olur da kimse nedense bunları anlatmaz..
Tecavüz gibi bir şey ırkçılık, haksızlığa uğrayan siz olursunuz ama anlatmaya utanır çekinirsiniz..
Anlatacak daha çok şey var ama yine elimden geldiğince yumuşatıyorum...
Elimden gelmediği yerde dayanamayıp nacizane fikrimi, zikrettiğimde de gocunucak bir şeyiniz yoksa ve yüreğinizde azıcık insanlık kalmışsa bana hak vereceğinizi biliyorum..
Kimseden korkumda yok, çıkarımda, işte söylüyorum ırkçılığa ve masumların katledilmesine son derece karşıyım..
Reyhan isimli bir okurumuzun bana gönderdiği o ölü çocuk fotolarını gördüğüm günden beri gözümün önünden gitmiyor kanlar içerisindeki cocuklar.
Peki ya siz, bakabiliyormusunuz kanlar içerisindeki ölü çocukların fotoğraflarına?
Neler hissediyorsunuz?
Kendi çocuğunuzun geleceğinden korktuğunuz zamanlar oluyor mu?
Nazi Almanyasında kamplarda ölen çocuklar için ne hissettiysem, aynı şeyi Gazze’de ölen çocuklar içinde hissediyorum.
Hitlerin dünyanın başına gelmiş en hasta, en şeytan yaratik olduğunu hepimiz biliyoruz.
Az lanetlemedik Hitleri. Orada hayatlarını kayben yahudiler için az göz yaşı dökmedik.
Gazze’de hayatlarını kaybeden çocuklar için mi ağlamak zor geliyor bize.. NEDEN?
Her nerede masum, bir çocuk, bir anne, bir baba, öldürülse yüreğim yanar.. O çocuğun dini, ırkı önemli değildir hiçbir zaman.. Şu an beni okuyan bir çoğunuzunda öyle düşündüğünü biliyorum..
O yüzden savaşa öldürmeye normal bakan insanlar bozulacak diye susamam..
Her ne dine, her ne ırka ait olurlarsa olsunlar umurumda bile değil, çocuk kanı akıtan ve buna seyirci kalan herkes suçludur..
Türkiye’nin "biz Anti seminist değiliz" diye savunmaya da ihtiyacımız yok..
Pek tabii ki değiliz. Bazı milletler zamanında ezilmişliklerini şimdi silah olarak kullanıyorlar. Amerika’da bu konu hakkında bir şaka bile var..
Bir yahudiyi dostça bile bir konuda eleştirmeye kalksanız hemen "anti seministmisin" derler size.. TV lerde filmlerde bile şaka olarak geçer "aman bir yahudiye saçın kötü bile deme Anti seminist derler size" diye. Siyaha, beyaza, müslümana, hristiyana, yahudiye vs her kime haksızlık yapılırsa yapılsın haksızlık haksızlıktır..
Zaten bunun dinlede alakası yoktur. Bütün dinlerde öldürmek yasaktır. Dünya üzerindeki zulümlerin bitme zamanı gelmiştir.. Savaşlardan ölü çocuk fotoğraflarından bıktık, usandık, utandık... Yapılan haksızlıklar ve cinayetler karşında dur demek bir insanlık görevidir..
Aman herşeyin kıyısından geçelim, ne etliye, nede sütlüye dokunmayalım düşüncesi yüzünden demokrasiler bile tehlike altına girmiştir..
Savunduğumuz, inandığımız şeyler adına konuşmadıkça, sustukca aydınlıklar karanlıklarda boğulmaya mahkumdur.. Unutmayalım ki suça sessiz kalmak katkıda bulunmak demektir.. Kendi çocuklarımızın bir karnı ağrısa ’Ahh vahh" eden bizler "çocuklar öldürülmesin " demektende korkar olduysak yazıklar olsun bize/size..
Daha geçen hafta bir gurup yahudi ile, bir gurup arap yanyana savaş karşıtı yürüyüş yaptılar New York’ta. Yani Gazze’de olanları onaylamayan savaş karşıtı yahudilerde var.. Eline silah alıp öldürmek ISTEMEYEN Israilli gençlerin isyan eden videolarına da internette ulaşabilirsiniz. Savaşı, masumları, çocukları öldürmeyi, destekleyen rahmetli babam bile olsa söyleyeceğim şeyler değişmez..
Her nerede hangi dinden ve ırktan çocuk öldürülüyorsa buna dur demek insanlık görevimizdir.
Dur!
Stop the war. Stop discrimination. Stop killing children. Stop being silent! Peace!