Oscar ödül töreninde boy gösterecek filmler, beyazperde de arka arkaya yer bulmaya devam etmektedir. Bu hafta vizyona giren bir ilm, Oscar ödülü için favoriler arasında yer almaktadır.
Peter Jackson imzalı "The Lovely Bones (Cennetimden Bakarken)" filmi, bu hafta izlenilmesi gereken en iyi yapıttır diye düşünüyorum. Oscar komitesinin böyle başarılı bir senaryo, görüntü mükemmelliği taşıyan bir filmi sadece En İyi Yardımcı Erkek oyuncu dalında tek bir adaylık vermesi beni çok şaşırttı. Fantastik filmlerin başarılı yönetmeni, dram yüklü bu yapıtı fantastik öğeleri içinde yoğurarak duygusallığı hat safhada yaşatmaktadır.
Oscar komitesi, "Avatar" gibi gişede büyük bir başarı sağlayan ve izleyen herkes tarafından beğeniyle karşılanan bir yapıtı aday yapması, belki de bu filmin "Avatar"ın gölgesinde kalmasını sağlamıştır. Elbette, izleyicinin beğenisine göre de bir değerlendirme yapılması çok güzeldir. Ama, bu aday gösterilen on film içinde, bu yapıtta olmalıydı bence.
Küçük bir kızın dünyasından izlediğimiz yapıtta; Oscar adayı Saoirse Ronan geleceğin en büyük yıldızlarından biri olacağını şimdiden tüm dünyaya gösterdi. Gerek yüzü gerekse de mimikleriyle şimdiden bir Nicole Kidman olacağı hissi uyandıran oyuncu, tek başına filmi götürecek bir performans sergilemiştir.
Başarılı oyuncunun dışında, Oscar adayı Mark Wahlberg, Oscar ödüllü Rashel Weisz ve Susan Sarandon da büyük bir performans göstermektedirler. Yalnız Anne karakterinde Rashel büyük bir uyum göstermektedir ama; Mark, Rashel"e göre daha genç görünmektedir. Oyuncunun performansı gayet iyi, ama baba rolüne pek yakışmamıştır. Büyükanne rülündeki Susan ise, duygusallığa komedi öğelerini yüklemeyi çok iyi bilen bir rol örneği sunmuştur.
Bir oyuncu daha var ki ona ayrı bir paragraf açmak istedim. Onu adı: Stanley Tucci. Soğuk, cesaret, ağır, nefret, sevgi ve daha nice performans öğelerinin vazgeçilmez oyuncusunu elbette herkes tanımaktadır. Ama, bu oyuncuyu filmde tanımak mümkün değildir. Filmi izlediğimde, kadroda Stanley’in adı geçmekte ama oyuncu nerde dediğim bile oldu. İşte, gerek görüntü gerekse de film boyunca insanda kin uynadıran bir performans sergileyen oyuncu, umarım bu başarının karşılığını Oscar ödülü alarak gerçekleştirir.
Sapık bir ruh, masum bir çocuk ikisinin çatışması ve sonuç olarak acı içinde bir aile. Filmin konusunu bu kadar kısa bir cümlede tanımlamak yeterli. Gerisi, mükemmeliğini tüm dünyaya duyuran bir yönetmene kalmıştır.
Görüntü ve müzik kalitesiyle her filmde başarı gösteren yönetmen, aynı titizliği bu filminde de göstermiştir. Hiç sıkılmadan, hatta filmin bitmesini istemeden soluksuzca izleme imkanı bulacaksınız.
Anlatacak çok ama çok şey var ama, filme gidin ama gerçekten gidin. Pişman olmayacaksınız...
Mehmet İvecen /ivecenmemet@yahoo.com