Türk Pop Müziğinin temelini oluşturan divalardan biri O… Sanatının yanı sıra hiç değişmeyen güzelliği, zarafetiyle kendinden sonraki sanatçılara örnek teşkil etmiş; gencecik yaşında ülkemizi yurt dışında temsil etmeye cesaret edebilmiş, ömrünü sanata ve şarkı söylemeye adamış unutmayacağımız ve Dünya’nın Ella’sına, Dalida’sına sahip çıktığı kadar sahip çıkmamız gereken en büyük sanatkarlarımızdan biri… Rüçhan Çamay…
Rüçhan Çamay 30.Mayıs.1931’de İstanbul’da doğdu. Ailenin tek kızı olan Rüçhan Çamay; ortaokuldan sonra Ankara’da üç yıl devlet konservatuarı piyano ve şan bölümünde okudu. 1947’de İstanbul’a döndü. Aynı yıl ilk kez Taksim Belediye Gazinosu’nda sahneye çıktı. 1948 yılında devrin büyük kulüplerinden Mazarik’te, bir süre sonra tekrar Taksim Belediye Gazinosu’nda çalıştı.
1950 yılında radyoevinin açılmasıyla sesini radyo aracılığıyla duyurdu. Dönemin sayılı caz sanatçılarındandı.
1952 yılında Amerika’dan teklif aldı. Amerika’da hem televizyon hem de radyoda üç buçuk ay boyunca şarkılar söyledi. 3. Aralık. 1953 tarihinde And Filmin sahibi Turgut Demirağ ile evlendi. 1954’te Muhteşem, 1956’da Melike isimli iki çocuğu dünyaya geldi.
1961’de Turgut Demirağ’dan ayrılan sanatçı radyo konserlerine devam etti ve Kulüp Reşat’ta çalışmaya başladı. 1963 yılında Turgut Demirağ’la yeniden evlendi. Sahneye başladığı ilk yıllarda “İstanbul Geceleri” adlı filmde şarkı söyleyerek kamera karşısına çıkan sanatçı daha sonra gelen film tekliflerine sıcak bakmadı.
1966 yılında Moskova Film Festivalinde birkaç konser verdi. 1967’de Turgut Demirağ’dan yeniden ayrılan sanatçı aynı yılın kışında ikinci kez Amerika’ya gitti. ”Art Linkletter” isimli show programında Zsa Zsa Gabor ve M.Griffin ile üç renkli televizyon programı yaptı. 1969 yılında Franfurt’ta düzenlenen ve tüm Avrupa televizyonlarını kapsayan renkli bir televizyon programında iki şarkı söyledi.
70’li yıllarda ardarda doldurduğu plaklarıyla, “Para Para Para, Ne Haber, İncinen Hatıralar” gibi şarkılarıyla müzikseverlerce beğeniyle takip edildi. Yılmaz Güney’in ‘Arkadaş’ filminde rol alan sanatçının kızı Melike Demirağ’ın da gönlünde tıpkı annesi gibi şarkı söylemek vardı. Şanar Yurdatapan’ın film için hazırladığı aynı isimli şarkıyı söyler söylemez müzikseverlerin gönlünde yer etti. Şanar Yurdatapan’ın desteğiyle Türk Pop Müziğinde çok sevdiği müziği ezdirmeden seslendirdiği eleştirel şarkılarıyla kalplerin sesi oldu.. Rüçhan Çamay ve kızı Melike 70’li yıllarda bir ara aynı plak şirketinin sanatçısıydılar...
Rüçhan Çamay 80’li yılların başında müzik yaşamına nokta koydu. 9. Ağustos. 1981’de Gönül Akkor, Leyla Sayar, Selçuk Ural, Nil Burak gibi sanatçıların katıldıkları 35.Yıl Jübile gecesinde salonda bulunan tüm davetlilerce ayakta alkışlandı.
O yıllarda verdiği röportajların birinde maziye baktığında gülümseyerek anımsadığı şu anısı gerçekten takdire değer… “Müzik yaşamım öylesine mücadelelerle geçti ki, şimdi düşünüyordum da ben müziği sevmeseydim kesinlikle böyle büyük bir mücadele veremezdim. Dün gibi hatırlıyorum bir çaya davet edildim. Israrla sahneye çıkmam istediler bende çıktım. Tanrım, öylesine büyük bir ilgiyle karşılaştım ki gözlerime inanamadım. Gazino patronu bana iş teklifinde bulundu. Ancak beni “Rossani” adlı Hollandalı bir şarkıcı olarak tanıtacaklardı. Çünkü o zamanlar beğenilen yıldızların hepsi Avrupalıydılar. Bir Türk’ün başarısı henüz kabul edilemiyordu. Programımın sonunda Hollandalı değil de Türk olduğumu açıkladım. Gazino patronun yalanı ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine beni “yıldız şarkıcı” olarak değil, orkestra şarkıcısı olarak çalıştırmayı teklif ettiler. Umrumda bile değildi bu…”
Günümüzde televizyonların bir anda şöhret yaptıkları yıldızcıklara bakınca Rüçhan Çamay’ın müzik tarihimizde ne denli büyük bir yere sahip olduğunu görmemek ve hayatını müziğe adamış tüm gerçek sanatçılarımızın önünde saygıyla eğilmemek imkansız…
Kadri Erçetingöz / kadrizm@gmail.com