RÖPORTAJ HABERLERİ

Yonca Evcimik: "İstediğim kariyere ulaştım"

Yonca Evcimik:

90’lardan bu yana hayatımızda olan Çılgın Bediş yani Yonca Evcimik bu sefer “Kendine Gel” le karşımızda. Evcimik, erkek şiddetine uğrayan kadınlara destek amaçlı yapılan projenin kadınların sesi olduğunu söylüyor....

Akşam'dan Mehmet Emin Demirezen'in röportajı...

“Kendine Gel” den biraz bahsedebilir miyiz? Nereden çıktı ortaya?


2 yıldır 90’lardan bir şarkıyı revize etmeyi düşünüyordum. Bununla birlikte kızlarla bir araya gelip bir ucu da sosyal projeye dokunan bir şarkı söylemek vardı hayalimde. Bu şarkı sevgili Şehrazat’ın bestesi. Şehrazat’ın bir gece yarısı beni arayıp da “Bak bu şarkıyı çok insan istiyor, yapacaksan yap yoksa veriyorum.” diye beni tehdit etti. Ben de onun üzerine hemen harekete geçtim. Bunun üzerine İrem Derici’yi ve Gökçe’yi aradım. Onlar da seve seve kabul ettiler. Nihat Odabaşı’na da gittik. O da çok güzel bir klip çekti. Bu şekilde bir iş sunduk size. Hem de hayalimi gerçekleştirdim.

Gökçe ve İrem Derici’den de biraz bahsedelim isterseniz. Onlar nasıl karşıladılar?

Onlara teklif ettiğim adan hiç tereddütsüz kabul ettiler. Gökçe benim elimde büyüdü sayılır. Ben Deve Kuşu kabaresinde dansçı ve oyuncu olarak görev yaparken Gökçe’nin babası orkestramızdaydı. İrem de hayatıma çok yeni giren ama sanki bin yıldır tanıyormuşum, hatta ben mi doğurmuşum diye düşündüğüm bir insan. Karakter olarak da insan olarak da bana benzeyen bir kardeşim. İrem ve Gökçe’yle bir arada olmaktan çok memnunluk duyduk. Çünkü aynı yerden bakıyoruz dünyaya.

Bunun bir sosyal sorumluluk ayağından bahsettiniz. Nedir bu proje?

Kadınlara kötü davranan erkeklere “haddini bildirelim” istedik. Bu şekilde ortaya çıktı aslında.

Erkekler bu konuda biraz muzdarip…

Öyle mi? O zaman onlar da sert olmasınlar… Durup dururken kadınlar bu söylemi yapmıyorlar, bunun bir sebebi var! Türkiye genelinde baktığımız zaman kadına şiddet çok vahim noktalarda. Elbette bunun cezaları var ama maalesef erkekler bundan bir şey anlamıyor. Kadınlara biraz cesaret vermek adına söylüyoruz bu şarkıyı. Dolayısıyla birilerinin bunun arkasında durması lazım. Erkekler bu konuda rahatsız olacağına, yanımızda olsunlar. Kadına şiddet uygulamasınlar! Şiddete müzikle hayır diyoruz…

Peki hiç bugüne kadar erkek şiddetine maruz kaldınız mı?

Hiç uğramadım… Büyük konuşmamak lazım. Böyle bir şeye müsade etmem. Bu nitelikte bir insanla da bir arada olmam. Ama tabii şiddetin nerede karşınıza çıkacağını bilmiyorsunuz. Bir ağız dalaşıyla bile işler farklı noktalara gelebiliyor. Umarım karşıma böyle bir şey gelmez! Çünkü iyi bir kick-box dövüşçüsüyüm. Hadlerini bilsinler yani. (Gülüyor)

Erkekleri biliyoruz… Kadınlardan nasıl tepkiler aldınız?

Kadınlar çok memnun bu durumdan. Müzikle birlikte kadınların sesi olduk. Müziği neden yapıyoruz? Eğlenmek, kafa dağıtmak için… Ama eğlenirken düşündürmek de istedim.

’90’LARA HASRET VAR’

Böyle projelerle birlikte müziği birleştirmek ne kadar etkili oluyor?


Etkili olduğunu gördük. Her gün bu konular TV’lerde bir yerlerde tartışılıyor, bizlerden bahsediliyor. Bununla birlikte bu işi yaptığımızdan bu yana ekranlarda ses getirdiğini gördüm. Demek ki böyle şeyleri yapmak ve arkasından devam etmek lazım.

Bunun dışında da devam edecek mi bu tarz projeler?

Evet… Ben daha çok hayvan hakları yasa tasarısının çıkması için uğraşıyorum şimdi. Ama bir yandan da böyle fırsatlar elime geçtiğinde tabii değerlendiriyorum ve o kişilerin yanlarında durmak istiyorum.
Bizim işlerimiz oldukça yoğun… Sabahlara kadar çalıştığımız zamanlar oluyor. Elbette bu vakitler müziksiz gitmiyor.

Ama her zaman 90’lara gidilir ve bir Yonca Evcimik şarkısı açılır… Şimdi 2 yıl önceki şarkıları bile dinleyemez hale geldik. Neden?

Müzik artık çabuk tüketilir hale geldi. 90’ların bu kadar özlem içinde olunmasının sebebi o dönem her şey daha naifti. O günkü yaptığımız alt yapıları şimdi dinliyorumda bugünkülerden çok daha iyi, gelişmiş ve dünyaya yakın. Söylemlerimiz de öyle… Düzenlemelerin de hepsi birbirinden farklı. Bunun için naif ve kıymetli. Bunun için onlara hasret var. Şimdi her şey tek düze ve aynı.

Bu nasıl aşılabilir?

Günümüz müziğindeki durumu aslında elektronik müziğe geçiş yaptı. Dünya da o tarafa gidiyor ama burada bir dur deyip bir şeylerin yapılması lazım. Zaten Türkiye elektronik müziğe gidecek bir ülke değil! Aranjörlere ve sanatçılara da iş düşüyor. Birbirinin benzeri şeyleri istememek lazım! Türkiye’de iyi ve başarılı olmuş bir müziğin üzerine gidiliyor. “Benim ki de buna benzesin” diyorlar. O da taklitçiliğe çıkıyor…

‘İSTEDİĞİM KARİYERE ULAŞTIM’

Yonca Evcimik hiç eskimiyor?


Çünkü sürekli üretiyorum. Farklılaşmayan da bir genetik yapım var. İçimdeki çocuktan kaynaklı hala genç kalabiliyorum.

Müzik piyasasına ilk çıkışınızda bu gününüze kadar bir değerlendirme yaparsanız Yonca Evcimik’te hayal ettiği noktasının neresinde?

Türkiye’de istediğim şeye ulaştım hatta geçtim gittim… Burada artık daha ne kadar ünlü olabilirim? Ne kadar yeni bir şey yaratabilirim? Yok… Eğer daha başka bir ülkede olsaydım ya da ülkemizdeki şartlar başka olsaydı ben dünyada kendimden söz ettiriyor olurdum.

Son olarak Çılgın Bediş tekrar yayınlanacak gibi söylemler duyuyoruz. Var mı böyle bir proje?

Ben de duydum ama ortada öyle bir kanal yok, teklif yok! Birilerine teklif edilmiş ama kabul edilmemiş! Herhalde eski yapımcının birilerini harekete geçiririm diye ortaya attığı bir şeydir diye düşünüyorum.

‘PARA VERİP TIKLAMA ALMAYACAKSINIZ!’

Son dönemde Aleyna Tilki çok konuşulmaya başlandı. Sizin fikriniz ne?


Meşhur olmak çok kolay ama önemli olan orada kalmak! Altı boş olmayan, yeteneği olan, kendini geliştiren, doğru ekiplerle çalışan herkes daha uzun kalacak bu piyasada. Bakalım Aleyna da kalacak mı? Göreceğiz…

İnternette dinlenme oranlarıyla başarı sizce doğru orantı mı?

Organikse, doğru gidiyorsa elbette doğru orantı. Altını çiziyorum ama “ORGANİK!”

O organiklik nasıl sağlanabilir?

Para verip tıklama almayacaksınız!

Peki, bu müzik piyasasını samimi buluyor musunuz?

Samimi bulduklarım da var bulmadıklarım da… Ama bu piyasayı gelişmemiş olarak görüyorum. Dünyada bir sürü star bir araya gelip iş yapabiliyor. Birbirlerinden övgüyle bahsedebiliyorlar. Türkiye’de böyle bir şey olamıyor. Ya da orada ödül törenleri yapılıyor, ödül alamayan kişi bile oraya gidiyor rakibi de olsa övgüler yağdırıyor. Bizde? Türkiye’deki sanatçılarda kocaman bir ego var. Bu nasıl bir egodur ki dünya starlarında olmayıp Türkiye’dekilerde olan…
  • Bu Haberi
Yasemin Kutsi