Zihin Kontrolümüz Kimlerin Elinde? - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarZihin Kontrolümüz Kimlerin Elinde?

Zihin Kontrolümüz Kimlerin Elinde?

12.01.2018 | 866 kez okundu


KAYDA GEÇSİN

Algı yönetme ‘mallığı’ niye yapılır , kestirmeden gidelim toplum üzerinde  kontrolü elde tutmak için yapılır, işin özünde insanın  beynini yıkama, aklına girme  (var ise tabii)  veya bazı düşünceleri  aklına sokma, şaşırtma vardır.

Psikolojik taktiklerle bireylerin aklına dozerle girip  yıkma maksadı da olur mu? Olur. 

Ama her zaman kötü maksat vardır diye bir şey yok, tabii insanı zihin yoluyla güdülen hale getirmeyi kötülükten saymazsak!

İnsanın düşünme yetisi, davranış duygularını, kanaatlerini, dolayısıyla kararlarını etkilerek bir nevi hipnotize etme yöntemidir zihin kontrolü malumunuzdur.

Kitle Bilincinin entelektüel manipülasyonu demokratik toplumlarda organize davranışları, kanaatleri değiştirmek yönlendirmekle ilgilidir bunda şaşılacak bir şey yok hele bireylerin iyiliği güvenliği söz konusu ise.

Bu görünmez mekanizma toplumlarda bal gibi görünmeyen iktidarın taa kendisidir ve ülkelere hükmederler.

Zevklerimiz, değerlerimiz, oluşan fikirlerimiz bu görünmeyen bilmediğimiz adamlar ve medyada delege ettikleri tarafından oluşturulur, seçtiklerimiz filan değil.

Demokratik bir organizasyondur bir bakıma, işin içinde halk vardır ve ciddi bir emniyet süpabıdır.

Günlük yaşantımızın her alanında iş, politika, sosyal kurallar, etik düşünce, sanat, estetik  aslında  çok dar bir çevrenin kural ve arzularına göre kamuoyunu oluşturur . 

Şimdi medyada, entelektüel, politik, siyasi, edebiyat ve diğer bütün alanlarımızda, çok az istisna dışında olanlar, Seda’dan, Aleyna’ya, Esra’dan Zühal’e Tarkan, Sezen, Ajda, bilcümle güzellikler  onların ürünüdür.

Tek başına Ertuğrul Özkök neylesin o da özgür değil, bakın Ekşi sözlük kahramandır ve baş edememektedir.

Meseleye böyle bakınca hapiste değiliz belki ama özgür filan da değiliz.

Belki işkence filan görmüyoruz ama o görünmez güç nasıl düşüneceğimizi, hissedeceğimizi ve davranacağımızı biçimlemek için en çok da medyayı kullanır.

Bu gücü kimin ne maksatla kullandığı önemlidir.

Şeytan bize yalan söyler kafamızı karıştırmak için ama bu güç bazen yalanı gerçekle harmanlar kafamızı duman eder ve şeytandan da güçlü olabilir.

Bu meseleyi iyice anlamadıkça başkalarının kuklası oluruz, bazen bir popçu bir komedyen, bir talk show , bir dizi , bir popüler kültür ikonunu, sporcuyu kullanır ve  bunlar etkilerini kaybettikçe yenilerini çıkartır kendilerini vaz geçilmez sananları eşşekten düşmüş karpuza çevirir, böyle bir güçtür.

Lakin bizdeki sorun, değiştirmiyor olması, gelen yapışıyor ve aile boyu genişliyor, bacanak, kayınbaba, kızkardeş, erkek kardeş  bu akraba genişlemesi hanedanlar oluşturdu , zihin kontrolünün raconuna çok ters, devinimsiz. Ha birde kendilerine güvenirlik zırhı  giyiniyorlar ki sormayın, onların dışında kalanlar ‘güvenilmez‘ , off bunu yemek için aptal olmak lazım.

Artık birbirlerine konuk oldukları programlarda kendilerini anlatmaktan dilleri damaklarına yapışır haldeler sadece popüler kültür değil siyasette bu hastalıklı ortama bulaştı, entelektüellerde .

Elde kitabı, şiiri, kendi hakkında konuşan konuşana, derken sosyal medyanın aynı düzlemde paralel kullanımı aldı yürüdü ama sosyal medyada öyle zeki adamlar öyle esprilerle bunları madara ediyorlar ki ne yapacaklarını şaşırdılar, sosyal medya trollerden ibaret değil elbette.

Suni hormonlu dolduruşlardır şu an ekranlarda yaptıkları.

Bol tekrar insanları kafaya almaya iyi gelir zannıyla aynı şeyleri tekrarlıyorlar.

Bin defa ‘sevilen’ , ‘hayranlık uyandıran’  , ‘hayırsever‘  diyince oluyoruz zannediyorlar bu yüzden sıktılar,

Zaten milletçe sıkıntılıyızıdır ve bu yüzden yeniliklere açığızdır, değişiriz, değiştiririz sıkıntılı olmak panzehirimizdir aman ha sıkılmaya devam.

Bu tamamen hesap dışı kontrol edilemeyen yanımız!

Ha birde en sevdiğim yanımız kabullenmiş görüntümüz bize bin defa ‘sen hamam böceğisin‘ diyene ‘tamam ben hamam böceğiyim’ deriz ama hamam böceği değiliz ve bunu biliriz bayılırız kafaya alınmış numarası yapmayı.

Birde bin kere ‘seviyorsun’ dediklerinde ‘Seviyorum’ deriz sonra nefret ederiz.

Reklam değil, PR değildir zihin kontrolü, mesela:

Sinemaya  bir filim izlemeye girdin eğer bütün salonlarda aynı filim oynuyorsa ne yaparsın?

Ve tam bu sırada telefonuna ciddi bir bankadan eğer ‘O‘ filme gidersen bilette %50 indirim teklifi  mesajı geliyorsa üstüne üstlük, ne yaparız ?  

Endişeleniriz ‘ulan ne oluyor’ diye, ama bu endişe bizi depresyona değil bu kepazeliğe karşı harekete geçmeye teşvik etmelidir, çünkü insan kendi kontrolünü elinde tutmadıkça özgür değildir.

Pythagoras’dan beri durum budur. Para, Şan Şöhret, Bilgi kim neyi seçiyorsa!

Başkalarının zihinlerini yönlendirmeye kalkanlara aklı olan güvenmez, devlet hiç güvenmez, güvenmemelidir .

Dinler de istinasız zihin konrolünün bir parçasıdır.

Milliyetçilik ise psikolojik zihin kontrolünün  yıllara dayanan ciddi bir halkla ilişkiler kampanyasının zirvesidir, bu durumdan olanlar bir an düşünsünler ‘Ya Lapon doğsaydım’ diye! O zaman Lapon milliyetçisi olmak mı iktiza ediyor?

Diyeceğim her yerde aynı şey.

Ne yiyeceğimizi ne giyeceğimizi ne düşüneceğimizi neyi seveceğimizi nelerden korkacağımızı bize  öğretmeye kalkanlara bu toprakların insanları binlerce yıldır söyleneceği söylemiştir:

‘Aklını kendine sakla’ ,

‘Akıl akıl gel kıçıma takıl‘ ,

‘Sen aklını peynir ekmekle mi yedin’,

‘Akıl olmayınca ne yapsın sakal’ 

‘Akıllı, sözünü akılsıza söyletir’

‘Hangi akla hizmet 


Gücümüz  sandığımızdan çok daha fazla kontrolü elinde tutar, dışımızda olan bitene kolayca  teslim olmaz.

Zaten ‘Keskin zekâ keramete kıç attırır’ yani zeki kimse, bir işin nereye varacağını keramet sahibi kimseden daha iyi bilir.

Bu nedenle Atatürk ‘Türk Milleti Zekidir’ demiştir, medyamızın vaz geçilmezleri ‘zeki’ midirler?   Sorumuz, sorunumuz sanki budur.

Peki zihin kontrolümüz kimlerin elinde, bunu muhtemelen hiç bilemeyeceğiz ama medyada seçtiklerine bakarsak çok şakacı veya bıkkın birileri ya da arsızlara hayır demeye yüzleri tutmuyor, bunlara artık sözleri geçmiyor olabilir mi, Allah Korusun.

Saygıyla Kayda Geçtik efendim

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!