19 Mayıs’ı Elbirliğiyle Zehir Etmenin...

19 Mayıs’ı Elbirliğiyle Zehir Etmenin Ne Manası Var?

KAYDA GEÇSİN

Nedense özellikle milli mücadele kahramanlarımız, 

Milli Mücadelenin lideri büyük Devrimci, askeri deha Atamız başta olmak üzere kahramanlarımızla ilgili sorun yaşayanların olduğu bir ülke olduk.

Bu önemli milli günlerdeki törenlere de yansıyor.

Milli mücadeleyi konu alan bir dönem dizisinde hayali bir ‘kahramanı’ Atatürk alternatifi kahraman olarak dayatma teşebbüsü bile oldu.  

Atatürk’ün resmine bakıp ‘Severim Kemal’i üslubunda nerede ise resimden makas alan üstün bir dizi kahramanı yapma numarasından sonra baktılar olmuyor kıvırdılar.

Çünkü, Allah'tan ne kadar gaz verilselerde verilseler, yapmak istediklerini yapamayacak kadar yeteneksiz, beceriksiz oldukları için yemedi.

Bu arada devrimci olduğunu iddia edenlerin Atatürk alerjisi ise inanılır gibi değil.

Siz daha mı devrimcisiniz de beğenmiyorsunuz?

Başardığınız ne var, bir hapishane isyanını bile bastıramayan ahmak hala dolaşıyor aranızda.

Kısacası kimsenin göründüğü gibi olmadığı, olamadığı, söyledikleri ve yaptıklarıyla çeliştiği manyaklar toplumu haline geldik.

19 Mayıs törenleri ise bu tören işinin daha da geri gittiğinin göstergesiydi, ne bekliyoruz ki her şey geri giderken  törenler mi ileri gidecek.

Şimdi eğriye eğri doğruya doğru diye başlayalım;

Bir gece önce İstanbul’daki CHP töreninde Sunay Akın nefes nefese sahnede bir oradan buraya  devamlı koştu, haklı olarak dili sürçerek, profesyonel oyuncuların bile o kadar konuşurlarsa dili şişer Sunay Akın’ın nasıl şişmesin.

Sürekli CHP’li haziruna ders verdi, İstanbul’un ambleminin ne olması gerektiğini önerdi, kimlerin adına kütüphane açılması gerektiği gibi. 

Bu nasihatların diskur çekmelerin yeri miydi, alan razı veren razı olabilir de, bula bula bu kutlamayı mı buldunuz yahu.

Zaman zaman öfkeyle azarlamalarla apara geçip salondan alkış almalar filan, saatlerce sürdü bu ızdırap, inanın adam yığılacak sandık, yazık değil mi kolay yetişmiyor bir Sunay Akın.

Biz evlerimizde zapladık ama CHP’liler mum gibi oturup bir de üstüne üstlük alkışladılar yahu! Eh olan olmuş ne yapsınlar.

İlginçtir Sunay Akın yıllar önce, ‘nereden çıktı‘ dedirten bir hevesle gönüllü katıldığı Gezi ile ilgili toplantıda Sayın Cumhurbaşkanının yanı başında bu kadar öfkeli değil tam aksi pek munisti, ‘Kız evi Naz Evi’ diye günün ciddiyetine pek uygun tekerlemeler filan, gençlere gaz sıkılmış o sırada neyse…

Hani Sayın Çerkesoğlu’nun kıyamet koparıp içeri girdiği, Sunay Akın’ın baş köşeye, Sayın Cumhurbaşkanının yanına yerleştiği toplantı! Demek öfkesi CHP’lilere imiş!

Ahmet Şık’ın kaleminden o günü anlatan yazıyı buraya tıklayarak okumanızı tavsiye ederim.

Samsun’da ki tören ise öyle bir kurgulanmış ki,

O ne, 19 Mayıs 1919'da Samsun’a ayak basan Atamızın yanında sanki Abdülhamit Han, Alparslan, Fatih Sultan Mehmet, Adnan Menderes, Turgut Özal’da ekip halinde varmış gibi olmuş.

Dahası Selahattin Eyyubi’nin Samsun’da ne işi vardı yahu Allah Aşkına, bakın Allah adı veriyorum.

Yoksa  Eyyubi’nin güzel sözleri de vardır ve bir tanesi CHP için söylenmiş gibi

‘Dostlarıyla uğraşanlar düşmanlarıyla savaşamazlar‘.

Milli Mücadelemiz büyük bir isyanın adıdır ve 19 Mayıs 1919 ilk adımdır.

Tıpkı Amerikan Bağımsızlık Savaşının İngilizlere bir isyan olduğu gibi, onlarda bağımsızlık için baş kaldırdılar, inandılar ve sonunda başardılar.

Bilhassa ülkemizdeki Amerikan Düşmanlarına bu mücadeleyi okumalarını ve bizimkiyle  paralellikleri anlamalarını tavsiye ederim, ABD düşmanı olmadan önce! Onlar koloniydiler, biz ise çökmekte olan bir imparatorluk ama taktiksel benzeşmeler şayanı hayret.

Sonra ABD bağımsızlık savaşı anma törenlerine bir bakın, kahramanları Paul Revere, George Washington, Alexandre Hamilton’u anarlarken yanlarına Hilary Clinton, Obama, Trump veya  Roosevelt filan yapıştırıyorlar mı?

Olmaz.

Kaç şiir, şarkı, destan var yazılan onların hakkında ve filmler, diziler, gösteriler törenler hepsi bir şiir.

Bizdeki kahramanlar bu manada çok garibandır, Azeri şarkıları olmasa tornistan edilen, hiç bir şeyleri yok!

Kahramanlıkları hafiflet, yetenekli insanların yerine döküntüleri koy, artık coştular köşelerinde zeki, yetenekli olduklarını bile yazan hödükler var neye güveniyorlarsa.

Kendi kendini meth eden insanlar ülkesi olduk.

Bunlar laiklik mastarını çekse ne olur çekmese ne olur, fizik matematik düşmanıdırlar şimdi utanmadan mesaj, kutlama, tweet!

Bunların çocuklarını din dersinin zorunlu, matematiğin seçmeli olduğu devlet okullarına yollamak lazım, halk için, yoksullar için layık buldukları ne varsa uygulamak fena mı olur?

Ne demişti Atamız: Mesudum Çünkü Muvaffak Oldum.

Bizlere düşen de Mutlu olmak için başarmak.

İşimiz çok, uyanık olmak zorundayız, İstanbul Belediye Başkanı Sayın İmamoğlu’da sen yeme içme git Karadenizli hemşehrilerine Samsun Atakum’da ‘Önce İstanbul, sonra Türkiye’ diye sözler verecek 19 Mayıs’ı bul.

Hayrola düşman istilası mı var, yoksa sizin bizim bilmediğimiz farklı bir ajandanız mı?

İstanbul, İstanbullular oy verecek ama vaad Karadeniz’e!

Trabzonluların kendisine yazdığı destan da ayrı ‘Trabzonun Evladı Salladı İstanbul’u hani dinleyen Trabzon Belediye Başkanlığını kazanmış, biz İstanbullu salaklar da sallanıyormuşuz gibi olmuş.

Bu nasıl bir dil, nasıl bir ahlak, nasıl bir sanat, demokrasi algoritmasıdır Yarabbim…

İmamoğlu gibi bir insan nasıl olur da bu kadar kısa sürede Karadeniz Ejdarhalığına heves eder.

Sağır kulakların duyamadıkları sesleri anlatması gibi oldu filmler, konuşmalar, diziler ve sonunda törenler…

Milli Mücadelede ölümü göze alanların, ‘Ya İstiklal Ya Ölüm‘ diyenlerin savaş savaş alanındaki seslerini içinde duymadan ne yazılsa, ne söylense beyhude, sallanıp duran asıl budur.

19 Mayıs 1919 bir kutlama, anmadır, el birliğiyle zehir ettiniz hiç manası yoktu.

Saygı İle Kayda Geçsin   

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com