Ahmet Kural: "Rolümle kadınları daha iyi anladım"

Ahmet Kural ile Murat Cemcir, 3 kardeşin 1 milyar dolarlık bir mirasının peşinden koşmasını anlatan ‘Baba Parası’yla vizyonda aksiyon dolu bir komedi filmine imza attı.

1378 okunma

Akşam Gazetesi'nden Bilgen Bülbül'ün röportajı...

Film nasıl ortaya çıktı?

A.K.: Hem yönetmenimiz hem senaristimiz Selçuk Aydemir yaklaşık bir sene önce bu filmin çekilmesi için plan yaptı. Nisanda hazırlıklara başlandı. Bol aksiyonlu, kovalamacalı bir film oldu. Bir milyar dolar gibi büyük bir paranın peşinde koşan kardeşlerin maceralarını izleyeceksiniz. Gülme vaat ediyoruz.

M.C.: Biz kendimizi zorlayacak yeni bir şeyler yapmak istedik. Böyle vurmalı kırmalı değil de duygusal - aksiyon tarzı bir film oldu. Ama filmde Ahmet’in hareketli sahneleri daha çok... 

Komedinin aslında sadece bel altı değil aksiyonla da olabileceğini mi söylüyorsunuz?

M.C: Komediyi çok sevdiğimiz için ona benzer şeyler yapmak istiyoruz. Komediyi her şeyle birleştirmek istiyoruz. 

Rollerinizden bahseder misiniz? 

M. C.: Niyaz, tıp fakültesini yarıda bırakmış, serseri bir adam. Milyarder babasının ölüm haberini aldıktan sonra mirasın kendisine kaldığını öğreniyor ve kız kardeşiyle işlemleri başlatıyor. Ancak Kıbrıs’ta bir abisi olduğunu öğreniyor.

A.K.: Üçüncü varis olarak geliyorum. Kıbrıslı taksici Selim’i canlandırıyorum. Dış görünümü marjinal olsa da saf biri ancak bir milyon doları görünce ne kadar temiz olduğunu göreceğiz. Seyirci Niyazi’den daha çok sevecek Selim’i… Aynı zamanda annemi canlandırdım. İğne tutan oynak Hüsniye…

M.C.: Ahmet, orta yaşlı çok güzel bir kadın oldu.

Kadın olmak zor muydu? 

A.K: Gerçekten zor oldu. Kadınları daha iyi anladım. Çok tatlı, eğlenceli bir kadın oldum hatta sette beni tanımadılar.

Peki, siz Murat Bey, 30 yaş yaşlanmak neler hissettirdi?

Aynı gün çektiğimiz için biraz zorlandım ama performans açısından zorlanmadım. Çünkü müthiş bir motivasyonum vardı. 

KENDİMİZİ DIŞ DÜNYAYA KAPATIYORUZ 

Sette motivasyonuz düştüğünde nasıl enerji depoluyorsunuz?

A. K.: Set öncesi zaten enerjimizi topluyoruz. Herhangi bir moral bozukluğuna sebebiyet vermiyoruz. Kendimizi dış etkenlere kapatıyoruz. 

M. C.: En zorlandığımız film bu oldu. Çünkü 5 buçuk haftalık set süresinin sadece 3 haftası gece çekimiydi.

ŞAHAN REKORU ELİMİZDEN ALDI 

Birçok filmlerinizde gişe rekorları kırdınız. Peki, yeni projelerinizde bu durum sizde baskı yaratıyor mu?

M.C.: ’Düğün Dernek’le rekor kırdıktan iki ay sonra Şahan Gökbakar, o rekoru elimizden aldı. Biz de dedik ki ‘O zaman rekor böyle bir şey’. İşin özü o ödül bizde iki ay kaldı. Tepeyi de gördük. Sağ olsun seyirci takdir ediyor sinema salonlarına akın ediyor. O yüzden seyirci için yapıyoruz filmi.

A.K.: Biz sette gülüyorsak seyircinin de güleceğine inanıyoruz. O yüzden bu sette de çok güldük. 

PARAYI DEĞİL, AŞKI SEÇİYORUZ

Filmde ‘Aşk mı para mı?’ diyorsunuz. Sizce hangisi?  

M.C.: Kesinlikle aşk!

A.K.: Tabii ki aşk!

Aşkın sonu var mı?

M.C.: Aşkın sonu yok. Para aldıkça alıyorsun. Yetmiyor. Aşk ise yetiyor.

Bir filmin başarılı olması için bir matematiği var mıdır? Gülmek, ağlamak vs.

A.K.: Kesinlikle bir matematiği vardır.

M.C.: Kalbi bir duyguya hitap ediyor olmak gerekiyor.

CEM YAPTI AMA İZLENMEDİ

Filmin başarısını gişe belirler mi?

M.C.: Bir alternatif film değilse tabii ki gişesi önemlidir.

A.K.: ‘Çalgı Çengi 1’mizi 59 bin kişi izledi. Gişe yapmadı ama başarılı olmuş ki kulaktan kulağa dolaşarak seyircisini artırdı. Filmimiz Cem Yılmaz sponsorluğunda ilk kez beyazperdeyle buluştu. Demek ki orada bir kıstas vardı. Cem Yılmaz yaptıysa komiktir diye ama izlenmedi.

M.C.: Cem Yılmaz’la 59 bin olduk. Cem Yılmaz olmasaydı belki 2 bin kişi bile izleyebilirdi.

Mesela bir insanın güzel diye sadece ekranda olması diğer bu işin eğitimini almış kişilere saygısızlık oluyor mu?

A.K.: Seyirci kabul ediyorsa bana göre oyunculuk yapabilir herkes. Bu anlamda değerlendirdiğinizde Bence dünyanın en güzel kadını Ayşen Gruda, Adile Naşit’tir.

SEVENLERİNİN ROL MODELİ OLUYORSUN

Oyuncu örnek olmalı mıdır?

M.C.: İlk başladığımız zaman ‘Çalgı Çengi’yi çekerken daha serseriydik sonra ‘Düğün Dernek’ ile rekor kırdığımızda sadece 7 milyon kişiyi sinemaya çektik. Bunun verdiği sorumluluk duygusuyla sizde otokontrol oluşuyor zaten. Bunu başarıyorsan seni sürdürebilir bir başarıya götürüyor zaten.

Oyunculuk bir meslek mi yoksa ayrıcalıklı bir iş mi?

A.K.: Ben çok eğleniyorum. Oyunculuk yaparak bütün meslekleri yapabiliyorum. O yüzden benim için bir meslek. Ama bunu günümüzde hobi olarak da yapanlarda var. Doktorluk ya da başka meslek olup oyunculuk da yapmak istiyorum diyenler de var. Oyunculuğu hobi zannedenler var ama altını tekrar çiziyorum oyunculuk bir meslek. 

KENDİMİZİ KENDİMİZE KANITLIYORUZ

Komedi alanında kendinizi kanıtladığınızı düşünüyor musunuz?

M.C.: Biz her filmimizi kendimizi, kendimize kanıtlamak için yapıyoruz. Kendimizi daha iyi yerlere götürmek için yapıyoruz. Ahmet’in yaptığı motor sahnelerini ben yapamam. Aksiyon, araba, motora binmek... Hayatta yapamayacağım şeyler.

Oyunculukta aslında bunu yapabilmek değil midir?

M. C.: Tabii ki öyle... Ahmet’te mesela deveye dokunamaz.

A.K.: Birbirimizi tamamlıyoruz.

Bir gün sizi romantik bir aşk filminde görebilir miyiz?

A.K.: Elbette görebilirsiniz. Açıkçası isterim. Buradan yapımcılara seslenelim (gülüyor)

M.C.: Şu anki planlamamızda yok ama neden olmasın? Benim için ‘Ahlat Ağacı’ mesela farklı bir deneyim oldu benim için.

SEKTÖRDE KENDİ DÜZENİMİZİ KURDUK

Partner seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

M. C.: Komik olmasını istiyoruz. Karşılıklı oynadığımız için enerjilerimizin tutması lazım. Komedi çok farklı bir şey çünkü diğer drama için bir şey diyemem ama komedi de çok iyi eğleniyor olmamız lazım. Şakadan anlıyor olması lazım. Şakadan da en iyi anlayan Selçuk Aydemir olunca o bize seçenek sunar bizde enerjimize uyuştuğumuz kişi için fikrimizi söyleriz.

Sektörde bir şeyi değiştirmek isteseniz bu ne olurdu?

A. K.: Çalışma şartlarını değiştirmek olurdu. Ama biz kendi düzenimizi kurduğumuz için dizide de sinemada da çok rahattık. Sorun olmuyor.

M. C.: İnsanlar kendi düzenlerini kuramıyorlar ve bu yüzden de mesleki dezenformasyon oluyor. Üzülüyorum bu durumlara. İyi bir şey izleyemiyorum.

Konular Röportaj