Almula Merter Churm: "Paylaşılamayan duyguların sesi oldum"

Kitabı ‘Dokuz Ay On Gün’le adından söz ettiren Almula Merter Churm, “Anlatılamayan ve paylaşılamayan pek çok duygunun sesi oldum” dedi.

Almula Merter Churm: "Paylaşılamayan duyguların sesi oldum"
6624 okunma

Milliyet Gazetesi'nden Senem Aydın'a konuşan; İngiltere’de yaşayan oyuncu ve yazar Almula Merter Churm, “Kitabım ‘Dokuz Ay On Gün’i okuyanların, benimle kalplerinden hamile kalacağını biliyordum” diyor. Eşi Robert Churm ile iki İngiliz çocuğu evlat edinen Merter, yaşadığı süreci, yeni kitabını ve film hayalini anlattı. 


Yeni kitabınız ‘Dokuz Ay On Gün’e tepkiler nasıl?


Kitabı yazmaya başladığım an, satırlarımın pek çok kalbe dokunacağını, öncelikli kadınların ve ailelerin benimle kalplerinden hamile kalacağını biliyordum. Anlatılamayan ve paylaşılamayan pek çok duygunun sesi oldum. Özellikle karşımda biri var ve sohbet ediyormuşum gibi yazdım. Okuyan herkesin dostum olmasını istedim. Gelen yorumlar, Türkiye’nin her yerinden yüzlerce arkadaş kazandırdı. 40 yıllık dostlarım, ailem “Seni aslında hiç tanımamışız, bu kitapla yaşadık” dediler.

Kitapta babanız Ferdi Merter’e vedanızı ve İngiltere’de evlat edinmenizi kaleme alıyorsunuz. Yazım sürecinde neler hissettiniz?


Zordu... Çok acı çektim, heyecanlandım, korktum ve mutlu oldum. Hayatla kavga ettim. Çünkü her şey bu dokuz ay 10 günlük süreçte yaşadığım şeylerdi. Çığlıklarla ağladım, isyan ettim ve kendimle hesaplaştım. Bütün duyguları tekrar tekrar yaşadım, bu sefer farkı artık anneydim. Ve çocuklarıma hiçbir şeyi hissettirmemeliydim. Geceleri onlar yatınca yazıyordum. Bu süreçte hayatımdan pek çok kimseyi çıkardım. Birçok kimseyi de aldım. Hiçbir şeyin sonsuz olmadığını öğrendim, çünkü ben babamı hep sonsuz sanmıştım.

Evlat edinmeye nasıl karar verdiniz?


Anne olmak, içgüdüsel bir duygudur ve “Zamanı gelince istersin” derlerdi. Ben de, “Kariyerim daha önemli, çocuk engel” derdim. Zaten evliliğin de hayatımı kısıtlayacağını düşünürdüm. Ama doğru adamı bulmak diye bir şey varmış. Rob karşıma çıkınca en çok odaklandığım, ona bir çocuk verebilmek oldu. Bebek kaybettiğimde hiçbir işe yaramadığımı, evliliğimin bitmesini bile düşündüm. Ama Rob, elimden tuttu. Çocuksuz aile olunabileceğini kabullendiğimizde seyrettiğim film, hayatımızı değiştirdi. Biyolojik değil ama kalbiyolojik aile olmaya karar verdik. Kalp hamileliğim dokuz ay 10 gün sürdü. Steve Jobs ile Nelson Mandela da evlat edinilmişti ve dünyaya dokundular. Çocuklar gülünce dünya değişir. Sadece ellerinden tutmak lazım.

İngiltere’de nasıl bir hayatınız var? 


Çok tempolu. Birkaç işi birleştirmiş durumdayım. Küçük bir kasabada yaşıyoruz. Robert ile her şeyi bölüştük. Haftanın ilk yarısı ona ait, diğer yarısı bana... Dönüşümlü olarak ev işlerini yapıyoruz. Gün içinde birlikte kahve içme saatimiz atlanmıyor, yemek saatlerimiz de... Çocuklar arasında dört yaş fark var. Oğlum bebek, o sadece bizi biliyor. Ama kızım bize geldiğinde çok travmalıydı, birkaç ev değiştirmişti ve tekrar bırakılacağından çok korkuyordu. Dolayısıyla onlarla özel zamanları hiç atlamıyoruz, bize güvenmesini sağlamaya çalışıyoruz. Ben Türkçe konuşuyorum, eşim İngilizce. İki kültürü anlamalarına çalışıyoruz.

‘Film benim için çok büyük bir hayal’


Bir yandan da kitabı beyazperdeye taşımaya hazırlanıyorsunuz. Nasıl bir film olacak?


Dünyanın her yerinde evlat edinmek çok önemli bir olay. Ama kitabım içinde aşk, tutku, veda her şeyi barındırıyor. Aslında bir nevi sosyal sorumluluk projesi gibi... İyi bir senaristle senaryo haline geldiğinde herkese dokunacak duygusal bir film olacağını düşünüyorum.

Kadroda kimleri görmek istersiniz? 


Film benim için çok büyük bir hayal... Babamın rolünü Jack Nicholson veya Anthony Hopkins’in oynamasını istiyorum. Annemin rolünüyse Emma Thompson ya da Susan Sarandon... Ve inanıyorum bu hayalim de gerçek olacak, çünkü peşinden gidecek cesaretim var. Robert’ın rolünü Halit Ergenç’e sunacağım. O yaşadığım süreci çok net biliyor, desteğini ömrümce unutamam. İngilizce çekilecek. İngiltere ve Türkiye ortak yapım olacak.

Siz de rol alacak mısınız?


Çok kararsızım. Yaşananları bir kez daha yaşayabilir miyim bilmiyorum. Herhalde çok güvendiğim birine oynatırım. Kitabımın bitişinde yeni yıla girerken babama yazdığım veda mektubu var. Finalde onu ben okuyacağım. 

Konular Röportaj