Ayşe Karaman davasında tahliyeye itiraz

Anestezi teknikeri Ayşe Karaman’ı “tasarlayarak öldürme” suçundan yargılanan Dr. Özgür Tarhan’ın tahliye edilmesine, cumhuriyet savcılığının ardından bir itiraz da Karaman ailesinin avukatından geldi.

1038 okunma

Milliyet Gazetesi'nden Paşa Alyurt'un haberine göre anestezi teknikeri Ayşe Karaman’ı “tasarlayarak öldürme” suçundan yargılanan Dr. Özgür Tarhan’ın, 4 Mayıs’taki duruşmada, “delilleri karartma şüphesi olmadığı” gerekçesiyle tahliye edilmesine, cumhuriyet savcılığının ardından bir itiraz da Karaman ailesinin avukatı Tevfik Tolga Beyendi’den geldi.

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan 11 Mayıs tarihli itiraz dilekçesinde, “Bir önceki celse mevcut olan delilleri karartma kuvvetli suç şüphesinin bir sonraki celse nasıl ortadan kalktığı izaha muhtaçtır. Söz konusu suç şüphesi ortadan kalkmamış, dosyada bu anlamda bir gelişme yaşanmamıştır” denildi. Dilekçede, “Sanık hakkında hafif bir (yurt dışına çıkış yasağı gibi) adli kontrol tedbirinin de uygulanmamış olmasının hiçbir mantıklı açıklaması bulunmadığı ortadadır. Bu durum sanığa adeta cezalandırılacak olması halinde yurt dışına kaçması için fırsat verilmesi anlamını taşımaktadır” ifadesi dikkati çekti. Dilekçede, Tarhan’ın tahliyesine ilişkin kararın ortadan kaldırılarak tutuklanmak üzere yakalanması; aksi bir kanaat varsa da sanık hakkında uygun bir adli kontrol tedbiri uygulanması talep edildi.

Ankara Cumhuriyet Savcılığı, Tarhan’ın, 4 Mayıs’ta görülen duruşmada tahliye edilmesi kararına, “sanığın atılı suçu işlediğine dair kuvvetli ve somut suç delillerinin bulunması” gerekçesiyle itiraz etmişti. Savcılığın ardından Karaman ailesinin avukatı Beyendi de önceki gün Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz dilekçesi sundu. Dilekçede Sanık hakkındaki tahliye kararının, “mantık sınırlarını zorladığı” belirtildi.

Durumu değişmedi

Sanık Tarhan’a atılı “kasten öldürme” suçunun, “kuvvetli suç şüphesi varsa, hâkimin, tutuklama nedeni olup olmadığını araştırmaksızın tutuklama kararı verebileceği” katolog suçlardan olduğu kaydedilen dilekçede, “İtiraza konu tahliye kararının verildiği celsede sanık, ‘delil karartma şüphesinin bulunmaması’ nedeniyle tahliye edilmiş olup söz konusu tahliye kararı kabul edilebilir değildir. Zira son iki celseden bu yana dosyada delil durumuna yenilik katacak bir gelişme olmamış, sanığın üzerine atılı suçu işlediği yönündeki kuvvetli suç şüphesini değiştirecek bir kanıt ortaya konmamış ya da bu suç şüphesinin varlığına dalalet eden emarelerden hiçbirisi ortadan kalkmamış, çürütülmemiştir” vurgulaması yapıldı.

“Bir önceki celse mevcut olan kuvvetli şüphesinin bir sonraki celse nasıl ortadan kalktığı izaha muhtaçtır” denilen dilekçenin devamında, “Söz konusu suç şüphesi ortadan kalkmamış, dosyada bu anlamda bir gelişme yaşanmamıştır. Bu durumda katalog suç yönünden kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu kabul edilmelidir” ifadelerine yer verildi.

‘Kaçmak için sebebi çok’

Dilekçede, “sanığın her aşamada genç kızı kurtarmak yerine kendi başına gelebileceklerden kurtulmak; soruşturma ve kovuşturma sırasında da olayın açıklığa kavuşmasına yardımcı olmak yerine olanları gizlemek amacıyla hareket ettiği” belirtildi. Evi kiralayan emlakçı E.Ç.’nin tanık ifadesinde çelişkili ifadelerde bulunarak yönlendirildiği iddia edilen dilekçede, “Sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi halinde verilecek ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olacaktır. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın hem delil karartması ve hem de kaçması için pek çok sebebi olduğu gibi, bu yönde bir çabası olabileceğini değerlendirmek de mümkündür” vurgulaması yapıldı.