Bataklık, Çamurda Açan Çiçeklerin Bayramı

0 okunma
KAYDA GEÇSİN

Diversity / Çeşitlilik ne akademik ne medya dilinden düşmüyor.

Önemli ama iyi anlatılamamış bir konudur.  

Yıllardır, Kürdü, Türkü, Çepnisi, vb. diye başlayan siyasi nutuklar aklımızdan geçmeyen farklılıkları  gurur duyacağımız çeşitlilik olarak hatırlattı, hatta soyum sopum nedir diye nüfus idaresine soran sorana, içimizdeki ‘çeşitlilik’ nasılda uyandı, herkesler bir çeşit olmak ister oldu eski çeşidini öğrendiğinde beğenmeyen başka çeşit arayanlarda yok değil.

Hepsinin Bayramı Kutlu Olsun.

Kimliklerle T.C vatandaşlığı yetmedi, olabilir ama başka ülkelerde emsali olmayan bir akılla aranan bir çeşitlilik oldu bizimkisi.

Kimsen kimsin, yaşadığın veya doğduğun ülkenin eşit vatandaşı olmak yetmiyorsa haa birde sanki kabahatmiş gibi insanlara birbirlerini ‘Hoşgörme‘ nasihatları veriliyorsa, bu biraz kabalık olmuyor mu, en hafifinden!

Dünyanın fitneci halinde bu toprakların insanları zaman zaman çatışsalarda hep birbirlerine sığındılar, birbirlerini korudular onları kadim yapan bu değil miydi? Bunca badire atlattıktan sonra saksıyı çalıştırmamaları için yaratılan ortam tutmaz, birbirlerinden başkasına da güvenmezler.

Hepsinin Bayramı Kutlu Olsun.

Medyanın olağanüstü katkılarıyla yıllardır dillere pelesenk olan ‘Biz değişik renkleriz’  - ‘Biz değişik kültürlerin rengiyiz’ diye diye ortada hiç bir  kültürün kalmadığı gibi, medya ‘kültür dili’nin hemen herşey yansıması gibi bir sorunla karşı karşıyayız.

Kültür kalmadı derken incecik kadın parmağına  takılan yüzüğün içine bile inşaat yapanı takdir eden ve marifet sayan beğeniyle yerle bir edilmiş kültürü kastediyorum.

Son aylarda ekranların gözde konuğu bir siyasi PR analisti ise seçimlerde tavsiyede bulunurken ‘Her Mahallenin bir Perihan Ablası Vardır’ onu bulduğun zaman bütün mahalleden oy alırsın mealinde pek güzel bir analizle durum tespiti  yaptı. Birey iradesi, politik görüş, beklentilerin  yerini sürübaşı ne derse, -ki bu sefer dizi karakteri sürübaşı olarak yerini almış, yani öyle biri yok aslında!

Sürreal diye buna derim, ülkenin sürrealistlerinin de Bayramı Kutlu Olsun.

Yıllardır ince ince inşaa edilen ‘medya kültür‘ dilinin hemen herşey yansıması ile de karşı karşıyayız! Bu dili icat eden, siyaset PR’ına  yansıtanların Bayramı Kutlu Olsun. Bayram diye  geçinmeye gönlüm var yoksa boyları devrilsin derdim ama demem şimdi dostluk şey yapalım!

‘Çeşitlilik’ diyince tek tahammül gösterilen baş örtüsü oldu. Kendi mahallelerinden genç bir  erkek gazeteci kırmızı pantalon giydi diye kıyamet kopardılar! Bu iki ‘çeşit’ Müslüman’ların da Bayramı Kutlu Olsun.

Çeşidimiz bol olsun isteyen bir irade var. Üsküdar Kanaat Lokantası gibi vitrine bak ve öyle bol  çeşit olsun ki; hangisini yiyeceğine karar vermek  epey bir sürsün istiyor sanki.

Olan çeşitler az geldi Afgan, Suriye, Arap’lardan diversity takviyesi yapıldı.

Bu sırada tv programlarında da yıllardır ‘çeşitlilik‘ Bir İçim Su Nagehan Alçı karşısına onun karşı  görüşünde oldukları kabul görmüş insanların oturtulup, sırayla değiştirilmesi şeklinde oldu, Nagehan hepsini kaçırdıkça turnikeden yenisi geliyordu, çeşit bol ya! Demokrasi de aradan çıkarılmış oldu, sonuç Altan Öymen her zaman ki gibi iyi, Nagehan çok iyi, Enver Aysever Halk TV de, Emre Kongar Tele 1’de çok iyiler de Kadri Gürsel bir içeri bir dışarı, Nazlı Ilıcak girdi çıkamıyor. Bu algoritmayı icat eden El-Harezmi mezarından çıksa çözemez, ben nereden çözeceğim, ne haddime.

Bütün bunlar olurken Semiyotik dil, işaretler, gizli anlamlı, imalı simgelerle anlam bütünleri kurma ve bunları anlama sanatı üstadları Ramazan Bey ve Ertan Bey o tatlı dilleri ve bilgileriyle bizleri aydınlatırken biz zaten çok cins bir toplum olarak ‘iyi saatte‘ olmaktaydık bizi nasıl çözeceklerini hesap edenler vardı!

Toplumumuzun her alanına sirayete eden değişim ve çeşitlilikte arzusunda unutulan ise bireyler olarak birlikte daha güzel yaşam,  demokrasi kurmak için üreteceğimizi ortak, bağımsız düşünce ve erdem oldu, kötülükten değil üstüste gelince unutuldu, bunları yaparken bir yandan da işin içine para girince şeyden şey oldu biraz.

Ve fakat düşünce, erdem olmayınca bir başına Kürt, Türk, Yahudi, Ermeni, Budist, Siyahi, Sarı Irk filan olmak bir işe yaramıyor her insanın içinde saklı yırtıcı hayvanlar hepsinde aynı, işin içine para girmiş bir kere kokuyu alan fırlıyor.

Onların Ramazan, Şeker Bayramı yok ki neyini kutlayacağız zorlan, olursa ileride Para Bayramlarını kutlarız.

Dünya yürüyüşümüzde gücümüzü birleştirdiğimiz çeşitli düşünceler olması gerektiği fikri de pek hatırlara gelmedi, dizilere filan sokuşturuverselerdi bir iki cümleyle iyiydi de, akıllara gelmedi!

Aklına gelmeyenlerin Bayramı Kutlu olsun bu aslında herkesten çok onların bayramı, malum şeker, çikolata pahalı onlar istedikleri kadar alabilirler.

‘Uluslar yoktur, insanlık vardır ve bunu hemen anlamazsak hiç bir ulus olmayacak çünkü insanlık olmayacak.’

Bu muhteşem sözleri söyleyen Isaac Asimov’u bile kıçından anlayanlar çıktı, fantaziyi bile yanlış anlamak sık rastlanan bir ahmaklık değildir, hepsinin Bayramını Kutlarım.

Farklılığı, çeşitliliği sever, ister gibi yapıp asla hoşlanmamaya delil ise dizi senaryolarıdır. Birbirlerinden zerre kadar farkları yoktur.

Çeşitlilik üzerinde bu kadar duran, siyaset yapan bir ülkede hangi medya zekası bu aynı senaryolara teslim olur. Teslim olanında, teslim  alanında Bayramı Kutlu Olsun.

Bakmayın bunca etnik çeşitlilik saymalara...

Çeşitlilik fark üzerinedir ve o da fark yaratanlara tahammül ile olur. Boş konuşanlara tahammül edenlere ise çilekeş diyorlar.

Bütün çilekeşlerin Bayramı Kutlu Olsun.

İzin verilmiş, serbestçe dolaşan bildiğimiz bütün çeşitlerimiz;

sıradan,

bayağı,

uyanık,

kendi gibi yapmayanı enayi gören,

Kurnaz, para sever, cesareti cehaletini aşmış, okumuş aptal, kendini özel sananlar ilk aklıma gelenler ve devamı ve cümlesine Hayırlı Bayramlar olsun onlar bizim rengimiz birbirine karıştığında hangi rengi alıyor siz tahmin edin.

Ben insanlardan ümit kesmem, farklılıkların bir toplumun birliğine güç katacağına da inanırım, farklı yollardan aynı cennete varmak gibi.

Dünya ile baş edecek dinamizmi başka nasıl sağlarız ki? 'Düştükçe kalkmak, yeniden denemek, kendi çıkarlarının dışında başka insanları düşünmek, insanlığın değerlerine bağlı kalmak bir hayal mi?' diye düşündüğümde içimdeki ses bana; çamur ve bataklıkta açan o güzelim çiçekleri hatırlatıp ‘Bak sizlerde, ülkende onlar gibi açacaksınız, yeter ki bunca batak çamur ortasında asla güzellikler olmaz sanmayın‘ der.

Çamur, Bataklıkta açan bütün çiçeklerin, asıl onların Bayramı Kutlu Olsun, Saygıyla efendim, elimizden gelen budur.

Necef Uğurlu / necefugurlu@gmail.com