Bedri Baykam'dan ses getiren Kemal Kılıçdaroğlu yazısı

Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Bedri Baykam, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu köşesine taşıdı. Baykam, "Sayın Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet’teki röportajını, itiraf ediyorum, büyük bir hayal kırıklığıyla okudum. Çünkü durumun sandığımızdan da vahim olduğunu öğrenmiş oldum." ifadelerini kullandı.

Bedri Baykam'ın Cumhuriyet'te 'Ağır bir hayal kırıklığı' başlığıyla yayınlanan yazısında "Kılıçdaroğlu, hatalarından hiç pay çıkarmamış; toplumla, partisiyle ve CHP arka bahçesinin kanaat önderleriyle ne kadar ters düştüğünü algılayamamış!" diye yazdı. 

Baykam'ın Kılıçdaroğlu'na eleştirilerini sıraladığı yazısı şöyle:

Sayın Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet’teki röportajını, itiraf ediyorum, büyük bir hayal kırıklığıyla okudum. Çünkü durumun sandığımızdan da vahim olduğunu öğrenmiş oldum.

Kılıçdaroğlu, yakın dönemimizin büyük gafı “Ekmeleddin İhsanoğlu” konusunu gündeme getirip hâlâ kendisine hak veriyor ve onun değerini anlayamadığımızı savunuyor. Atatürkçü medyada, CHP örgütlerinde, Anıtkabir ziyaretçileri ve seçmenler arasında, kendisi ile aynı görüşü savunan kaç kişi var, Sayın Başkan lütfen bir araştırsın! Bunu objektif olarak yaparsa, esasında ne kadar yalnız bir insan olduğunu kendisi de görür! İşin taze hayal kırıklığı yaratan noktası şu: Kılıçdaroğlu, hatalarından hiç pay çıkarmamış; toplumla, partisiyle ve CHP arka bahçesinin kanaat önderleriyle ne kadar ters düştüğünü algılayamamış! Aynı röportajda Kılıçdaroğlu, “Bu Abdullah Gül lafları da nereden çıktı” diye soruyor. Kendisine önerim, hafıza tazelemek için mesela Sayın Meral Akşener’in Teketek programında söylediklerini hatırlaması: “HDP, İYİ Parti, CHP, Saadet Partisi olarak bir araya gelip Sayın Gül’ü aday göstermemiz istendi bizden. Bu konuda Sayın Kılıçdaroğlu ve Temel Bey’le görüştüm.” Akşener kabul etseydi, aday Gül olacaktı...

Sayın Kılıçdaroğlu, İhsanoğlu ve içinde bulunduğu İslam İşbirliği Örgütü etrafında sevgili Uğur Mumcu’nun Rabıta kitabının 188. ve 189. sayfalarından daha ayrıntılı bilgi alabilir.

Diyelim ki siyasi sahneye çok geç katıldığı için, o dönemleri bizler gibi içinden yaşamamıştı... Peki, Gül hakkındaki yorumlarına ne demeli! Kendi dönemi değil miydi? Birazcık eşelese, CHP’lilerin neden Gül’den “korktuklarını” anlayabilir. Bence, en iyisi bu konuyu başdanışmanı Tuncay Özkan’a sorsun!

Sayın Kılıçdaroğlu’nun adeta gün boyu aklından çıkmayanlar şunlar: “Aman Sayın İhsanoğlu’nu, Sayın Gül’ü, mütedeyyin seçmenleri, 10 Aralık Hareketi’ni üzecek bir yorumum olmasın... Partinin esas sahibi Atatürkçüler nasılsa gidip ‘tıpış tıpış’ oy verecekler.”

“Kantin solcuları” ve “rakı masası eleştirileri” sözlerine ise hiç girmemeyi tercih ediyorum. Bir CHP Genel Başkanı, üç kuşak parti mensubunu aynı anda yaralayacak üslubu nasıl çıkarıp böylesine manşetlere malzeme yapar, anlayamıyorum. İçinde bulunduğum her siyasi grupta zaten bu sözlere yanıtlar yağdığı için, daha fazla o topa girmeyelim.

Rakı, Atatürk’ün sofrasından da eksik olmamış, yemek kültürümüzün en has değerlerindendir. Biz adabımızla rakı içerken de siyaset konuşurken de rahatsızlık duymayız, kimseleri de rahatsız etmeyiz. Bu konularda dahi muhaliflere yanıt yetiştiren Kılıçdaroğlu’ndan, yönetim biçimine yapılan somut eleştirilere ise hiçbir cevap alamıyoruz.

Bedri Baykam / Cumhuriyet Gazetesi