Beslenmede keskin ve radikal söylemlere kanmayın!

Sağlıklı beslenme hayatımızın her döneminde yaşam kalitemizi doğrudan etkileyen konulardan biri. Hele de pandemi etkisinin sürdüğü bugünlerde hastalıklara karşı belki de en güçlü silahımız yediklerimiz.

Ancak gıda endüstrisi ve doğal gıdalara ulaşımın zorluğu özellikle şehirde yaşayanları sağlıklı beslenme konusunda dezavantajlı konumuna getiriyor.

Bu noktada işlenmiş gıdalar yerine Türk mutfağındaki sağlıklı tariflere dönmek belki de en isabetli yaklaşım. Kalp-damar cerrahisi uzmanı Prof. Yavuz Yörükoğlu da bu düşünceden hareketle Türk mutfağının klasik yemeklerinin daha sağlıklı versiyonlarını deneyerek "Doktor Mutfakta" adıyla kitaplaştırdı.

Akşam Gazetesi'nden Gülcan Tezcan, Prof. Yörükoğlu ile sağlıklı beslenmeyi ve doğru bilinen yanlışları konuştu...

Biz doktorların muayenehanede olmasına alışkınız. Ama siz bir hekim olarak tavsiyelerde bulunmakla yetinmeyip sağlıklı beslenme konusunda tarifler veriyorsunuz. Neden mutfağa girme ihtiyacı duydunuz?

Hemen belirtmeliyim ki ben aşçı değilim, hele hele Türk hanımlarına yemek yapmayı öğretme iddiasında hiç değilim. Eşim Vildan ile birlikte son 6-7 yıl içinde beslenmemizi ve yaşam tarzımızı dramatik bir şekilde değiştirdik. Eşimin daha sağlıklı yemekler yapma çaba ve becerisini bilimsel bir tabana oturtup bunu herkesle paylaşmak istedik. Bu bilgiler bir kitaba dönüştü. Her yemek tarifi ile birlikte bu yemeklerin faydalı yönlerini bilimsel ve tıbbi bir perspektiften tartışıyoruz. Kitapta yer verdiğimiz yemek tarifleri hiç bilinmeyen, uçuk kaçık tarifler değil, bilinmeyen, bulunmayan veya pahalı malzemeler yok. Çoğu geleneksel Türk mutfağının klasik yemekleri. Fakat bunların biraz daha lezzetli ve daha önemlisi sağlıklı versiyonları. Özetle Türk mutfağındaki binlerce değişik yemeğin arasından sağlıklı beslenmeye örnek teşkil edebilecek yemekleri seçtik.

Bir şekilde herkesin gündeminde olan sağlıklı beslenme konusunda doğrular ve yanlışlar neler?

Sağlık ve sağlıklı beslenme çok ilgi çeken bir konu olduğu için fazlaca işleniyor ve haliyle basında ve internette muazzam bir bilgi kirliliği oluşturuyor. Maalesef bunun önüne geçmek mümkün değil.

Moda olan yanlış beslenme önerileri ve diyetler (ki çoğu ABD kaynaklı magazin bilgiler) insanların beklentilerine cevap veren, onların hoşuna giden bilgilerden oluşuyor. Çoğu zahmetsiz kolay ve mucizevi sonuçlar veren yöntemler olarak pazarlanır. Birçok yerli-yabancı şarlatan da bunlardan nemalanır.

Peki hangi yöntemler zannedildiği gibi faydalı değil?

Detoks, Alkali beslenme, Az az sık sık beslenme, Protein ağırlıklı beslenme, Su orucu, Glutensiz beslenme gibi bilimsel dayanağı olmayan söylemler bu yalanlara örnektir. İddialı, keskin ve radikal söylemler genellikle yalandır. Doğru beslenme bütün gıda gruplarının (Protein, Karbonhidrat ve Yağlar) dengeli olarak yenildiği bir beslenme rejimidir. Bilimsel otoriteler dünyanın en sağlıklı beslenmesinin “Akdeniz Tarzı Beslenme” olduğu konusunda fikir birliği içindedir.

Akdeniz tarzı beslenmenin ana unsurları neler hocam?

Kompleks karbonhidratlardan (Tam tahıllar, Bakliyat ve kök sebzeler) zengin, mevsiminde taze meyve, sebze ve salatalardan zengin, başta kırmızı et olmak üzere hayvansal gıdalardan fakir bir beslenme tipi Akdeniz tarzı beslenme. Tabii, zeytinyağı ve balık olmazsa olmazı.

İşlenmiş gıdalar nasıl bir tehdit oluşturuyor sağlığımız için?

Milyarlarca insanı beslemek için büyük çapta üretim yapmak ve bu gıdaları bozulmadan tüketiciye ulaştırmak için bir şekilde “işlemek” gerekiyor. Tabii bu durum ideal değil. Keşke herkesi doğal ve organik olarak beslemek mümkün olsa ama bu maalesef mümkün değil.

Bu arada, her işlenmiş gıda da aynı değildir; korkunç miktarda tuz, şeker, trans yağlar ve kimyasal maddeler içeren “frankenştayn” gıdalar ve meşrubatlar ile birçok konserve ve donmuş gıdalar aynı değil. Örneğin makarnalar da rafine undan yapılan işlenmiş gıdalardır fakat sağlıksız oldukları söylenemez. İşlenmiş gıdalar da hayatımızın bir parçası. Önemli olan bu tür gıdaları tadımlık ve ölçülü yemek.

ÇOK FAZLA YİYORUZ AMA YETERİNCE HAREKET ETMİYORUZ

Yanlış beslenme uzun vadede hangi hastalıklara yol açıyor? Toplum olarak beslenme konusunda en temel hatamız nedir sizce?

Son 30-40 sene içinde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de obezite, şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları ve kanserlerde dramatik bir artış var. Bunun tek nedeni 80’li yıllardan itibaren değişen beslenme alışkanlıklarımız.

• Daha çok yiyor, daha çok kalori alıyoruz

• Şeker tüketiminde artış

• Hayvansal protein tüketiminde artış

• Başta “trans yağlar” olmak üzere suni işlenmiş gıda tüketiminde artış

• Öte yandan insanların “hareket” oranında azalma

HER TÜR ENFEKSİYONDA EN GÜÇLÜ KALE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZDİR

Pandemi sırasında doğru beslenme ve bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için nelere dikkat etmeliyiz?

Her türlü enfeksiyonda olduğu gibi COVİD 19 hastalığına karşı genel sağlığımız ve bağışıklık sistemimizin güçlü olması hayati öneme sahip.

Hemen belirteyim sağlıklı beslenme tek başına bu korkunç hastalığa karşı bir çare değil. COVİD 19 genç-yaşlı, sağlıklı veya sağlıksız pek ayırt etmiyor. Yine de biz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışalım.

Genel sağlığımızı optimal düzeyde tutup bağışıklık sistemimizi güçlendirmenin en iyi stratejisi;

Vitamin, mineral ve antioksidanlardan zengin meyve sebze ve salatalardan zengin beslenmek

Bağışıklık sistemimizin önemli unsurlarından biri olan bağırsaklarımızdaki probiyotik bakterilerimizi bol bol lifli gıdalar ile beslemek (brokoli, karnabahar, pırasa, bakliyat ve tam tahıllar gibi)

D vitamini bağışıklık sistemimizin önemli bir unsuru. D vitamini hücrelerimizdeki doğal antibiyotikleri (Defensin ve Katelesidinler) aktive eder ve COVİD 19 hastalığında ölüme neden olan “sitokin fırtınası” oluşmasını baskılar. Kan D vitamini düzeylerinin optimal olması çok önemlidir. Günde 1000 ünite D vitaminini damla veya tablet şeklinde almak şu ara çok önemli.

Bağışıklık sistemimizin önemli bir unsuru da Magnezyum ve Çinko elementleridir. Şu dönemde Magnezyum-Çinko desteği almak gereklidir.

Anti-Viral etkili olduğu bilimsel olarak bilinen bazı gıdaları kullanmak. (Sarımsak, Biberiye, Zeytin yaprağı çayı, Ekinezya çayı, Zencefil, Nane, kekik, fesleğen ve Ginseng) Bu gıdaları çay veya yemeklere ilave olarak kullanmakta fayda vardır.

Özellikle Zeytin yaprağı içinde bulunan “Oleorupein” isimli molekül doğada bilinen en güçlü anti-viral maddelerden biridir. Bu gıdaların COVİD 19 a karşı özellikle bir etkinliğinin olduğu bilimsel olarak gösterilmemiştir. Bu gıdalara ilaç olarak değil, sağlıklı beslenmenizin bir parçası gözüyle bakın. COVİD 19 a karşı yapılacak en iyi şey hastalanmamaktır. Maske / Mesafe / Hijyen kurallarına sıkı sıkıya uyalım.