"Bölgede yeni gerilim Türkiye’nin işine gelmez"

Kasım Süleymani’nin Irak’ta ABD tarafından öldürülmesinin ardından dünya kamuoyu İran’ın ABD’ye nasıl bir cevap vereceğine kilitlendi.

527 okunma

Muhtemel bir sıcak çatışmanın hem bölgeyi hem de Türkiye’yi nasıl etkileyeceğini Türkiye Gazetesi'nden Damla Peker ve Osman Çobanoğlu uzmanlara sordu...

"ÇIKARLARA GÖRE DAVRANALIM"

Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ferhat Pirinççi:
"Gerilimin tırmanması ve sıcak bir çatışmaya yol açması ihtimali var. Ancak, bu ihtimal biraz da İran’ın atacağı adıma bağlı. Çünkü hamle sırası İran’da. İran-ABD mücadelesinde ilk defa vekiller yerine doğrudan doğruya adı konulmuş, tabiri caizse İran’ın sahadaki kılıcına yönelik bir müdahale oldu. İran’ın buna sessiz kalması beklenemez. İran’ın güçlü bir hamlede bulunması, ciddi bir cevap vermesi hâlinde bu kez sıcak çatışma ihtimali kendisini gösterecek. İran böylesi bir sıcak çatışmayı ne kadar göğüs gerebilir? Bilmiyoruz. Olayın Türkiye’ye yansıması kaçınılmaz. Sadece Türkiye’ye değil tüm dünyaya yansıması olacaktır. Küresel ekonomide ciddi etkileri oldu. Petrol fiyatları artıyor. İran’ın atacağı adım ve ABD’nin atacağı karşı hamlenin Türkiye’ye etkisi olacak. Türkiye’nin pozisyonu ilk başta ihtiyatlı bir tavır sergilemek olacaktır. ‘Bekle ve gör’ politikası olarak ifade edebiliriz. Yani İran’ın hamlesinin ne kadar büyük olup olmayacağını görmek lazım. Muhtemel çatışmadan en olumsuz etkilenecek taraftan biri Türkiye olacağı için, Türkiye mümkün mertebe sorunun diyalogla çözümü için kapıları açmaya çalışacak. Buna önce arka kapı diplomasisi daha sonra doğrudan doğruya uzlaştırıcılık şeklinde bir yaklaşım görebiliriz. Durumun gerginleşmesi durumunda da tabii tarafların atacağı adımlara bağlı olarak Türkiye’nin de çıkarlarını dikkate alarak pozisyon alması söz konusu olacaktır."


"ARA BULUCU OLABİLİRİZ"

ORSAM Irak Çalışmaları Koordinatörü Bilgay Duman: "Artık çatışma çıkmış durumda. Bağdat Büyükelçiliğine yapılan baskın ABD’ye bir meydan okumaydı. ABD’de de o meydan okumayı görerek Orta Doğu’daki üst düzey yetkililerinden bir tanesi olan Kasım Süleymani’ye karşı bir operasyonla resti gördüğünü gösterdi. Bunu da açıkça savaş ilanı olarak nitelendiriyorum. Eğer İran, sessiz kalırsa bu operasyonu kabullenmiş olacak. Türkiye, bu tarz bir çatışmadan rahatsızlık ve endişe duyan bir ülke. Çünkü Türkiye bölgedeki istikrardan faydalanan bir ülke. Bölgede istikrarsızlık oldukça Türkiye’yi de dolaylı olarak etkiliyor. ABD ve İran arasında yaşanan gerginlik tabi Türkiye’nin Orta Doğu’daki dış politikasını da etkileyecek. Türkiye bu anlamda biraz daha havayı yumuşatmaya yönelik adımlar atacaktır. Özellikle ABD ve İran arasındaki gerginliğin düşürülmesi noktasında ara bulucu rol oynayabilir."

"BİR KRİZ DAHA İSTEMEYİZ"

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin:
"Süleymani, özellikle Irak’ta ve Lübnan’daki paramiliter Şii güçlerinin önemli bir komutanı. Onun öldürülmesinin muhakkak ki bir yansıması olacak. Aslında bu, ABD’nin bir uyarısı. Irak’taki Şii yayılmasından ve Suriye’deki İran’ın etkisinden ABD rahatsız. Sadece ABD değil, İsrail de rahatsız. ABD, daha önce bu rahatsızlıklarını değişik kanallarda birçok defa belirtti. Şimdi icraata geçti. İran sert bir tepki ortaya koyacak gibi gözüküyor. ABD-İran savaşı belki hemen çıkmayabilir ama sahada ABD hedeflerine yönelik İran’ın politikasında sertleşme olabilir. Her hâlükârda zaten gergin olan ABD -İran ilişkilerini bir savaşa sürme tehlikesi ve potansiyeli taşıyor. Türkiye neticede kendi bölgesinde Suriye’den sonra yeni bir kriz istemez. Bu Türkiye’nin de işine yaramaz. Türkiye burada bir şekilde diplomasiyi, siyasi kanalları kullanarak her iki tarafı ılımlaştırıcı bir şekilde sorunun çözülmesi noktasında teşebbüslerde bulunacaktır. Bu, Türkiye’nin faydasına olan bir yöntemdir. Suriye’deki siyasal çözüm sürecinde de anlaşmazlık noktaları çok. ABD’nin başka düşünceleri var. İran, rejimin arkasında. Bunun Suriye’de anayasa yapım sürecini ve siyasal çözüm sürecini önleyici bir tesiri de olacak. O kaçınılmaz artık."