'Bürokrasi̇ Beni̇ Tanır' Di̇yebi̇len Karanlık Zi̇hni̇yet…
Sacit Aslan'ın yeni yazısı...
“Ankara bürokrasisi beni iyi tanır” demek, onur madalyası değildir; bu, kirlenmiş bir temas listesinin övünerek ifşasıdır. Kendini devletin gölgesine yapıştırıp meşruiyet devşirmeye çalışan her karanlık figür gibi sen de cümlenin arkasına saklanıyorsun. Ama saklandığın yer devlet değil; senin sığındığın şey, korku ve kir.
Sen kimsin kardeşim kimsin?
Sen, gençlerin hayatını pazarlık masasına yatıran, umutları meta gibi satan, ahlaksızlığı örgütleyip buna “iş” diyen bir zihniyetin vitrinisin. Diplomat değilsin, bürokrat değilsin, kamu yararının zerresini taşımıyorsun. Sen sadece başkalarının suskunluğundan güç devşiren bir karanlık aracısısın.
Aba altından sopa gösteriyorsun çünkü açık konuşmaya cesaretin yok. Tehdit ediyorsun çünkü hukuktan korkuyorsun. “Herkesle hesaplaşacağım” diyorsun; bu cümle senin için bir güç göstergesi değil, panik çığlığıdır. Çünkü hesap, eninde sonunda senden sorulacak. Senin kurduğun düzenin defteri kabarık, sayfaları karanlık, mürekkebi zehirli.
Uyuşturucuyla zehirlenen hayatlar, fuhuşla sömürülen bedenler, dağılan aileler… Bunlar senin marifetin ve senin bilanço kalemlerin. Ve sen hâlâ konuşuyorsun. Bu artık utanmazlık değil; bu, topluma karşı işlenmiş bir suçu normalleştirme çabasıdır. Kendini dokunulmaz sanman, sadece cezasızlığa alışmış olmandandır.
Ama şunu kafana kazı: Bu ülkede herkes bir gün gerçek kimliğiyle anılır. Sen de anılacaksın. Ne bağırışların kalacak, ne tehditlerin. Geriye sadece dosyalar, tanıklar ve enkazın kalacak. O gün geldiğinde Ankara seni “iyi” tanımayacak; seni olduğun gibi tanıyacak.
Ve o tanıma senin için çok ağır olacak.
Sacit ASLAN