Çirkinlere pozitif ayrımcılık yapılmalı mı?

Çirkinler de engelliler gibi yasal koruma altına mı alınmalı?... İşte Gülin Yıldırımkaya'nın kaleme aldığı enteresan polemik konusu..

Çirkinlere pozitif ayrımcılık yapılmalı mı?
4896 okunma

Bugünkü polemiğimiz Ayşe Özek Karasu'nun dün yayınlanan yazısından: "Teksas Üniversitesi’nden Prof. Daniel S. Hamermesh’in New York Times’ta bir makalesi yayınlandı geçenlerde. Adam 20 yılını, güzelliğin nasıl paraya tahvil edilebildiğini araştırmaya vermiş, kitaplarını yazmış. Bir kere güzelsen şahsen daha çok kazanıyorsun, zengin eş buluyorsun. Güzeller, çirkinlere göre hayatı boyunca ortalama 230 bin dolar daha fazla para yapabiliyor. Hamermesh’e göre de erkeklerin dış görünümü iş hayatında kadınlara göre daha etkili oluyor. Müşteri daha çekici görünen tezgâhtarı tercih ediyor, mahkemede jüri üyeleri çekici avukatları daha bir can kulağıyla dinliyor; öğrenciler de daha çekici profesörleri. Eh bu şartlarda çirkinlerin piyasadaki şansı azalıyor.

Hamermesh, bu adaletsizliği gidermek için çirkinlerin de aynı dini ve etnik azınlıklar ile engelliler gibi yasal koruma altına alınmasını öneriyor. Engelliler Yasası’na bir-iki madde eklenmesi, çirkinlerin İstihdamda Fırsat Eşitliği Komisyonu’ndan yardım alması suretiyle güzel-çirkin ayrımcılığının üstesinden gelinebileceğini söylüyor. Peki kimin çirkin olduğuna kim karar verecek? ‘Kolay’ diyor: Bir grup güzel insan içinde hangisinin daha güzel olduğunu sorarsan farklı yanıtlar alırsın. Ama en çirkin konusunda herkes hemfikir olur.”

Mümkün mü? ABD'de bu sorunun yanıtı her an 'evet' olabilir. Peki ya Türkiye'de? Çirkinlerin yasal korumaya ihtiyacı var mı, böyle bir düzenleme adil olur mu? İşte farklı görüşler...

"GÜZELLER ÇİRKİNLERE AŞK HAYATINDA ÖNCELİK TANISIN!"

Habertürk Yazarı RAHŞAN GÜLŞAN

BENCE bu çok yerinde bir teklif. Çirkin insanların da daha çok para kazanmaya ihtiyacı var. Ama hazır konu tartışmaya açılmışken, çirkinlerin sadece maddi durumları değil, aşk hayatları da tartışılmalı. çirkine pozitif ayrımcılık sadece iş hayatıyla kalmamalı, hayatın tüm alanlarına yayılmalı. Mesela, yakışıklı ve güzel insanlar, çirkin insanlar kendileriyle çıkmak istediğinde onlara öncelik sağlamalı, ilişkiyi bitirirken de daha esnek davranmalı. Yine aynı şekilde, devlet dairelerinde çirkin insanlara ayrı gişeler oluşturulup, zaten çirkin oldukları için yaşadıkları mağduriyetin biraz olsun önüne geçilmesi sağlanmalı. Ne o, hayırdır? Gülümser gibi oldunuz. Üstelik de haklısınız. Böyle saçma, böyle tuhaf, böyle ayrımcı bir araştırmanın ciddiye alınabilir bir tarafı yok.

Kime, hangi kritere, hangi bilimsel veriye göre çirkin ilan edeceğiz insanları? Eğer mesele buraya geldiyse çok daha acı toplumsal tartışmalara mı hazırlamalıyız kendimizi? Şunu merak etmeden duramıyorum, gelecekte bazı AVM'lerin kapısında 'çirkinler giremez' yazısını görecek miyiz? Meseleyi tipik bir Türk kadını gibi bağlamayı düşünüyor deli gönlüm: Allah insana önce iç güzelliği, sonra da çirkin kısmeti versin.

Bahçeşehir Üni. Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Böl. Başkanı PROF. DR. NİLÜFER NARLI

"ÇİRKİNE POZİTİF AYRIMCILIK YAPMAK ONU DAHA DA ÇOK AŞAĞILAMAKTIR"

BEN böyle bir pozitif ayrımcılığın, yasal korumanın gerekli olduğunu düşünmüyorum çünkü o kadar çok sayıda örnek var ki fiziksel güzellik standartlarına uymayan ama öyle bir karizması ve enerjisi olan ki insanları etkileyen. Güzellik ve çirkinlik bu nedenle çok göreceli. İnsanları etkileyebilme gücü fiziksel artılarla ilgili bir şey değil. Ayrıca birine sen çirkinsin sana pozitif ayrımcılık yapalım derseniz onu daha çok aşağılamış oluyorsunuz. Bir de şu var, günümüzde bilgi tabanlı bir üretime geçilen bir toplumdayız. Birçok iş bilgisayar üstünde yapılıyor ve yüzünü bile görmediğiniz insanlarla iletişim halinde oluyorsunuz. Yüz yüze ilişkilerin azaldığı bir dünyada birine çıkıp sen çirkinsin seni koruyalım demek zaten gereksiz, kendisini geliştirmesine de engel. Ben onun yerine kendisini geliştirmek isteyen insanlara, ben şu konuda bilgi edinmek istiyorum diyen insanlara daha ucuz, daha ulaşılabilir kişisel gelişim kursları açılması taraftarıyım. Çocuk doğurup iş dünyasından uzak kalan biri de olabilir, o dünyayı hiç bilmeyen biri de. İnsanları böyle böyle kazanabiliriz, yoksa birine çirkin olduğu için sahip çıkarsanız o kendisini daha kötü hisseder ve öğrenilmiş çaresizliği oynamaya başlar, bu da çok tehlikeli bir yaklaşım.

Eski Türkiye Güzeli-İşkadını NEŞE ERBERK

"YETENEKLİ OLAN YÜKSELİR"

BEN bu öneriyi espri olarak algılıyorum. İş hayatında başarılı olmak için fiziksel özelliklerin değil tamamen yetenek ve zekânın ön planda geldiğini düşünenlerdenim. Güzellik bir işe girmek için avantaj olabilir ama orada kalmak için fiziksel özellikleriniz hiçbir işe yaramaz. Tamamen yetenek ve zekânızla kalıcı oluyorsunuz. Özel hayatta ve iş hayatında kapıları açmada işe yarayabilir güzellik ama hayatta kapıların açılması yetmez. Orada tutunmak hatta tırmanmak gerekir. Zekânız ve yeteneğiniz olmadan yükselemezsiniz. Bu durumda da güzel çirkin fark etmiyor. Dolayısıyla çirkinlere bir pozitif ayrımcılık yapılmasına hiç gerek yok.

"APTALLARA LAZIM, ÇÜNKÜ APTALLIK KALICI"

Yazar-Başarı Uzmanı MÜMİN SEKMAN

BEYİN üzerinde en baskın olan organ gözdür. Araştırmalara göre, insanın beynindeki verilerin yaklaşık %80'i göz yoluyla alınıyor. Yeni tanıştığımız insanların yüzünü hatırlar ama ismini unuturuz, çünkü yüz gözden, isim kulaktan beyne gider. Gözün baskınlığı yüzünden TV her zaman radyodan daha etkilidir. Güzel kadınlar çirkinlerden daha avantajlıdır. Güzellikten etkinlenmek bireysel bir seçimden öte, anatomik bir kaderdir. Kişi bu etkilenmenin oranını yönetebilir ama tamamen engelleyemez. Çirkinlere yönelik "pozitif ayrımcılık" yapılması, onlara "sosyal devlet yardımları" kapsamında sahip çıkılması ilginç bir öneri. Merhametli ama uygulanabilirliği düşük bir fikir. Çünkü, "rekabette fırsat eşitliği" ve sosyal devlet idealini bu alana da uyarlarsak, o zaman kısa boylular, düşük zekâlılar, ülkenin merkezine uzak bir kasabada doğmuş olanlar da aynı gerekçelerle pozitif ayrımcılık isteyebilir.

“Bence, aptallara pozitif ayrımcılık yapılabilir!” Çünkü aptallık çirkinlikten daha kalıcı bir eksikliktir. Bir insan çirkin doğsa da, bakımlı ve akıllı biri olarak dezavantajını kapatabilir ama çok aptal biri, aptallığını kapatacak aklı da üretemeyecektir. Çünkü akılsız olduğunu anlamak için bile akla ihtiyaç var! Doğa eşitlik ve merhamet üzerinde değil, rekabet ve üstünlük üzerine kurulmuştur. Bir boyutta dezavantajlı olan, başka bir boyutta avantajlıdır. Mesela çirkin kadınların başarısı daha inandırıcıdır.

Çirkin bir kadın başarılı olduğunda, kimse onun performansından şüphe etmez ama güzel bir kadın başarılı olursa, çoğu insan hikâyenin arkasında destek veren bir erkek arar. Güzel kadınlar başarı yolunda hep “olağan şüpheli” olarak görülmüştür. Ayrıca, dış görünüşümüzü biz seçmesek de, iç görünüşümüzü biz dizayn edebiliriz. Güzel doğmak elimizde değil ama bakımlı ve akıllı olmak elimizdedir. Dış görünüş, başlangıçlarda önemlidir, sonlarda değil. İnsanlar dış görünüşleriyle karşılansalar da, iç görünüşleriyle uğurlanırlar. Son olarak, “güzelliğin en kötü yanı, son kullanma tarihinin çok kısa olmasıdır”.

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Av. AYDENİZ ALİSBAH TUSKAN

"ÇİRKİNLER ESTETİK YAPTIRABİLİR"

ÇALIŞAN kadınların daha bakımlı, daha düzgün olması lazım evet ama güzel ya da çirkin olması bir şeyi değiştirmiyor. Ayrıca kendisini çirkin bulan herkes için bir sürü imkân var, estetik ameliyat yaptırabilirler, renkli göz isteyenler lens takabilir, saçına saç ilave ettirirler. Hukuki anlamda bu kişileri güzel ve çirkin olarak ayırabilmek ve pozitif ayrımcılık uygulayabilmek için net bir güzellik kavramının da olması lazım, o da yok. Bizim kadınlar olarak çok beğendiğimiz kadınları erkekler güzel bulmayabiliyor. Güzellik kavramı herkes için farklı.

Dünyada genel olarak çok zayıf, sarışın ve renkli gözlü olanlar güzelmiş gibi bir algı var ama artık o da değişiyor. Ben fiziksel anlamda daha zayıf olan kadınların iş hayatında, özel hayatlarında daha geri planda kaldıklarını düşünmüyorum. Biri sizi fiziğiyle değil, ruhuyla, şahsiyetiyle, konuşmalarıyla öyle bir etkiler ki dünyanın en güzeli olur. Biz çirkinlere pozitif ayrımcılık, istihdamda fırsat eşitliği sağlayacağımıza kadın erkek eşitliğini tam olarak sağlayalım önce! Bunlar bizim için lüks şeyler. Kadınlar giyimlerinden tutun da her şeylerine kadar erkeklerin baskısı altındalar. Biz kadın erkek eşitliği istiyoruz, başka bir pozitif ayrımcılık istemiyoruz.

EN SEMPATİK ÇİRKİN

“Ugly Betty”, yani “Çirkin Betty” Amerika’nın en sevilen TV dizileri arasında yer alıyor. Güzel yıldız America Ferrera’nın canlandırdığı Betty, çirkin olmasına çirkin ama, bu yüzden ofiste dışlanmıyor. Hatta tam tersi, sempatik olduğu için el üstünde.


Gülin Yıldırımkaya