Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Corona virüsü açıklaması

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda konuştu...

911 okunma

Habertürk'ün haberine göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

KORONAVİRÜS UYARISI

"Dün gece Sağlık Bakanı tarafından yapılan koronavirüse temas etmek istiyorum. Avrupa'dan gelen bir vatandaşımızda koronavirüs tespit edildi. Genel sağlık durumu iyi tedavisi sürüyor. Ailesi ve yakın çevresi izlemeye alındı. Bu hastalığın ülkemize sirayet etmemesi için gereken önlemleri aldık. Ancak biz hangi tedbiri alırsak alalım, yakın çevremizde bu kadar yaygınlaşmış bir virüsten korunmak mümkün olmadı. Yarın dar çerçeve bir toplantı yapacağız.

Vatandaşlarımızdan ricam, sağlık personelinin ikazlarına harfiyen uymaktır. Bu virüsten korunmanın ilk şartı temizliktir. Biz de geçtiğimiz cuma gününden beri tokalaşmayı, kucaklaşmayı kesip uzaktan selamlaşmaya geçtik. Türkiye inşallah bu sıkıntıyı herhangi bir kayıp vermeden atlatacaktır. Hiçbir virüs bizim tedbirlerimizden daha güçlü değildir. Milletimiz nice saldırıları göğüslemeyi başarmıştır, bunun da üstesinden gelecektir. 

MOSKOVA GÖRÜŞMESİ

Türkiye'nin İdlib'de bir ay boyunca yürüttüğü operasyonlar ve Bahar Kalkanı harekatı sınırlarımıza dayanan tehditlerin önüne geçmenin işaretidir. Harekata katılan tüm askerlerimizi alınlarından öpüyorum. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Suriye'de bulunma amacımız ne bu ülkenin topraklarını işgal ve ilhak etmektir, ne de bölgedeki güçlerle bilek güreşine soyunmaktır. İdlib'deki mücadelemiz ülkemizin sınırlarının güvenliğini sağlamak ve milyonlarca insanın hayatını kurmak hedefini alıyor. Türkiye'nin yeniden benzer bir kısır döngüye düşürülmesine izin vermeyeceğiz. Cerablus'ta ne yaptıysak, Afrin'de ne yaptıysak, Tel Abyad ve Rasulayn'da ne yaptıysak İdlib'de de aynısını yaptık. Sınır hattımızın diğer kısımlarını da bu güvenlik çemberine dahil etmeyi sürdüreceğiz.

"SÖZLER TUTULMAZSA..."

İdlib'deki harekat sadece terör örgütüne değil, çok daha donanımlı bir güce karşıydı. Hamd olsun çok daha büyük mücadelelere hazır olduğumuzu gördük. Aksaklıkları gidererek, koordinasyonu gidererek Türkiye'yi bölgesinde ve tüm dünyada etkin bir güç haline getirme kararlılığımızı teyit ettik. Rejim ülkemizin gücü ve askerlerimizin kahramanlığı karşısında en ağır kayıpları vererek bu işin öyle kolay olmadığını görmüştür.

Ateşkes kararının ardından İdlib halkı uzun bir aranın ardından rahat nefes almıştır. Rejimin ve onunla birlikte çalışan mezhepçi milislerin ne kadar sadık kalacakları belirsizdir. Şimdiden ufak tefek de olsa ateşkes ihlalleri yaşanıyor. Rusya'yla bunları paylaşarak tedbir alınmasını istiyoruz. Biz verdiğimiz söze, karşı taraf da aynı hassasiyeti gösterdikçe bağlı kalırız. Sözlerini tutmazlarsa daha ağır şekilde üzerlerine gitmekten kaçınmayız.

KILIÇDAROĞLU'NA: "KAÇ GÖZLEM NOKTASI VAR BİLMİYOR"

Gözlem noktalarımızın güvenliği önceliklerimizin başında yer alıyor. Buralara yapılacak en küçük saldırıda çok daha ağır mukabelede bulunacağız. Bay Kemal, kaç tane gözlem noktası olduğunu dahi bilmiyor. Bunlara bedeli sandıkta ödettiğiniz sürece o zaman bunlar neyin ne olduğunu daha iyi anlayacaklar. Bir şeyi çok iyi kavramamız lazım. AK Parti davası, sıradan bir dava değildir. Biz icraatla ortadayız. 17-18 senedir biz lafla mı icraatla mı yürüdük? Dersini çalış ya... Burada kaç tane gözlem kulesi olduğundan haberin yok. Buradaki gözlem kulelerini de göstereceğim. Bay Kemal 12 gözlem noktası var. 

Bu 12 gözlem noktasında, bizi Suriye'nin askerleri korumadı. Suriye'nin askerleri verilen söze uymadı. Uymadığı için biz uyarılarımızı yaptık. 12 gözlem noktasında çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. 12 gözlem noktamız şu anda var. Arzu edersen seni de oraya gönderebiliriz. Ama gidemez. Şu anda yapmış olduğumuz anlaşmanın içeriğinden haberi yok. Ne yaptılar, ne konuştular haberi yok. Takip etmiyorlar. Bunların akıl hocaları çok farklı. Bizim askerimizi koruyormuş...

"ATEŞKESİN AMACI..."

Türk askeri hiçbir zaman zalim Esed'in korumasına muhtaç değildir. Bunu böyle bil Bay Kemal. Bugüne kadar El Bab'da, Cerablus'ta, Afrin'de nasıl dimdik durduysak, en son İdlib'de nasıl dimdik durduysak bundan sonra da devam edeceğiz. Bize düşen, sükuneti sürdürerek, terör örgütü ve Esed'e karşı hazırlıklı olmaktır. 

Türkiye bu geçici ateşkesi ve buna bağlı anlaşmaları gücü yetmediği için değil İdlib'deki krize makul, uygulanabilir bir çözüm yolu bulabilmesi için yaptı. İdlib'in kuzeyinden güneye doğru 25-30 km derinliğinde o bölgede şimdi briket barakalar yapmaya başladık. Şu an itibariyle 1500-2000 civarında. Hızla devam ediyoruz. 10 bin, 20 bin kadar briket ev yapmayı sürdürüyoruz. 

PKK'ya, PYG/SDG etiketi yapıştırmakla gerçekler ortadan kalkmıyor. Suriye rejimi ve onu destekleyenlere çağrımız, ülkenin 3'te 1'ini bölücü terör örgütü işgalinden kurtarmaktır. Bunu başarınca sorunların çözümü daha kolay olacaktır. Atılan ve atılacak her adımı Türkiye olarak tüm gücümüzle destek vermeye sürdüreceğiz. Diğer yerlerdeki sorunlar devam ederken, ülkemizin ve kontrol altımızdaki bölgelere tacize izin veremeyiz. Uluslararası toplumu daha çok gayret göstermeye ve ülkemize destek vermeye davet ediyoruz.

"SADECE CAHİL DEĞİL, DENSİZ"

Asıl sorun, birlik ve beraberliğimize yönelik sabotajların önüne geçebilmektir. Ülkemizin asıl gücü milletimizin bir olma, iri olma, diri olma, kardeş olma iradesidir. Bu iradeyi kırmayı hedef alan her saldırı tüm güçlerin saldırılarından çok daha tehlikelidir. CHP'nin başındaki zat, Moskova'daki görüşmemiz üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Hayatında liderler düzeyinde uluslararası hiçbir toplantıya katılmamıştır. Böyle bir toplantıya nasıl girilir, nasıl çıkılır, nasıl konuşulur, nasıl müzakere edilir haberi yok. CHP kürsüsünden sorumsuzca konuşmak sadece cahil değil, densiz bir zatla karşı karşıyayız. Sen bir kaset kumpasıyla CHP'nin başına getirildin. O günden bu güne izlediğin tek siyaset ülkemizin ve milletimizin taraf olduğu her meselede karşı olmaktır. 

Sadece Kılıçdaroğlu ve bölücü terör örgütünün güdümündeki parti her hal ve şart altında ülkemize husumet çizgisinde yürümekte ısrarcıdır. Türkiye, PKK ile mücadele eder CHP 'arkadaşlar' diyerek teröristlerden yana olur. Türkiye FETÖ ile mücadele eder, darbecilerin karşısına dikilir, CHP kontrollü darbe diyerek işi sulandırır. Türkiye Fırat Kalkanı harekatını yapar CHP rahatsız olur. Türkiye Barış Pınarı'nı yapar CHP yine feveran eder. Türkiye İdlib'deki insani krizi önlemek için Bahar Kalkanı'nı başlatır, CHP eli kanlı rejimin safında yer alır. Türkiye'nin Suriye'de birlikte çalıştığı insanları terörist sıfatıyla yaftalayan Esed var bir de CHP'nin başındaki zat var.

BEŞİNCİ KOL FAALİYETİ

Bizim askerlerimizi Esed'in askerlerini koruduğunu söyleyecek kadar alçalmış. 12 gözlem kulesi olduğunu bilmiyor. Ne anlatırsan anlat anlayacak irade yok. Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de suç olan istihbaratçıların ifşa edilmesini savunan da yine CHP. Dev projeleri engellemek için gösterdikleri çabaları saymıyorum. Bu zatın bilinçli şekilde yürüttüğü faaliyetler tam da "beşinci kol" faaliyeti. Kötü olmak, hain olmak, kin ve nefret kusmak çok kolaydır. Sizi insan yapan, sizi diğer varlıklardan ayıran bariyerleri yıktığınızda bunlar kendiliğinden ağzınızdan dökülür. Zor olan milyonlarca mazlumun hakkını korumak, milletinizin çıkarlarını savunmak, çözümler üretmek, mücadele etmek, gerektiğinde fedakarlıkta bulunmaktır. Kılıçdaroğlu fıtratına ve meşrebine uygun şekilde kolay olanı seçmiştir. Ancak biz ellerimiz çizilse, ayaklarımız kanasa, yüreğimiz yansa da zor olanın peşinden gitmeye kararlıyız.

Bunlar sadece yıkmayı bilir, bizim işimiz inşa ve ihyadır. Suriye meselesinde ve diğer tüm konularda ne kadar somut ve tutarlı teklifini duymamış olsak da Kılıçdaroğlu bir şey yapmak istiyorsa yolu bellidir. Kendisinin 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimi için şimdiden adaylığını ilan etmesi gerekiyor. Sandıkta teveccüh görürse gelir söylediklerini yapar. Kendisinden beklediğimiz ya devletimize destek vermesi ya da fitne fesat saçmaktan uzak durmasıdır.

GÖÇMEN KRİZİ

Askerlerimize yönelik saldırılarımızın artmasının ardından Avrupa'ya gitmek isteyen sığınmacılara engel olmama kararı aldık. Biz 9 yıldır yedirdik, içidirdik, giydirdik. Şimdi Avrupa'ya gitmek istiyorlar, biz de önlerini kapatmıyoruz. Bunlar zannettiler ki ben şaka yapıyorum ve kapıyı açtık. Şimdi misafirlerimiz gidiyor mu gidiyor. 150 bin civarında sığınmacı Yunanistan sınırına yığıldı. Bu kişilerin Yunanistan'a ve diledikleri ülkelere geçişlerine müsaade edilmesi gerekiyor. Sığınmacıları şiddet uygulayarak durdurmaya ve geri göndermeye çalıştı.

Batı bunları duyuyor mu? Brüksel'de bunları anlattım. iPad'de gösterelim dedik ama elektronik malzemeler içeri sokulmuyor. Kapısına gelen her mazluma kapısını açan bir ülke olarak bu tablo karşısında gerçekten üzüntü duyduk. Hayatlarını kurtarma ve daha iyi bir gelecek isteyen göçmenlerin üzerine ateş açılması, kaynar su dökülmesi tam bir barbarlıktır. Bunlar sende durmayacak ki, sen de aç kapıyı. Batı'nın o zengin memleketlerine gitsinler. Niye bu kadar engelliyor da Nazi işkenceleri yapıyorsun? İnsanlık suçu işleyen Yunanistan'a kimse sesini çıkarmıyor. Hangi uluslararası toplantı olursa olsun, bu tablolar bizim dilimizde olacak. 

Bizim İdlib'den ülkemize yönelen 1,5 milyonluk göç dalgasının önüne geçmeye çalıştığımız dönemde Avrupa birkaç yüz bin sığınmacıya tahammül edememiştir. Katıksız bir faşist olduklarını tüm dünyaya göstermişlerdir. TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonumuz raporunu tamamladı. 

AB YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRSİN

Suriye krizinin tırmanmasının ardından 18 Mart 2016'da bir anlaşma yapmıştık. Biz düzensiz göçmenleri kabul edecektik, AB de her iade edilen kişiye karşılık bir kişinin iskanını sağlayacaktı. Ayrıca Türkiye'ye mali yardım yapılacaktı. AB'ye tam üyelik kapsamında serbest dolaşımdan pek çok anlaşma yer alıyordu. Biz üzerimize düşeni fazlasıyla yaptık. Ege'den geçişler günlük 7 binlerden 70'lere düştü. Avrupa'ya geçişler yüzde 92 azaldı. Buna karşılık AB üye ülkeleri yükümlülüklerini yerine getirmedi. Mali yardım da ya hiç yapılmadı ya da dolaylı yoldan önemli kısmının hebasıyla gelebildi. Aldığımız engel olmama kararı ile AB yine alarma geçti.

Son iki haftadır telefonda, yüz yüzde bu meseleleri konuştuk. Brüksel'e giderek hem NATO hem AB yetkilileriyle bir kez daha ele aldık. Lafa gelince ülkemizin haklılığını herkes kabul ediyor. AB'nin ve asıl söz sahibi ülkelerin krizi önüne geçme konusunda kararlı bir duruşlarını henüz görmedim. Türkiye'nin serbest dolaşım, fasılların açılması, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi somut olarak karşılanana kadar, bu uygulamayı sürdüreceğiz. Düzensiz göçmen akımı Akdeniz'in tamamına yayılacaktır. Tek talebimiz verilen sözlerin yerine getirilmesi, anlaşmalara sadık kalınmasıdır. Gerisini Avrupalılar düşünsün."