Demet Şener: "Eşim benim için bir armağan"

Pandemi öncesi kendi ismini taşıyan moda markasının lansmanını yapan Şener, aylar süren durgunluğun ardından yeni normale hızlı giriş yaptı. "Demet Şener İstanbul" markasıyla bir yılda bekledikleri ciroyu dört ayda elde etmenin yanı sıra, hafta sonu da 20 mankenle podyumda boy gösterdi.

9202 okunma

Sabah Gazetesi'nden Sonat Bahar'ın röportajı...

- Tam pandemi süreci öncesi yeni markanızın lansmanını yaptınız, şimdi aylar geçti, bu süreç aleyhinize mi işledi?

- Tersi oldu aslında. 13 Mart'ta lansmanımızı yaptık, ertesi gün Türkiye'de deyim yerindeyse pandemi nedeniyle hayat durdu. Ama biz online'ımızı çok kuvvetli yaptığımız için planlamadan ileriyi görmüş gibi olduk. Bir iki ay her şey durdu ama ondan sonra ciromuz inanılmaz biçimde çok yükseldi. Bir yılda ulaşmak istediğimiz hedefe üç, dört ayda ulaştık. Bu kişisel olarak beni çok teşvik etti. Ekibi de elbette çok motive etti. Bu hafta çok önemli bir anlaşma yaptık ve Avrupa'nın önemli online sitelerine de giriyoruz. Bu nedenle çok heyecanlıyım. Kendi online sitemizden de 12 Avrupa ülkesine gönderiyoruz zaten. Kitlem 25- 65 yaş arası, ne istediğini bilen, bir tarzı olan, kendi ayakları üstünde duran güçlü kişiliklere uygun. Kadın takım elbisesi alanında ilk üç markadan biri olmak istiyorum.

- Sizin tarzınız nasıl?

- 25 yıldır aynı. Kadınların üzerinde çok büyük yükler var; anne, işkadını, eş, sosyal ortamda bir karakter. Sabahtan akşama kadar koşturma içinde. Her biri için farklı kıyafetler bekleniyor bu kadından. Benim kıyafetlerimi giyip, ufak dokunuşlarla, değişikliklerle sabahtan akşama kadar gününü geçirebilir. Hayalimdeki tarz buydu, benim tarzım da bu. Üstelik kış koleksiyonumuzda vegan kumaşa geçiyoruz.

- Bu hayaliniz miydi?

- Çeşitli moda markalarıyla işbirliği yaptım, Türkiye'nin en önemli markalarının yüzü oldum. Binlerce işte yer aldım. İsmim kalıcıydı ama bir marka yaratmak istiyordum. Ve son senelerde kendi tarzıma uygun seçenekler bulamıyordum ya da çok fahiş fiyatlara buluyordum. Oysa biliyordum maliyetleri, kaliteli ürünün nasıl olacağını... Modellik yaptığım için hangi kumaş kaliteli, hangisi rahat, kesimler nasıl olmalı hepsine hakidim. Yerli kumaşlarımız ve üreticilerimiz çok iyi... Bu işbirliğini hayata geçirmek istedim. Tasarım ve kumaş seçimi bana ait olmak üzere, sekiz kişilik bir ekibimiz var. Her sezon daha da büyüyerek, bu markayı daha iyi yerlere getirmek istiyorum.

- İş dünyasını nasıl buldunuz?

- İş hayatı üretim, kumaşlar, tekstil bunlar kolay şeyler değilmiş. Bu zamana kadar ön yüzüydüm bu sektörün... Şimdi mutfaktayım. Ama çok zevkli. Küçük sıkıntıları, pürüzleri kendime dert etmiyorum. Yıllardır hayat felsefem akışta kalmak üzerine, o zaman her şey su gibi akıp gidiyor...

KADIN İÇİN 40'LAR GÜZEL

- Geçtiğimiz hafta sonu Ağrı'da önemli bir defile için 20'lik mankenlerle podyumdaydınız. Sektör siz ve sizin gibi birkaç isimden hâlâ vazgeçemiyor. Neden acaba?

- Benim için çok gurur verici. İnsan kendine iyi bakarsa, 20 ya da 40'lı yaşlarda olması kişideki ışığı değiştirmiyor. Bu tamamen hayat tarzı, beslenme, hayata pozitif bakmakla ilgili. Hayatından mutlu olma hali insanın yüzüne yansıyor. Kendinden mutlu olmak bir kadın için en güzel şey. Herkesin manken gibi fiziği olması gerekmiyor ama spor yaparak, sağlıklı beslenerek, ruhunuzu besleyerek ve motivasyonunuzu yüksek tutarak en iyi görünüme kavuşursunuz. Kendisine saygısı olan insan, bedenine ve ruhuna iyi bakıyor ve onları besliyor. Benim de 20'lık kızlarla aynı podyumda olmak çok hoşuma gitti. Hâlâ tercih ediliyor olmak çok hoşuma gidiyor. Hatta kızlarla anlaştım, seneye benim defilemde yürüyeceksiniz diye... Bu dönemde yaşların arası çok kapandı. İnsanlar nasıl yaşayacaklarını iyi öğrendiler.

- Kendinizi kaç yaşında hissediyorsunuz?
- 43 yaşımda olduğuma inanamıyorum. Çocukluğumda 43 yaş epey büyük gelirdi. Orta yaştayım bile diyemiyorum. Jennifer Lopez 50'lerde ama kadın sahnede nasıl dans ediyor. Bunlar çok güzel yaşlar. Kadının tam olarak ne istediğini bildiği, tecrübeli yaşlar. Kadının en güzel yaşları 40'tan sonra başlıyor. Ya da her 40'ı geçen böyle söylüyor, artık biz bu yaşlardayız diye bize öyle geliyor (Gülüyor)...

- Evliliğiniz nasıl gidiyor?
- Çok güzel, çok şükür her şey çok iyi gidiyor. Benim için bir hediye eşim. Cenk gibi biriyle birlikte olmak çok güzel, her konuda bana destek oluyor.

AKIŞINA BIRAKACAKSINIZ BİRAZ...

- Nasıl bir yaşam tarzınız var?

- Benim hayatımda 'asla'lar yok. Neyi yasaklarsanız cazip hale geliyor çünkü. Alkol ve sigara zaten kullanmıyorum. Erken yatıp, erken kalkıyorum. Çocuklarla olunca böyle... Sağlıklı beslenmeyi seviyorum. Bildiğiniz tencere yemekleri pişiyorum. Sebzeli yemekler yanında bulgur pilavı. Et, balık... Ayda bir kez bozma günümüz var. Güne ılık limonlu suyla başlıyorum. Detoks yapmam, yeni nesil diyetleri de uygulamam. Haftanın bir günü dinlendiriyorum kendimi. Ama günde bir saat ayırıyorum spora ve ağır bir spor yapmıyorum. Mesela koşmam ben, yürürüm. Hayatla ve kendinizle kavganızın olmaması çok önemli. Hayatla kavga etmeyeceksiniz, gelsin geçsin her şey. Akışına bırakacaksınız biraz. Bu bir karakter de değildir, insan kendini eğitebilir. Elinizden geleni yapın, olmuyorsa takdir böyledir.