Deniz Kural: "Yaşama İçgüdüsünü Uyandıranlar Tehli̇keni̇n Farkında mı?"

"Bir ülkede en tehlikeli şey enflasyon değildir. En tehlikeli şey enflasyona alışılmasıdır. Çünkü enflasyon önce fiyatı bozar, sonra algıyı bozar, en sonunda da adalet duygusunu yerle bir eder..."

Deniz Kural: "Yaşama İçgüdüsünü Uyandıranlar Tehli̇keni̇n Farkında mı?"

Enflasyona Değil, Enflasyona Alışmaya Yeniliyoruz

Bir ülkede en tehlikeli şey enflasyon değildir. En tehlikeli şey enflasyona alışılmasıdır.

Çünkü enflasyon önce fiyatı bozar, sonra algıyı bozar, en sonunda da adalet duygusunu yerle bir eder.

Bugün Türkiye’de yaşanan tam olarak budur: fiyat algısının çöküşü ve onun getirdiği adalet inancının kayboluşu...

Çok değil 8-9 yıl önce 300 Türk lirasına bir market arabası doluyordu. Bu bir nostalji cümlesi değil, reel satın alma gücünün göstergesi. Bugün aynı alışveriş arabası 10.000 Türk lirasını aşan rakamlara ancak dolabiliyor. Nominal maaşlar artmış görünebilir. Ama reel değer? ERİDİ. (nominal maaş: enflasyon etkisi hesaba katılmadan görünen maaş miktarıdır).

Davranışsal iktisatta buna “money illusion” denir. İnsan beyni mutlak rakama bakar, satın alma gücüne değil. 50.000 TL büyük bir sayıdır. Beyin bunu “yüksek maaş” olarak etiketler. Ama o 50.000 TL’nin alım gücü sekiz yıl öncesine göre bugün ciddi biçimde düşmüşse sayı büyüktür ama yaşam alanı küçüktür.

İşte günümüz sermayedarlarının ve patronlarının zihninde de olan tam olarak budur.

50.000 TL verdiğinde “çok maaş veriyorum” hissi oluşur. Çünkü beyin nominal büyüklüğe odaklanır. Ama aynı patron markete gidip 2.000 TL’lik alışveriş yaptığında “hayat çok pahalı” der. Bu çelişki tesadüf değildir. Bu bilişsel çerçeveleme hatasıdır.

Kendi harcaması enflasyondur. Çalışanın maaşı yüksek rakamdır. Ve burada empati tamamen devreden çıkar.

Davranışsal psikolojide “empathy gap” diye bir kavram vardır. Bu insan kendi yaşadığı durumu büyütürken, başkasının yaşadığı durumu soyutlaştırmasıdır. Patron veya sermayedar için 50.000 TL büyük bir gider kalemidir. Çalışan için ise o para kira, mutfak, ulaşım, öz bakım, borç ve gelecektir. (Tabi günümüz ekonomisinde bu para çalışan ihtiyaçlarının ancak üçte birine yetmektedir.)

Fiyat algısı bozuldukça maaş algısı da bozulur!

Maaş algısı bozuldukça adalet algısı bozulur!

Adalet algısı bozuldukça sistem içten çürür!

Ve en tehlikelisi: HERKES ALIŞIR!

Psikolojide buna “hedonic adaptation” denmektedir. İnsan kötüye alışır. Tepki eşiği düşer. Bir zamanlar şok yaratan fiyatlar bir süre sonra normalleşmiştir. Çalışan alışır. Patron alışır. Toplum alışır. AMA SESSİZCE ADALET DUYGUSU AŞINIR…


YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!..

Konular Deniz Kural