En İyi 9 Kitap Uyarlaması Film

Bazı filmler her şeyiyle, tüm ögeleriyle akılda kalıcıdır. Konu, diyaloglar, karakterlerin duyguları, olay örgüsü, bağlantılar, her şey ama her şey detaylıca işlenmiştir.

Günlerce, haftalarca, hatta aylarca etkisinden kurtulamayız. Filmin replikleri uzun süre hafızalarda kalır, sosyal medyada, bir görsel eşliğinde paylaşıp dururuz.

İyi yazılmış, hatta bestseller olmuş bir kitaptan yola çıkılarak yeniden şekillendirilmiş senaryo, iyi filmin püf noktası olabilir mi? Kitaplar ve uyarlamaları zihinlerimizde bu kadar yer ediyorsa, mutlaka iki eser türü arasında bir bağlantı olmalı.

Kuzuların Sessizliği / The Silence Of The Lambs

Film, Thomas Harris’in aynı adlı romanından iyi bir uyarlama…

FBI stajyeri Clarice Starling, bir seri katili yakalayabilmek için, başka bir seri katil olan Hannibal Lecter ile röportaj yapmaya başlar. Lecter çok zeki bir psikiyatrist ve korkunç bir yamyamdır. Lecter’ın zihin yapısını anlayarak diğer seri katili yakalayabileceğini düşünen Starling, sonunda onun tutuklu kaldığı hapishaneden kaçmasına yol açar.

Gerilim dolu 1991 yapımı filmin yönetmen koltuğunda Jonathan Demme oturuyor, başrollerde ise Anthony Hopkins ve Jodie Foster var.

Cinnet / The Shining

Dilimize çevrildiği adıyla ‘Cinnet’ filmi, 1980 yapımı mükemmel bir Stephen King eseri... King’in olağanüstü kurgusunun ve anlatım yeteneğinin filmde de aynı etkiyi yaratması tesadüf değil. Çünkü filmin yönetmeni ve senaristi de Stanley Kubrick. Baş rollerde ise Jack Nicholson, Shelley Duvall ve küçük oyuncu Danyy Lloyd var.

Yazar Jack Torrance, kış sezonunda kapalı olan Overlook Otelinin bekçiliğini yapmak üzere karısı ve küçük oğlu ile birlikte otelin bir odasına yerleşir. Bir süre sonra kış koşulları iyice şiddetlenir ve kar fırtınası sebebiyle otelde mahsur kalırlar. Jack, bir yandan kitabını yazmaya çalışırken, bir yandan da otelin geçmişiyle bağlantılı metafizik varlıkların etkisiyle yavaş yavaş aklını yitirmeye başlar.

Rosemary’nin Bebeği / Rosemary’s Baby

Yine korku-gerilim kültleri arasına girmiş olan bu film, Ira Levin’in 1967 yılında yazdığı aynı adlı kült romanından 1968 yılında beyaz perdeye uyarlanmış bir film. Yönetmeni Roman Polanski, oyuncu kadrosunda ise Mia Farrow, John Cassavetes, Ruth Gordon, Sidney Blackmer, Maurice Evans, Ralph Bellamy, Angela Dorian ve Clay Tanner yer alıyor.

Filmin konusu şöyle: Guy ve Rosemary çifti, garip komşuların yaşadığı bir apartmana taşınır. Üst katta oturan Castavet çifti fazlaca misafirperver ve iyi niyetli görünmektedir. Fakat Rosemary bu çiftte bir gariplik olduğunu sezinler ve onlardan pek hoşlanmaz. Guy ise olan bitenin farkında değildir. Rosemary bir süre sonra korkunç bir rüya görür. Rüyasında şeytani bir varlık tarafından hamile bırakılmıştır. Bir süre sonra gerçekten hamile kaldığını öğrenince işler karmaşık bir hal almaya başlar.

Açlık Oyunları / The Hunger Games

Gary Ross’un yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği film, Suzanne Collins’in aynı isimdeki bestseller romanından bir uyarlama…

Gelecekte, bilinmeyen bir zaman diliminde, Kuzey Amerika çökmüş ve yerine bir başkent etrafında sıralanmış 12 eyaletten oluşan Panem adında bir ülke kurulmuştur. Panem’de her yıl kura çekilmekte ve eyaletlerin her birinin, biri erkek biri kadın iki kişiyle katıldığı acımasız bir oyun oynanmaktadır. Bu ölüm kalım mücadelesinin adı ‘Açlık Oyunları’dır. Hem eğlenmek, hem de halka gözdağı vermek için düzenlenen bu oyunlar aynı zamanda televizyonlardan da canlı olarak izlenmektedir.

Katniss Everdeen’in 16 yaşındaki kız kardeşi Primrose, kendi eyaletinin kadın yarışmacısı olarak seçilir. Katniss ‘Açlık Oyunları’nda onun yerine yarışmak için gönüllü olur. Hikaye, bu tehlikeli oyunda hayatta kalmak için kıyasıya bir ölüm kalım mücadelesi veren Katniss Everdeen’e odaklanıyor.

Dövüş Kulübü / Fight Club

Chuck Palahniuk’un aynı adlı romanının kitap uyarlaması film 2 yönetmene sahip. David Fincher ve Chon Kye-Young. Başrol ve yan rollerde, Brad Pitt, Edward Norton, Helena Bonham Carter ve Jared Leto gibi oyuncular yer alıyor.

Filmin konusuna gelince; Tekdüze bir yaşantısı olan Jack, evi yangında oturulmaz hale gelince, bir yolculuk sırasında tanıştığı Tyler Durden’i aramaya karar verir ve onun evine taşınır. Bir kavga sonrasında yaşananlar, aynı yaş grubundan elliye yakın kişinin birbiriyle dövüştüğü bir kulübün başlangıcı olur. Bir süre sonra Durden, ‘Dövüş Kulübü’ ile, yaşamı anlamsızlaşmış, ölü bir jenerasyonun baş karakteri haline gelecektir.

Schindler’in Listesi / Schindler’s List

Muhteşem bir savaş-dram filmi olan Schindler’in Listesi, Thomas Keneally’nin aynı adlı romanından uyarlanmış bir Spielberg başyapıtı. Bir iş adamı olan Oscar Schindler, 2. Dünya Savaşı’nın karanlık yıllarında, 1000’den fazla Yahudi’nin hayatta kalmasını sağlamış gerçek bir Alman karakter.

Film, 1994 Oscar ödüllerinde 12 dalda aday olmuş ve 7 dalda, En İyi Film, Yönetim, Kurgu, Sanat Yönetimi, Görüntü, Özgün Müzik ve Senaryo Uyarlaması ödülleri kazanmıştı.

Bülbülü Öldürmek / To Kill A Mockingbird

Yazarın 10 yaşındayken yaşadığı bir olaydan esinlenerek yazdığı roman, yayımlandığı dönemde büyük ilgi görerek Amerikan Edebiyat klasikleri arasında girdi. 1962 yılında ise Robert Mulligan tarafından beyaz perdeye uyarlandı. Filmde, Atticus rolü ile Gregory Peck var.

1930’lu yıllar… Amerika’daki büyük ekonomik buhran dönemi… Siyahi bir adam, beyaz bir kadına tecavüz ettiği gerekçesiyle tutuklanır. Irkçılığın olanca şiddetiyle yaşandığı dönemde hiç kimse gencin avukatlığını üstlenmez. Sadece Atticus adındaki bir avukat savunmayı göze alır. Atticus’un, eğitmeye ve hayata dair pek çok doğruyu aktarmaya çalıştığı Scout adında küçük bir kızı vardır.

Sosyal mesajları güçlü hikayenin, bu kız çocuğunun gözünden aktarılıyor oluşu, ırkçılık ve eşitlik kavramlarını yeniden gözden geçirmemizi sağlıyor.

Baba / The Godfather

Tüm zamanların en iyi filmlerinden biri kabul edilen, 1972 yapımı ‘Baba’ filmi, Mario Puzo’nun aynı adlı kitabının beyaz perde versiyonu.

Marlon Brando ve Al Pacino’nun muhteşem performanslarıyla sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran bu kitap uyarlaması film,Francis Ford Coppola tarafından yönetilmiş.

Film, 1945 ve 1955 yılları arasında, New York’ta yaşayan bir mafya ailesinin yaşamını konu alıyor. Siyasilerle ilişkileri iyi olan babası uyuşturucu işine girmek istemeyip vurulunca, oğlu Michael kendini bu karanlık mafya ilişkilerinin ortasında bulur.

Filmin hafızalara kazınmış repliklerinden bazılarına da yer verelim istedik;

“Bana masum olduğunu söyleme, çünkü bu benim zekama hakarettir.”

“Ailesiyle vakit geçirmeyen bir adam, gerçek bir adam değildir.”

“Dostluk ve para, zeytinyağı ve su gibidir. “

Sol Ayağım / My Left Foot

Film, Christy Brown’un 1954 yılında yazdığı, kendi öz yaşam öyküsünden yola çıkılarak beyaz perdeye kazandırılmış. Doğuştan beyin felçli Brown, yaşamını tekerlekli sandalyede sürdürmektedir. Günün birinde sol ayağının felçten etkilenmediğini fark eder ve yaşama sol ayağı ile tutunur. Artık İrlanda’nın en ünlü yazarlarından biri olmuştur. Sol ayağı ile yazdığı roman ve şiirler, bizlere, istek ve çaba karşısında hiçbir engelin var olamayacağını anlatır.

Jim Sheridan’ın yönetmenliğini üstlendiği film, muhteşem hikayesi ve Daniel Day-Lewis’in başarılı oyunculuğuyla klasik yapımlar arasında yerini aldı.

Ayşen Baloğlu 

aysenbaloglu@yahoo.com