Ezikler ve Sayın Kılıçdaroğlu

0 okunma
KAYDA GEÇSİN

Sayın Kılıçdaroğlu’na linç girişiminin sonrası, öncesi ‘linç teşvik dili’ inanılır gibi değil, üstüne üstlük sanki Missisipi’deyiz bir kadın ‘Yakın‘ diye bağırıyor.

Kılıçdaroğlu bu utançlara verebilecek en güzel cevabı linç girişiminden payını alan arkadaşlarıyla doğru bildikleri yoldan bir milim şaşmayacaklarını söyleyerek verdi.

Sayın kılıçdaroğlu siyasi hitabetlerinde asla ezik bir dil kullanmadı, nezaketini muhafaza ederken sözlerini söylemekten de çekinmedi.

Eziklik ona göre değil, onuruna, insan onuruna önem veren bir insan.

Nitekim Polis üniforması giymeyi reddetmesi, kılıktan kılığa girecek bir insan olmamasından dolayı olmalı, Fantomalık Kemal Bey’e göre değil.

Bembeyaz saçları, en sıkıntılı durumlarda taşı gediğine koyarken muzip gülümsemesiyle demokrasimizin pek alışık olmadığı bir kişilik, muhalifleriyle dostane ilişkileri, kendisini eleştirenleri  sabırla dinlemesi, hatta  adaylıklarını desteklemesi, liderliğini tartışanları fena kapak yapıyor.

Beğenirsiniz beğenmezsiniz, oy verirsiniz, vermezsiniz ama Kemal Kılıçdaroğlu asla ezik bir insan değil. Siyasi tahayyülü de ezik yurttaşların demokrasisi şeklinde değil. Naçizane algım bunlar.

Ezikler malum kişiliklerini yitirmiş insanlardır, kendilerine faydaları yoktur ki ülkelerine, insanlığa olsun, itibarları olması da imkansızdır ama burada ne yapıp yapıp kökü neye dayalı olursa olsun önemli olan kendileri  gibi eziklerin dayanışma ve klikleri birbirlerini illa itibar sahibi yapmaya çalışılıyorlar çok hazin ve beyhude bir gayret, küçük düşmek umurları değil ama toplumlarını küçük düşürüyorlar, dur demek gerekir ama nasıl? Oldukça sağlam para kardeşliği örgüsü var, lakin bu devirde sürdürebilir bir şey değil.

Alanları siyasetle sınırlı değil, çok geniş, ezik aydın en berbatı.

Ancak geçim ehli insanlarla ezikleri karıştırmak çok yanlış olur ve sıkça yapılan bir hatadır.

Bir başka hata da eziklerin yoksullar arasından çıktığı zannıdır, hayır gerçek tam aksidir bu ülke zengin ezikler yüzünden bu sıkıntıları ve geriliği yaşamakta.

Para yüzünden ezik olmayı kabullenmişlerin kurnazlığı rüzgar dönünce  hemen yeni duruma intibak dönüşleri, ‘yoo bu kadarı fazla ben yokum’ numaralarını kimsenin yediği yok, yolluk niyetine verilen ödüller ise soğuk savaşın kültür  hainliğinin son nefesleri, ‘kime ne ödülü hadi oradan‘ dedirten cinsten.

Maalesef dışlanmayı göze alan çok az sayıda insan dışında hemen her alanda ve özellikle main stream medyanın liderleri,organizasyonları sivil haklar bağlamında da isteklerinde hep ürkek, ezik olmuşlardır uzun yıllar.

Aydınlar, sanatçıların ‘yetmez ama evet‘ ürkekliğindeki taleplerinin acı sonunu gördük.

Razı gelmeye hazır, uyum sağlamaya hevesli tutumlar, illa kendi öykülerinden ‘Bak anneannem içli köfte yapardı, seninki de yapıyor‘ sığlığında birlik beraberik çıkarsamaları yapan şair, sanatçı armağan etti bu dönem.

Bunların derece derece, milim milim giden ürkek adımlarıyla ve etkisiz, mediokr sanat üretimleriyle; insan, vatandaşlık, medeni, siyasi, yurttaşlık hakları mı alınır Allah Aşkına, dön baba dönelim olduk.

Ve bu eziklik; Kibarlık, barış adına son derece korkak, zalimden merhamet dilenen bir geleneksel  yalvarma dili üretti, bu dil aynı zamanda iki yüzlü ve yalancıdır.

Yalakaların dildir.

Şimdi asıl düzelmesi gereken bu dil.

Ve insanları onuruna davet eden bütün sözlerimizin ‘şapka’larıyla birlikte geri gelmesi lazım. Yoksa  daha çok uzun zaman Adalet kırıntıları, yurttaşlık haklarının molekülleriyle idare ederiz.

Yapı Kredi Yayınlarından çıkan Mine Söğüt’ün dikkatli araştırmalarıyla özenle kaleme aldığı ‘Adalet Cimcoz Bir yaşamöyküsü Denemesi' adlı kitabını okuyorum, Soğuk savaşın Kültür baskıları bizi ne hale getirmiş malum da  bu kitapta, dünya 1926-27 de sesli filme geçmişken, 1957 Fatma Girik, 1960'larda Türkan Şoray ve Filiz Akın’ın üçünün de seslerini verenin Adalet Cimcoz olması gülünç değil mi?

Cennet Mekan Olsun Adalet Cimcoz yıl 1960 olmuş hala tek başına üç ‘Star’a sesiyle hayat veriyor! Sesi aynı 3 film starı durumu dünyada var mıdır bizden başka bilemem ama çok ezik bir durum.

Elbette daha sonra başkaları da konuşuyor değerli yıldızlarımızı hatta an geliyor kendi kendilerini konuşmayı öğreniyorlar!

Bu devirde artık dünyada ‘Takke Düştü Kel Göründü’ iyileri törpüleyip yol alamayız. Hakikatleri kabul etme yüzleşme zamanı, palavraya luzum yok.

Dublajlı lider, siyaset artık zor.

Sahibinin değil kendi sesleriyle konuşanların geleceği kuracağı bir dünya istiyor insanlar.

Kayda Geçsin Efendim Saygıyla...

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com