Gülben Ergen: "Seyfi Bey'in gidişi beni çok sarstı"

Gülben Ergen; müzik kariyerinden pandemi günlerine, 17 Temmuz'da hayatını kaybeden Seyfi Dursunoğlu'ndan üniversite öğrencisi Pınar Gültekin'in vahşice öldürülmesi ve kadın cinayetlerine, yakın arkadaşı Nihat Odabaşı'ndan tüm merak edilenlerine her şeyi anlattı.

6959 okunma

Gülben Ergen, Milliyet.com.tr Cadde yazarı Emre Kara'nın sorularını yanıtladı.

Uzun bir aradan sonra sahnede tekrar dinleyicinizle buluştunuz. Bu dönemle birlikte Gülben Ergen sahnesinde neler değişmeye başladı?
Dünyada büyük bir değişim var. Tüm meslektaşlarım durdu, tüm meslekler durdu. Sanat, ekonomi, çocuklar, eğitim, psikoloji her şeyin değişim gösterdiği bir dönemden geçtik, geçmeye devam ediyoruz ve hala belirsizliklerle doluyuz. Temmuz ayında tek konser yaptım. Elbette çok özlemişim. Ama önümüzü göremediğimiz bir zaman dilimindeyiz ve akışa uyum sağlamaktan başka çaremiz yok.

Konserden önce Instagram hesabınızda ‘Birkaç hafta içinde eski kiloma döneceğim’ dediniz ve kendinizle iddianızı kazandınız. Profesyonel yardım aldınız mı?
Sahne öncesi bir hafta Şeyda Coşkun’la çalıştım, bir hafta da kendim dikkat ettim. 15 günde 4 kilo verdim.

Pandemide ‘Şöyle bir salsam ben de’ dediniz mi?
Hem de ne salmak! 75 gün fena saldım. Size 23 Nisan’da Instagram canlı yayınınızda bağlanmıştım hatırlıyor musunuz? Tişörte zor sığıyordum. Mesele fit kalmak değil; özgür, mutlu ve rahat olmak aslında.

Hep fit kalmak da çok zor değil mi?
Kilo hepimizin kendine olan saygısı bence. İnsanın kendi bendenine hürmeti çok önemli. Müthiş bir mucize insan bedeni. Tüm hastalıkların zihinsel alt yapılarına inanan bir yaşam felsefem var. Sadece mesleğim için değil, günlük hayatımda rahat giyinebilmek, özgür hareket edebilmek için de nefsimle hep mücadele halindeyim.

Medyada açıklanan raporlara göre geçtiğimiz ay ‘En çok konuşulan ünlüler’ listesinde isminiz vardı. Çok konuşulmak önemli mi sizin için?
Çok önemli bulmuyorum. En çok konuşulan olmak benim kontrolümde ya da onayımda değil. Prestij, ödül ya da itibar kazandıran bi durum da değil çok konuşulmak. Neyle konuşulduğunuz önemli. Devletime kazandırdığım 40 anaokulundan bahsedildiğini düşünmüyorum. Bence mühim bir rütbe de değil. Konuşsunlar istedikleri kadar. Çoğundan haberim olmuyor. Bende ya da yaşamımda bi değişim olmuyor.

Yaptığınız açıklamaların, öncesinde birilerinin yarasına dokunacağını tahmin ediyor musunuz?
Uzun yıllardır kimsenin adını ağzımdan duyamazsınız. Açıklamalarımın tümü kendimle ilgilidir. Başka yaşamlar hayatımda konu değil ki! Çok eski magazinlere gidersek, bundan 10-15 yıl öncesine; o zaman eğlenceliydi magazin.

Ama sizi hedef alıp konuşanlar oluyor. Sonradan yaptıkları açıklamalar için üzüntü hissediyor olabilirler mi?
Pişman olmak, üzülmek, kırdığı kalbin tamirini yüreğinde hissetmek bu duyguların hepsi bir erdemdir.

Seyfi Dursunoğlu’nu kaybettik. Tüm Türkiye gibi sizin de onu ne kadar sevip saydığınızı biliyorum. Ne düşünüyor, nasıl hissediyorsunuz?
Seyfi Bey’in gidişi beni çok sarstı. Haberi aldığımdan, toprağa verdiğimiz ana kadar yıllarımız, anılarımız, sahnelerimiz, kulislerimiz gözümün önünden geçti. Çok değerli bir insandı Seyfi Bey. Gidişinden belli zaten. Kime nasip olmuş birikimini böyle faydalı şekilde bağış yapabilmek. Çok özleyeceğim onu. İçimdeki boşluk hiç dolmayacak. Son yıllarda bazı kırgınlıkları olmuş ve evine çekilmişti maalesef.

Türkiye’de kadın cinayetleri hala çözüm bulmayan, her gün başka bir haberle uyandığımız sarsıcı gündemlerle dolu bir konu maalesef. Bir sanatçı olarak bu konuya dair fikirlerinizi merak ediyorum.
Her hemcinsim gibi çok kırgınım! Özgecan, Şule Çet, Emine Bulut... Pınar Gültekin'in korkunç bir katliam ile öldürülüşü... Kadınlarımız göz göre göre can veriyorlar. Her şeyden önce insan olarak yasalarda gereken düzenlemelerin yapılmasını arzu ediyorum. Sadece ‘Kadına şiddete hayır’ demek yetersiz ve vasıfsız artık. İnternetten pompalı tüfek sipariş etmeniz o kadar kolay ki... Kedi kesmek, köpeğe makatı yırtılana dek tecavüz etmek de cabası!

Üç oğlunuz da büyüyor. Onların hayatına dair kaygılarınız var mı; bir gün onlara yetememe ya da ihtiyaç duyduklarına yanlarında olamama gibi?
Takdir, tedbire gülermiş diye bir laf var. Korku, endişe, gereksiz kaygı hayatımda neredeyse hiç yok. Allah’a sonsuz inancımla en büyük duam; karşılarına kötü insanlar çıkmasın. Elbette büyüdüklerinde şimdiki gibi yanlarında olamayacağım ve kendi kanatları ile uçmayı öğrenecekler. Evlat bana göre Allah’ın emanetidir ebeveynlere. Ben de oğullarımı ona emanet ederim.

Uzun yıllar görselleriniz için Nihat Odabaşı ile çalıştınız. Nihat Bey artık Los Angeles'a taşındı. Bundan sonra başkalarıyla rahat çalışabilecek misiniz?
Nihat’la dostluğumuz o kadar eşsiz ki benim için. Hayatımda onun yokluğu çok acayip bir şey. Beni kim çekerse çeksin Nihat nasıl beğenirdi diye içime işleyen detaylar var. Elbette başka isimlerle çalıştım, çalışacağım ama onun gözü ve yeri hep başkadır. Ayrıca o gelmezse ben giderim, belli olmaz sağım solum.

Bu yaz yeni bir şarkı dinleyebilecek miyiz sizden?
Dünyanın geçtiği pandemi krizini henüz atlatabilmiş değiliz. Elbette müzik iyileştirir, iyi gelir ama insanların özellikle yaz aylarında tüketimi çok hızlı oluyor. Mevsimlik değil uzun zamanların şarkılarını seviyorum. Acelem hiç yok. Sandığımda şahane şarkılarım var. Beklediğimize değecek...