Handan Atamer Engin yazdı: “Elif Lam Mim”
Handan Atamer Engin'in yeni yazısı...
ELİF LAM MİM
ANLAMAK İSTEDİKÇE UZAKLAŞTIĞIMIZ ŞEYLER ÜZERİNE
Üç harf…
Ve hiçbir açıklama yok.
İşte tam da bu yüzden bu kadar güçlü.
Çünkü biz hep bi açıklamaya bağımlıyız. Netliğe, tanıma, sonuca…
Bir şeyin adını koyamazsak huzursuz oluruz. Anlayamazsak eksik hissederiz.
Oysa hayatta ne kadar yaklaşsan da tam dokunamayacağın, ne kadar çözmeye çalışsan da elinde hep eksik kalan anlar yok mu?
Elif.
Lam.
Mim.
Üç harf. “Elif Lam Mim”
Ve hayat…
Hayat, hep en kritik yerlerde susar.
Tıpkı “Elif Lam Mim” gibi.
Üç harf. “Elif Lam Mim”
Ama bir ömürlük soru.
Kur’an’ın en uzun suresi bir bilgiyle değil, bir bilinmezlikle başlar. Bu, bana hep şu hissi veriyor: Hayatın en uzun yolları da çoğu zaman bir cevapla değil, bir boşlukla açılıyor. Önüne konulan şey bir anlam değil, bir işaret oluyor. Ve sen o işaretin içinden geçmek zorunda kalıyorsun.
Ve ben de hep böyle şeylerin peşindeyim.
Tam çözülemeyenlerin.
Biraz susanların.
Biraz da kendini saklayanların.
Çünkü açık olan, kolay olan…
Beni hiç büyütmedi.
Elif…
Bana hep bir duruşu hatırlatıyor. Dimdik bir çizgi. Eğilmemek, bükülmemek, kendinden taviz vermemek.
Dümdüz bir çizgi. Sanki başlamak gibi. Dimdik durmak gibi. Kendine rağmen ayakta kalmak gibi.
Hayatta en zor şeylerden biri bu değil mi ? Kimse görmezken bile eğilmemek.
Belki de Elif, benim hayatta en çok sınandığım yerdi. Duruşum. Kendime sadakatim. Ve bazen… yalnız kalma pahasına doğruyu seçebilmek.
Ama bunu kimse alkışlamaz. Çoğu zaman yalnız kalırsın. Ve insan en çok yalnız kaldığında test edilir. Benim hikayemde Elif, hep görünmeyen mücadelelerin adı oldu. Kimsenin bilmediği ama benim vazgeçmediğim yerlerin.
Lam…
Bir kıvrım var onda. Düz değil. Hayat gibi. Düz gitmeyen her şeyin simgesi.
Plan yaparsın. Olmaz.
İnanırsın, kırılırsın.
Seversin, eksilirsin.
Lam
Biraz bükülmek gibi. Ama eğilmemek ve kırılmamak. Benim hikayemde Lam, hep dönüşlerdi. Yol değiştirmeler. Yeniden başlamalar.
Ve “demek ki böyle olması gerekiyormuş” dediğim onca anlar.
Şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki o kıvrımlar olmasaydı ben de aynı kalacaktım. Lam, beni rahatsız eden ama büyüten şeydi. Konforu bozan ama derinlik kazandıran.
Mim…
Kapalı bir form.
Sanki içe dönük. Sanki biraz sessiz. İnsanın kendine kaldığı yer gibi. İçe kapanan bir halka gibi. Gürültünün bittiği yer.
İnsan bazen kalabalığın ortasında değil, kendi içinde kaybolur. Ve o kayboluş aslında bir buluştur.
Mim, benim için yüzleşmek oldu. Kendimle, korkularımla, eksiklerimle… Ve en önemlisi, her şeyi çözmek zorunda olmadığımı kabullenmek.
Belki de benim için mesele şu hiç olmadı; Elif Lam Mim’in ne anlama geldiği değil. Benim meselem; Benim neye dönüşmekte olduğumdu.
Çünkü hayat, açıklama yapmıyor. Bazen sadece üç harf bırakıyor önüne.
Ve diyor ki: “Anlamak zorunda değilsin. Ama yürümek zorundasın.”
Bugün dönüp bakıyorum da en çok anlamadığım şeyler, beni en çok değiştirenler olmuş.
En çok çözemediğim duygular,
beni en çok derinleştirenler.
Ve en çok sustuğum yerler…
en çok büyüdüğüm yerler.
Belki de Elif Lam Mim, bir cevap değil.
Bir davet.
Her şeyi kontrol etmekten
vazgeçmeye.
Her şeyi bilme ihtiyacını bırakmaya bir davet…
Bugün ordan burdan bi yerden değil…
Bugün biraz daha içimden tam da yüreğimden bildiriyorum.
Handan Atamer ENGİN