İpek Tuzcuoğlu: 'Yüzleşme, özgürleştirir'

Asmalı Konak’la hayatımıza giren ünlü oyuncu İpek Tuzcuoğlu, Cine 5’te ‘İpek Tuzcuoğlu ile Yüzleşme’ isimli bir program sunmaya başladı. Hayatında yaptığı yüzleşmeleri, aşka bakışını ve oyunculuk hakkındaki hedeflerini anlattı.

İpek Tuzcuoğlu: 'Yüzleşme, özgürleştirir'
1441 okunma
Yeni programınızın formatından biraz bahseder misiniz?
Stüdyoda tek konuk üzerinden ilerleyen bir program. Gelen konuğun yaşamındaki dönüm noktaları, meslek hayatı, toplumdaki değişik olaylara bakış açısı kimi zaman ailesi kimi zaman sosyal medyada yazmış olduğu ya da paylaştığı sözler fotoğraflar üzerinden sorular sorduğumuz bir format. Konuğa videolar veya fotoğraflar göstererek onların kendileriyle yüzleşmesini istiyoruz. Bizim programımız daha çok duygular üzerinden akıp gidiyor. Konuğun meşrebine göre yer yer duygulanıp yer yer eğlenebiliyoruz. Amacımızda konuk üzerinden izleyicinin, hem konuğun pek bilinmeyen duygularını görmesi hem de kendi sorgulamasını, yüzleşmesini ekran karşısından yapması.

CESUR YÜZLEŞMELER İNSANI ÖZGÜRLEŞTİRİR

Yüzleşme çok iddialı da bir isim aslında. Bu ismi taşıyan bir programın sunucusu olarak sizin hayatınızdaki en büyük yüzleşme nedir?

Aslında isim gelen konukları da ürkütmüyor değil. Ama gerçek yüzleşmelerin en doğru soruyla yapılacağına inanıyoruz. Yapı olarak zaten kendini sorgulayan sürekli sorular soran biriyimdir. Ve inandığım şudur ki; kişinin kendisiyle cesurca yapabildiği yüzleşmeler yaşamında onu özgürleştirir. Ve yaşam yolculuğunda daha keyifli yol alır. Kişinin kendini bilmesi tanıması her alanda yardımcı olur. En büyük yüzleşmem şudur diye tek bir şey söyleyemem ama hayat nasıl ki iyi kötü sürprizlerle doluysa yaşadığın her olayın yüzleşmesi de ona göre farklı veya büyük oluyor. Herkesi kendim gibi bilmek, görmek, inanmak isterim ama bunun böyle olmadığını görmek ve bilmek yüzleşmelerimden biridir insanlara dair.

Oyunculuk ve sunuculuğu karşılaştırdığınızda hangisinden daha çok zevk alıyorsunuz?
Tabii ki önceliğim oyunculuk çünkü eğitimini aldığım mesleğim bu. Sunuculuk 1996 yılında başladığım ve dönem dönem değişik projelerle devam ettirdiğim bir iş. Sunuculukta; kanalın belli, saati belli, odan belli haliyle daha rahat ve daha konforlu oyunculuğa göre. Oyunculukta yeri geliyor 7/24 çalışmanız gerekiyor. Mekânlar sürekli değişir çalışma saatleriniz belirsiz. Yeri gelir bir sahne için saatlerce beklersiniz. Ama duygu olarak iki işte büyük bir keyif ve istekle çalıştığım alanlar.

PİŞMANLIĞIM YOK AMA YANLIŞLARIM VAR

Bir oyuncu olmanın program sunarken size getirdiği avantajlar var mı?

Kesinlikle var. Özellikle “Yüzleşme” başlarken program konuğumuzla ilgili bir anons bölümümüz var o bölümlerde biraz daha teatral bir sunuş var. Oyunculuğun getirdiği rahatlık, diksiyonunuzun temiz olması, doğru tonlamalar, ekranda vücut dilini kullanmak adına avantajdır.

İnternetteki yorumlarda sizin en çok bakışlarınızdan etkilendiğini söylemiş herkes. Hep böyle yorumlar alır mıydınız? Mesela Asmalı Konak’taki bakışlarınızı da bir izleyici olarak unutmak pek mümkün değil…
Allah’ın lütfu olarak bakarım bu tür mesajlara ve övgülere her zaman. Tabii ki gerek sinema da gerek televizyonda bakışlarınız çok önemlidir. Çünkü seyircinin o karakterden ilk etkilendiği duygu akışını hissettiği tek yer gözlerdir. İyi gören bir seyirci bir oyuncunun gözlerindeki  her duyguyu okuyabilir. İyi bir oyuncunun sözü ile gözü aynı cümlede mutlaka buluşmalıdır.

Hayatta yaptığınız şeylerden hiç pişmanlık duymadığınızı söylemişsiniz. Hâlâ böyle mi düşünüyorsunuz?
Aslında pişmanlık yerine eksikler ve yanlışlar demek daha doğru. Bunu bu anlamda söylemişimdir zamanında. Çünkü pişmanlık ardından derin bir vicdan azabı ve suçluluk duygusu içine sürükler insanı. Kişiyi pişmanlık duygusu içine sürükleyen olaylarda büyük trajediler vardır kanımca, mesela Allah korusun istemeden kazara bir kişinin ölümüne neden olmak yahut herhangi bir kişinin yalanla dolanla  iflasına sebep olmak, çok büyük bir iftira atmak gibi. Allah’a şükür pişmanlığım yok ama tabii ki yaşam içinde eksiklerim, yanlışlarım, acemiliklerim çok olmuş ve gereken bedellerde iyi bir hayat dersi olarak ödenmiştir.

HÜLYALI BİR İNSANSANIZ KAYIPLARINIZ BÜYÜK OLUYOR

Aşka bakış ve insanlara güven konusunda bakış açınız nedir?

Aşka inanırım ama bunu kadın-erkek ilişkisi boyutuna indirgeyerek bakmıyorum yaşama. Yaratılmış her canlıya, her varlığa, her şeye karşı kişi aşkla muhabbetle yaklaşabilmeli bunu öğrenmelidir. Çünkü o zaman aşkın bu hayatta tam ne ifade edebildiğini  algılayabiliyorsunuz. Aşk bir sır ise o sırrı kalbinize koyan da Yaradan’dır. Yeter ki kalbinize saklanmış o sırlı bölümü açmasını bilelim. Bunun yolu da öncelikle sevgi, iyi niyet, hoşgörü, edep gibi kavramların kapılarını açabilmekten geçiyor buna inanırım. İnsanlara ise pek tabii güvenirim ama hülyalı bir şekilde olunca kayıplarınız bol oluyor, tedbirli bir şekilde ...

MİSTİK BİR TARAFIM VARDIR

Mistik görünümlü bir kadın olduğunuzu düşünüyor musunuz? Sezgileriniz kuvvetli mi?

Bu durum Asmalı Konak’ta oynadığım Dicle karakteriyle yaşamıma girdi. Çünkü seyircilerin algısı ve benimle ilgili görüşü o yönde gelişti. Mistik sezgisel taraflarım vardır. Yaradan tarafından hepimize verilmiş farklı güzellikler, özellikler vardır. Size verilmiş bazı özel haller varsa bunların saklı ve gizli kalması her zaman değerini daim tutar.

Sağlıklı beslenme konusunda da çok titiz olduğunuzu biliyoruz. Formunuzu nasıl sağlıyorsunuz ve kişisel bakım ritüelleriniz var mı?
Sağlıklı bir yaşam hepimizin en büyük arzusudur. Dualarımızda şükürlerimizde bile ilk sağlık vardır. Bunun içinde dengeli doğal beslenmek bize emanet verilen vücudumuza iyi bakmamız gerekiyor. Her zaman önce sağlık sonra güzellik diyenlerdenim. Çok su tüketirim, mutlaka kahvaltı yaparım, bir fincan suya yarım çay kaşığı toz zencefil, bir adet kabuk tarçın atar her sabah içerim. Ara öğünlerinde ise 4-5 tane hurma mutlaka vardır. Porsiyonlarımda asla çok büyük değil hatta yarım porsiyona yakındır. Bunlar bazı sağlık formüllerim. Cildim ve yüzüm için ise  14 senedir yaptığım tek şey; Kayserili güzellik uzmanım Mehmet Türkyar ‘la 2 ayda bir  buluşup peeling yaptırmaktır.

HER ŞEY YOLUNDA MERKEZ’DEN SONRA ‘İPEKÇİLER’ OLUŞTU

Her şey Yolunda Merkez sizin için nasıl bir tecrübe? Siz de dizilerin uzunluğundan şikayetçi misin?

Güzel bir deneyimdi. Dört yıldızlı bir emniyet mensubu polis okulu müdiresini canlandırdım. Araştırması gözlem yapması bol bir çalışma süreciydi. Silah kullanmaktan bir polisin tavrı davranışı konuşma şekli nasıl olmalıdır diye çalışıp öğrenmiş oldum. Bu projeden bana kalan en değerli şey ise bir gençlik dizisi olduğu için genç fanlarımın oluşması oldu. Ve şu anda onlar” İpekçiler” olarak sosyal medyada faal bir şekilde projelerimi takip edip her daim sevgilerini paylaşıyorlar. Harika bir iletişim bağımız oluştu.

Sinemada daha fazla görünmek ister misiniz, geleceğe dair bu konuda ne gibi hayalleriniz var?
Görünmek gibi bir derdim yok, yeter ki inandığım bir proje keyifle çalışabileceğim bir oyuncu kadrosu ekip olsun. Her şey film çekmek dizilerde boy göstermek, yüksek paralar kazanmak, programlar sunmak ödüller almak değil benim için. Huzurla ve inançla çalışamadığım her an bir kayıp gibi gelir bana. Nasip ise zaten rızkını ve başarını kimse engelleyemez, döner dolaşır o sana mutlaka gelir. Yani kariyer para gibi şeyler için hırs yapmaya birilerinin üzerine basmaya hiç gerek yok. Size sunulan işi en iyi şekilde yapmak çalışmak üretmek esas hedefimdir. Hayallerimin takipçisi olurum tabii ki ...

ROL AHLAKİ DEĞERLERİMLE ÖRTÜŞÜRSE SORUN ETMEM

İpek Tuzcuoğlu, oyunculukta kural tanımaz bir kadın mıdır?

Herkesin kendi yaşam tercihidir koyduğu kurallar ya da kuralsızlık kimseyi eleştirmem yargılamam. Teklif edilen rol ahlaki değerlerimle örtüştüğü sürece problem yok.

ZEHRA ÇENGİL / AKŞAM İNTERNET SİTESİ
Konular Röportaj