Komik ve Şapşal Olan Şeyma Değilse Kimler ?

"... Şeyma Subaşı’na gelene kadar ekranlarda öyle komik şeyler oluyor ki onlara haksızlık olur."

0 okunma

KAYDA GEÇSİN

Şeyma Subaşı milyonları peşinde sürükleyen paylaşımlarında ‘Komik ve Şapşal’ olduğunu ilan etmiş ve ‘kabul edin’ diyor.

Kabul etmiyorum.

Şeyma Subaşı’na gelene kadar ekranlarda öyle komik şeyler oluyor ki onlara haksızlık olur.

Kimi TV programlarında konuşurlarken kelimelerin vurguları epey milliyetçi haykırışlarla süslü, avaz avaza şiir okuyan ilkokul acemileri gibiler.

Şeyma’dan daha komikler.

Herkes ‘Türkiye, Ülke Nöbeti’ tutuyor, yine‘ Sen mi daha çok seviyorsun ben mi bu ülkeyi‘ ‘yoo benim sevgimin yanında seninki hiç‘ nöbeti başladı ekranlarda avaz avaza bağırarak. Şeyma’dan daha komikler.  

Sorunlarla efendi efendi yüzleşmekten uzağız. Ama Şeyma öyle değil her sorununu çözmüş kendi anlattıklarına göre. Kızın sorunu yok. Birde alçakgönüllülüğünden ‘Şapşal’ım diyor, ya da nazar değmesin diye.

Ekranlarda fikirsiz hamaset haykırışları hele bir zamanlar ülkeyi yönetmiş neticede bugüne dayanan ortak yanlışlarda payları olanlardan gelince insan yahu bu nasıl yayıncılık diyor, akkaşıkları toplamışlar gidiyorlar gündüz gece. 

TV gazetecilerine gelince; malum gazeteci soru sorar, soruyu sorma cesareti yoksa o zaman susar soramaz.

Bizde gerekli yerlere veya sorumlu kişilere soru soramayanlar kolayını buldular habire halka soruyorlar.

Onlara soramadığını halka sorunca gazetecilik mi oluyor, pes.

‘Dış Ticaret Açığı nasıl kapanacak?‘ Eminönü’nde kuşlara yem satan nereden bilsin?

Ey yayıncı kardeşler, sormaya korktuğunuz soruların muhatabı halk mı ki soruyorsunuz?

İlgili bakana, parti başkanına, mesela emniyet, banka müdürüne, savcıya, hakime yani sorumlu olana soru sorama, halka sor, iyi vallahi böyle gazetecilik nerede görülmüş.

Ekran gediklisi akademisyenlerin ise o didaktik üslubu da şüphesiz tam tersi etki yapıyor izleyenler üzerinde, sinir ediyorlar.  

Sen git dersini okulunda ver karşında öğrencin değil izleyici var, zaten bu ‘Hocam’ muhabbetinin iyice bıkkınlık vermesi bir yana hocalığın itibarını da perişan etti.

Maalesef bu dönemin fena halde dillere pelesenk olan sakızı ‘Hocam’ kelimesi artık olmayan yok, profesörlere üniversite yetişmiyor, battıkça profesörü çoğalan tek ülke biziz, herkes ‘Hoca’ hiç öğrenci yok onlarda ne yapsın izleyiciyi öğrenci yerine koyuyorlar! 

Yanlız akademisyenler mi, bacak kadar boylarıyla program sunucuları da ne ders veriyorlar, ne ders ekranlardan!

Büyümüşte küçülmüş tatlı şeyler, lakin medyamızı gençleştireyim derken minyatür büyükler icad edildi, verdikleri dersi çalışmış olsalar yürek yanmayacak.

Hele yeni kurulan iddialı kanallar kendi nepotizmlerini kurdular bile nereden buldunuz bu çok bilmiş olmaya hevesli gençleri yahu!

Şeyma’da genç ama onlar kadar komik değil.

Ekranlarda devamlı programların anlaşmalı kadrolarının laubaliliği ise inanılır gibi değil, gide gele artık akraba oldular güya 'zıt fikirli'leri bir araya getirme numarası filan kalmadı, birbirlerine hak vermekten, katılmaktan konuşamıyorar, birlik beraberlik mesajı vereyim derken işin iyice bokunu çıkardılar. Çok komikler.

Ekran gediklilerinin birbirlerine abi, abla hitapları, hitabın başına ‘sevgili’ sıfatı koymalar, geçmiş görev ünvanlarıyla hitap etmeler, ciddi konularda espriler yapmalar, birbirlerine takılmalar dolgu yapsınlar diye çağırılmışlar hissi veriyorlar, ayrıca TV’de olma tutkusu yüzünden üste mi para veriyorlar acaba diye de içimizden geçmiyor değil. Şeyma kadar oyalamıyorlar.

Ülkenin gerçekleri ise çok farklı.

Geçen ay 40 kadın cinayeti işlenmiş, 40 kadın öldürülmüş bir daha yazayım, 40 kadın katledilmiş, başı örtülü örtüsüz fark eder mi?

Peki ayağa kalkan var mı? Elbette var ama çok tek tük, yani Şeyma gibi gündem değil kadın katletme mevzuu.

Kadınlar geçen ay 40 kadının katledilmesine nasıl bakıyor, huzurları, uykuları kaçmış gibi mi, gündemleri mi? Sevgili kavgaları, boşanacak mı haberleriyle gündem olan kadın starlar içinde kendilerinin olmadığı hikayelerden hoşlanmıyorlar, içinde kendileri için bir şey yoksa yoklar!

Kadınlar kadınların kurdu mu nedir.

Adam TRT ekranlarından hamile kadınlara sokağa çıkma yasağı koydu en büyük savunucusu o zamanki başı örtülü kadınların parti örgütünün başıydı, hemde avukat!    

TRT’de konuktur istediğini söyler mealinde fikir özgürlüğü bağlamında ne savunma adamı ne dersler vermeler, fikir özgürlüğü diyince kadının aklına hamile kadına sokak yasağı koyan geliyor bakar mısınız sefalete.  

Sonra adamın TRT’nin para verilen program katılımcısı olduğu kapak oldu, yani konuk filan değildi bu lafları söyleyip üste devletten para alıyordu, peki sonra ne oldu bu hanıma, milletvekili oldu ağla ağla gözyaşı bitmez.

Kabataş yalanı sonrası Kabataş uydurukçularına ne oldu, hiiç iyilik güzellik…

Olmayan olay üzerinden ortak manşetler filan attılardı, geçen ay 40 kadın katledilmiş ortak manşet atmak akıllarına gelmiyor ne tuhaf değil mi?  

Geçen ay 40 kadın öldürüldü sesiniz çıkıyor mu, ben duymadım. Ama Pervin Buldan takır takır dile getiriyor, helal olsun kadına, sizlere de vicdan, insaf, edep yahu.

Geçenlerde haberlerde izledim Brezilya'nın Sao Paulo kentinin ünlü papazıymış Marcelo Rossi, yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı gençlik kampının kapanış konuşması sırasında Rossi, vaazının bir bölümünde kilolu kadınlar için, "Şişman kadınlar cennete giremez" ifadesini kullanır kullanmaz güvenlik görevlilerini atlatan genç bir kadın hızla sahneye çıkıp adamı sahneden aşağıya itiverdi.  

Papaz Rossi itmenin etkisiyle düşüp yaralanırken, genç kadın gözaltına alınıyor, olsun papaz saçmalıyordu ve saçmalıklara itiraz eden olmayınca kadının tepesi attı herhalde.

Bizdeki dangalakların da kıçına tekme atalım, dövelim demiyorum ama insaf üste para verip savunulacak bir yanları yok, savunanlarında taltif edilmesi olacak iş mi Allah Aşkına söyleyin, madalya da takın olmuşken din sosyolojisi de çalışmış kırk bir kere Maaşallah. 

Ekranların artık bıktıran çakma suni gündemleri ile sosyal medyanın pervasızlığı, ki ekranların yanında çok daha aklıbaşında kalıyor sosyal medya şimdilik, bu gidişle pek yakında enteresan bir çatışmaya girecek gibi duruyor.

O da boykotlar.

İnsanlar böyle giderse kendilerine dikte edilen ne varsa ünlüler ve dolaylı ilgileri olanlar dahil topunu boykot etmeye başlayacaklar.

Banka, yatak, meşrubat, hazır yemek, dondurmadan çikolataya ne varsa bu ürünlerin sosyal direniş umurları mı bilemem ama dönülmez ufkun akşamında aldıkları yol kaçınılmaz. 

Ünlüleri tayin eden çevre pek güvendiği gücünü tüketimin kontrolünü elinden kaçırdığı zaman  bakalım tutabilecek mi?

Haa, para kalmadı zaten tüketim yok, tüketir gibi yapıyoruz, hatta üretir gibi yapıyoruz aslında biz olmayanı reklam ediyoruz hepimiz yalan dolanız diyorlarsa başka tabii.

Bu kadar yazmak yeter, hatta fazla bile yazdıkça tehlike artıyor,

Hadi bakalım bu hafta yine Tuba ile Umut bakalım nerede kavga edecek, Demet eşi ile ne yiyecek, öbürü hangi pahallı terliği alacak, Defne, Hamdi, Nergis’in kızlar hangi mayoları giyince laik cephe daha da tahkim olacak, İBB meclisinde neler olacak.

Şeyma Subaşı yeni paylaşımında hangi kuyuya taş atacak hangi akıllılar arkasından bakacak göreceğiz.

Şeyma’nın henüz yüzümüzü güldürecek hiç bir eylemi yok dolayısıyla komik değil, şapşal ise hiç değil cin gibi cin.

Asıl komik ve şapşal olan kimler biliyoruz ama  söyleyemiyoruz, asla Şeyma değil.

Saygıyla Kayda Geçtik Efendim 

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com