Müesses Nizam...

133 okunma
Müesses Nizam yani ‘Vesayet Odakları’

Kadın bunların içinde mi dışında mı?


KAYDA GEÇSİN

İçinde olsa bu kadar sefil olur muydu?

Yoksa bu dünyanın işbirlikçi kadınları mı sorun?

Yani bir ülkenin rotasını tayin eden kurumları ve bu kurumların üst kademeleri ve bunların bir çeşit bağlı oldukları dış ülkelerdeki kişi, kuruluşların kurdukları düzende kadın ne kadar var, kim olarak var ve hemcinslerinin dertlerine ne kadar duyarlı ve bu uğurda ne gibi mücadele veriyor, sorumun özeti bu.

8 Mart bir başkaldırının tarihidir. 1857 yılında New York’da 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladılar.

Polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can verdi.

İşçilerin cenaze törenine10.000'i aşkın kişi katıldı.

Yıllar sonra  26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getiriyor  ve öneri oybirliğiyle kabul ediliyor. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı ise Lenin'in önerisiyle 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşiyor. Adı da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirleniyor.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çok daha sonra 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul ediyor!

BM nedense hep geç kalışlarıyla ünlüdür, zamanında bir  türlü uçamayan havayolları şirketi gibi,  malum Afrika’da Balkan’larda ve daha saymakla bitmez pek çok yerde hep geç kalmışlar bu yüzden insanlar ölmüşler, birbirlerini kesmişlerdir, New York’da ölen 120 kadın burunlarının dibinde ona da nerede ise bir asır geç kalmışlar. Ayırım yapmıyorlar, aferin.

Gelelim ‘meüesses nizam’ ın içinde kadınlar var mı yok mu sorusunun devamına Artık müesses nizam kaldı mı, kalmadı mı, değişti mi değişmedi mi, gidenin yerine yenisi mi geldi ya da yenisi halen inşaa halinde de tasfiye ettikleri bir yana eskinin içinden çekip yenisi için aklamaya, yapıştırmaya çalıştıkları mı var veya onlar kendilerine durumdan vazife mi çıkarıyorlar mevzuu geniş, beni aşar bilemem, görebildiğim  sadece ‘Müesses Nizamın’ semirtip bir haltmışlar gibi senelerdir sırtında taşıdığı bazı medyatikler kadın haklarından bahsedince çok eğreti kalıyorlar, bulaşmasalar daha iyi boylarından büyük laflara.

8 Mart’ı sevgililer günü zannediyorlar gibi bir ‘çok bilmiş‘ halleri var.. 'Erkekler öldürüyorsa, biz kadınların görevi yaşamı korumak için savaşmaktır. Erkekler susuyorsa bizim görevimiz, ideallerimizle dolu olan sesimizi yükseltmektir. Clara Zetkin‘ …. diyebilen kadınlarımız  çoğalmıyor. Laf olsun torba dolsun konuşmalar bu cehalet yakışmıyor bu devirde.

İdealler dizide rol, sunuculuk, single çalışmaları, başka kadınlarının hayatlarına sığınma, babadan servet, kocadan kısmetle sınırlı olunca konuşacak pek fazla şey kalmıyor.

Hallerinden memnunlar. Bari bu işe bulaşmayın car car.

Herşeyin ilki olma ile övünme ise başka bir bitmeyen kurt masalı, evet her şeyin ilkine bir saygı bir saygı… İlk sahneye çıkan, ilk uçan, ilk vali, ilk kaymakam, ilk de kalmışız sonrakiler yok gibi bir durum var… Ve en sondakilerin başarılarından bahis yok!

İlk say say bitmez ve epey münakaşalıdır, nerede ilk meyhane dağıtan kadın, ilk sokakta eşek sudan gelene kadar sarkıntılık eden erkeği döven kadın, ilk dondurmacı, pastacı kadın, ilk Karaköy- Kadıköy arası Vapur Kaptanı kadın, ilk devletten vesikalı orospu, ilk yankesici kadın, ilk soyguncu kadın?

Telefonuma gelen ‘ilk’ ler listesinde ‘İlk Kültürlerarası Sosyal Psikolojinin Kadın Kurucusu ve Öncüsü’  var ama bunlar yok. Ve tam ne iş yaptığını anlamış değilim cennet mekan olsun sorma imkanım da yok.

Velhasıl bu ilk meselesi kabak tadı verdi,

8 Mart başkaldırının adıdır. Buna müesses nizamın, aşağılayıcı bir tanım yapmak istemem ama  ‘kadıncıkları’ nın tariflerine sığmaz, yetmez.

Saygıyla Kayda Geçsin Efendim

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com